banner23

banner26

banner24

banner25

Allah Allah sedaları dağı taşı bürüdü; komutanlar kol kol olmuş her taraftan yürüdü!

Son darbe vurularak hürriyeti elinden alınmak istenen bir ülke… Yorulmuş ama usanmamış, dimdik ayakta bir millet… Sevr’i kabul ettirmek üzere gelen farklı milletlerden düşman askerleri, kimisi denize dökülerek geri dönmek zorunda kaldı.

ARAŞTIRMA-ANALİZ 30.08.2020, 02:44
Allah Allah sedaları dağı taşı bürüdü; komutanlar kol kol olmuş her taraftan yürüdü!
banner34

1. Dünya Savaşı’nın fiilen sona erdiği günlerdi. Çanakkale’yi ve birçok cepheyi geçemeyen, Türk Milleti’ni müstemleke bir hale getiremeyen İtilaf devletleri, topyekûn işgal girişiminde bulundu. Hesapları doğrultusunda İstanbul’a çıkan İtilaf donanmasının yanında; İngilizler Maraş, Samsun, Urfa ve Merzifon’a (Amasya), İtalyanlar Antalya ve güneybatı Anadolu’ya, Fransızlar ise Adana’ya yerleştiler. Aynı yılın (1919) Mayıs’ında da İtilaf devletlerinin desteği ile Yunanlılar İzmir’i işgal ettiler. Yorulmuş ama tüketilememiş Türk Milleti ise tüm bu olanlar karşısında Kuvay-i Milliye direnişini başlattı.

1921 yazı bitiminde Sakarya’da Yunanlıların işgal girişimine direnen Türk Ordusu, 22. günün sonunda kanlı çarpışmalarla düşmanı durdurmayı başardı. Savunmadan saldırıya geçilen bu muharebe İsmail Habip Sevük'ün ifadesi ile; “1683’te Viyana'da başlayan çekilmenin, 238 sene sonra Sakarya'da durdurulması” olarak tanımlanan büyük bir direniş örneği oldu.

Gözünü Türk yurdunun tamamına diken düşmanın bunlarla yetinmeyeceği belliydi. Bir şeyler yapmak gerekiyordu. Mustafa Kemal (Atatürk), Kazım (Karabekir) ve Ali Fuat (Cebesoy) Paşalar aksiyon alma taraftarı olsalar da siyaset ve ordunun tamamı aynı fikirde değildi. Galip gelen fikir tecrübeli ve güçlü paşaların izledikleri yol oldu ve başlayacağı tarih sır gibi saklanan, özel olarak Malazgirt ve Mohaç Zaferleri’nin yıldönümü olarak seçilmiş 26 Ağustos günü düşmanı tüm yurttan atmak üzere “Büyük Taarruz” başlatıldı. Bu mücadelede en büyük paylardan biri hiç şüphesiz, bir yıldır orduya hazırlık ve gerekli tertibatı yılmadan sağlayan, başkomutanın bu konuda büyük övgü ile bahsettiği Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa'nındı.

[İlk sırada soldan sağa; Ali Fuat (Cebesoy), Cevat (Çobanlı), Fevzi (Çakmak)-Genelkurmay Başkanı, Kazım (Karabekir) ve Fahrettin (Altay) Paşalar görülüyor.]

Şafak vaktiydi… Güneşin doğmasına çok vakit kalmamış, Türk topçuları dimdik ayakta gelecek emri bekliyorlardı. Başkomutan Mustafa Kemal ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak komutasındaki Türk Ordusu bir milletin bağımsızlığını ayaklar altına almak isteyen düşmana gerekli dersi vermek üzere Afyonkarahisar sınırında bulunan Kocatepe’de ve tehdit altındaki tüm yurtta tedbirini almıştı. 

Beklenen emir geldi! Şafak vakti duyulan top sesleri sonrasında Türk askeri hücuma geçerek Tınaztepe, Kalecik Sivrisi ve Belentepe’den tüm düşmanı uzaklaştırdı.

[Kocatepe]

İlk günden, Büyük Kaleciktepe ile Çiğiltepe arasında kalan alanda, düşmanın birinci hat mevzileri ele geçirildi. Düşmanın ulaştırma kollarına başarılı taarruzlarda bulunuldu. 27 Ağustos’ta yine tüm cephelerde tekrar taarruza geçilerek Afyonkarahisar düşman işgalinden kurtarıldı. 28 ve 29 Ağustos'ta da titizlikle sürdürülen taarruz, düşmanın hezimetiyle sonuçlandı. 29 Ağustos’ta komutanlar tarafından yapılan toplantıdan, hızlıca harekete geçilip taarruzun kısa sürede sonuçlandırılması kararı çıktı; buradan hareketle 30 Ağustos’ta da aynı plan aksamadan ve hız kesmeden devam edecekti. Yine şafak vakti harekete devam eden Türk Ordusu, 30 Ağustos 1922’de, Kütahya/Altıntaş ilçesi Zafertepe Çalköy'de taarruza geçti. Bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından yönetilen Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde Türk askeri işgalci Yunan birliklerini çepeçevre sararak yok etti. Açıkta kalan bazı Yunan birlikleri ve onların önemli generalleri arkalarına bakmadan kaçmak zorunda kaldı.

Bu zaferin ardından Yunanlıların tekrar savunma düzenine geçmesinin önüne geçerek onları bertaraf etmek için alınan karar akabinde 9 Eylül’de düşman İzmir'de denize döküldü.

30 Ağustos; ülke sınırlarının süngü ile belirlendiği ve Türk Milleti’nin bağımsızlığının asla başkalarına teslim edilmeyeceğinin nişanesi olan bir zaferdir. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ve ilk Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşalar başta olmak üzere bu uğurda toprağa düşmüş, kan ve ter dökmüş tüm vatan evlatlarını saygı, hürmet ve rahmet ile anıyoruz.

18°
parçalı bulutlu