banner23

banner31

banner24

I. Dünya Savaşı’na giden yolda politik yönü ile; “Başkomutan Vekili” Enver Paşa

Hakkında söylenen çokça sözün belirli bir kısmı efsaneye dayanan İsmail Enver Paşa’nın kuşku olmayan yönü ömrü boyunca bütün enerjisini sevdalı olduğu memleketine adamasıydı. Yaşadığı talihsizlikler onu yolundan alıkoymamıştı. Aldığı tüm zorlu görevler ülkesinin de çok zor zamanlardan geçtiği dönemlere denk gelmişti. Bu vazifelerden en önemlisi ise Harbiye Nezâreti (Millî Savunma Bakanlığı)’ydi.

ARAŞTIRMA-ANALİZ 04.08.2021, 12:58
I. Dünya Savaşı’na giden yolda politik yönü ile; “Başkomutan Vekili” Enver Paşa

Doğumundan vefatına hakkında birçok şey söylenen, yazılan/çizilen Enver Paşa 99 yıl önce bir Kurban Bayramı sabahı askerleriyle bayramlaşırken ani bir Rus baskını sonucu mitralyöz kurşunu ile şehit oldu.

Hakkında söylenen çokça sözün belirli bir kısmı efsaneye dayanan İsmail Enver Paşa’nın kuşku olmayan yönü ömrü boyunca bütün enerjisini sevdalı olduğu memleketine adamasıydı.

Yaşadığı talihsizlikler onu yolundan alıkoymamıştı. Aldığı tüm zorlu görevler ülkesinin de çok zor zamanlardan geçtiği dönemlere denk gelmişti. Bu vazifelerden en önemlisi ise Harbiye Nezâreti (Millî Savunma Bakanlığı)’ydi.

Bahsettiğimiz periyodun her noktasıyla derinlemesine incelenmeden anlaşılması oldukça güç ancak bu yazıda olduğu gibi temel düzeyde konuyu ele almak bile o devrin nasıl meşakkatli bir dönem olduğunu anlatmaya yetiyor…

Başkumandan Vekili, Harbiye Nâzırı, Erkân-ı Harbiye-i Umûmiyye Reisi…

1913’te Harbiye Nâzırı olan Enver Paşa’nın, 1914’te Erkân-ı Harbiye-i Umûmiyye reisliği (Genelkurmay Başkanlığı) görevini de üstlenmesiyle sorumluluğu katlanmıştı.

Uzun yıllar dağlarda çetecilere kök söktürmesi halk tarafından büyük bir karşılık bulmuştu ancak asıl nâmını Bâb-ı Ali Baskını sonrası Bulgar işgaline uğrayan Edirne’yi, II. Balkan Savaşı sırasında düşman tahakkümünden kurtararak saldı ve bu olay onun saygınlığını daha da arttırdı. (1)

O dönemlerde Osmanlı Bahriye Sanayii Alayları’nı kuran ve çağın gereklilikleri ile uyumlu iş gücünü oluşturmaya çalışan Osmanlı Devleti daha önceki yıllardan beri (18.-19. yy.’dan beri) savunma alanında ve askerî alanda ithal danışmanlık hizmeti alıyordu. Bu hizmetin büyük bir kısmı ise Alman Ordusu’ndan sağlanıyordu. Öte yandan 1883-1886 yılları arasında Alman silah ticaretinin can damarı Osmanlı Devleti olmuş hatta bazı savunma sanayii ürünleri konusunda ülke içinde başka rakibi olmamıştır. (2)

Ne yazık ki bunun sebebi yorgun olan ordunun askerî kabiliyetlerinin eskiye nazaran azalmış olmasıydı. Bu noktada Enver Paşa görevine ilk olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun devamı olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda rol alan asker kadrosunun yükselmesini sağlayacak hamle ile başladı; Balkan Savaşları’nda yorulan ve hezimete uğrayan orduyu gençleştirdi ve yaşlı askerlerin önemli bir kısmını emekliye ayırdı.

Devlet içerisindeki tüm bu ilişkiler ve bizzat devlet olarak silah ve askerî anlamda Almanlara yakınlık, Enver Paşa’nın da –hem asker hem de bir siyasî olarak- desteklediği bir tutum olmuş ve paşa, eğitim de aldığı Almanya ile ilişkilerini hep sıkı tutmuştur.

II. Meşrutiyet dönemi ile beraber devlet ekonomik olarak millî bir yol izlemeye çalışmış ve Enver Paşa’nın fiilî liderliğinde yönetimi ele alan İttihat ve Terakki, ‘iktisadî egemenlik sağlanmadan millî egemenliğin gerçekleşemeyeceği’ düşüncesiyle tek taraflı olarak yurtdışına tüm kapitülasyonları kaldırmıştır.

Aynı düşünceden hareketle orduyu gençleştirmekle beraber endüstriyel anlamda da kazanım sağlamaya çalışan Harbiye Nâzırı Enver Paşa çeşitli girişimlerine rağmen dünya savaşı şartlarından dolayı bu şansı önemli ölçüde yakalayamamıştır.

Avrupa basını Paşa’nın kabine görevini nasıl karşıladı?

Bu zor zamanlarda savunma bakanlığı ve genelkurmay başkanlığı yapan Enver Paşa’nın getirildiği görevler Avrupa basınında da geniş yer bulmuştu. 1876’dan 1944’e kadar yayın yapan ve o dönem büyük bir tirajı bulunan Le Petit Parisien isimli gazete, Türk Ordusu’nda büyük şöhreti bulunan Enver Paşa’nın morali yükselttiğinin altını çiziyordu. Bu ve muadili gazeteler Harbiye Nâzırı Enver Paşa’nın ne gibi askerî atılımlarda bulunacağını merak ediyor, dikkatle takip ediyorlardı.


[I. Dünya Savaşı dönemlerinden bir küpür, Le Petit Parisien]

Avrupa’nın bu merakını gidermek ve kendisinin saldırgan biri olduğuna dair yapılan asılsız yorumları boşa çıkarmak için 1914 yılında Journal des Debats gazetesine; “Gördüğünüz gibi saldırganlıktan uzak biriyim. Askeri düzenlemelerin yapılmasının sebebi savaş çıkarmak değil diğer ülkeleri barışa mecbur etmektir”  beyanatını verdi. Devamında amacının orduda yapılacak yeni düzenlemeleri ve reformları kabineyle birlikte hareket ederek gerçekleştirmek olduğunu ifade ederek Alman generallerle dayanışma içinde çalışacaklarını Fransız basınına hatırlattı. (3)

Enver Paşa, hep söylenen; “tarih, o günün şartları göz önünde bulundurularak değerlendirilir” yargısının tam olarak ele alınarak incelenmesi gereken bir isimdir. Önüne çıkan iki yoldan birini tercih eden Enver Paşa, dünyanın kazan gibi kaynadığı dönemde arkadaşlarıyla görüş ayrılığı yaşamış ve savaşa Almanya’nın yanında girme kararını uygulamıştır. Savaşta Milli Savunma Bakanı olarak askerî harekatın yönetimini ele almış ve fiilî kumandası Kafkasya Cephesi olmuştur. Burada yaşadığı Sarıkamış Hezimeti ile ciddi sarsıntı geçirmiştir. Ancak bu, her ne kadar ciddi ve elim bir hezimet olsa da bugün etrafta dolaşan rakamlar ve genel anlatıların ekserisi gerçekliğe dayanmamaktadır.

Enver Paşa’nın Harbiye Nezâreti, Talat Paşa Kabinesi’nin istifasıyla son buldu. Buna rağmen mücadelesi ve ülkesi için azminden vazgeçmemiş Türk ve Müslüman halklarını kalkındırmak için büyük bir çaba sarfetmiştir. Bazı kurmay arkadaşları ve bir sabotaj ile şehit edilen, Türk savunma sanayii tarihinin önemli isimlerinden Nuri Killigil Paşa ile bereber hareket etmiştir. Şehadeti de, bir Kurban Bayramı sabahı Rus mitralyözüne “yalın kılıç koşarak” olmuştur.


[Enver Paşa'nın naaşını saklayan Tacik aile]

Adına marşlar yazılan, umut bağlanan Enver Paşa'nın Pamir Dağı eteklerindeki şehadeti sonrası naaşını Tacik bir aile tam 74 yıl saklamıştır ve ancak 1996 yılında Türkiye’ye getirilebilmiştir. Kabri, İstanbul Çağlayan Adliyesi arkasında Âbide-i Hürriyet tepesinde bulunmaktadır.

Kaynakça:
(1) www.islamansiklopedisi.org.tr
(2) Yasin Şehitoğlu/Enes Kurt, "Türk Savunma Sanayii Tarihi - Dönemler ve Aktörler", Ötüken Yayınları, 2021
(3) Dr. Mustafa Kırışman, I. Dünya Savaşı Başlarında Fransız Basınında Enver Paşa Algısı, Social Science Studies Journal, 2017

22°
parçalı bulutlu