banner23

banner26

banner24

banner25

Sadakat ve aidiyet timsali: Sudanlı Zenci Musa

Sudanlı Musa'nın vatana ve mukaddesata olan sevgisi vefat ettiğinde birkez daha gözler önüne serildi; Özbekler Tekkesi’nde son nefesini verdiğinde yanında kendisine ait kefeni, cebinden çıkan bir adet Osmanlı haritası, Kur'an-ı Kerîm ve bir de Eşref Bey’in fotoğrafı vardı.

ARAŞTIRMA-ANALİZ 13.09.2020, 14:33
Sadakat ve aidiyet timsali: Sudanlı Zenci Musa
banner34

Sudanlı Zenci Musa, hayata Girit Adası’nda gözlerini açmış, ömrünü Osmanlı topraklarının savunmasında ve komutanı Kuşçubaşı Eşref Bey’in emrinde geçirmiş bir fedaiydi. 1880 yılında Girit’te dünyaya gelen Sudanlı Musa, Kahire’de dedesinin yanında büyümüştür. Tam bir Osmanlı sevdalısı olan dedesinin yanında yetişen Musa, Osmanlı’nın en sancılı dönemlerinde yaşamıştır.

Trablus’ta Eşref Bey ile tanışması ve Edirne'nin Fethi

Ömrünü cepheden cepheye koşmakla geçiren bu yiğit adam, 1911 yılında Senusilerin, İtalyan işgaline karşı başlattığı mücadeleye gönüllü olarak katıldı. 1912’de Trablusgarp’ta Enver Bey komutasında eğitim gördükleri sırada, Osmanlı Subayı olan Kuşçubaşı Eşref Bey ile tanıştı. Kuşçubaşı Eşref Bey, gözünün gördüğünden korkmayan, devlet adına önemli ve gizli vazifeler verilen bir subaydı. Sudanlı Musa ise onu bir ağabey gibi sevmişti. 

Musa’nın serüveni Eşref Bey ile başlamıştır diyebiliriz. Osmanlı’nın Trablusgarp’ta acı bir şekilde kaybedişini ardından birlikte İstanbul’a dönmüşlerdir. Edirne’nin tekrardan fethedilmesinde Süleyman Askeri ve Kuşçubaşı Eşref gibi komutanlarıyla birlikte savaşmıştır. 

Gizli ve Tehlikeli Görev

Sudanlı Musa’ya bir gün komutanı Eşref Bey önemli bir görev vermişti. Uzun zamandır Yemen’de destek iletilemeyen 7. Orduya 300.000 altın götürülecekti. Ancak bölgede İngilizler ve kışkırttıkları bedeviler bulunduğundan bu, gerçekleşmesi zor bir görevdi. 

Eşref Bey emri altında bulunan ekibi İkiye ayırdı. Bunlardan biri Sudanlı Musa’nın olduğu koldu. Ekibin Eşref Bey kolu, 25.000 kişilik bir kuşatmanın altında kaldı ve 2 gün süren çatışma sonrasında bir çoğu hayatını kaybetti. Kuşçubaşı Eşref Bey ise yaralı bir şekilde esir alındı. 

Tüm bunlar yaşanırken  Musa, develeriyle ve savunmasız bir şekilde çölü aşmış ve uzun zaman sonra, Yemen’de zor durumda olan 7. Orduya 300.000 altını ulaştırmıştı. Sudanlı Musa, kendisine verilen görevi başarıyla yerine getirmiş ancak Kuşçubaşı Eşref Bey’ini artık göremeyecek olmanın hüznünü üzerinden hiç atamamıştır. 

 “Ben bu yoksul, garip milletten maaş almam” 

Musa İstanbul’a döndüğünde şehir işgal altındaydı. Sudanlı Musa’yı Yemen’den tanıyan Ali Sait Paşa onu gördüğünde emekli maaşı başlatabileceğini bildirmiş ancak Sudanlı Musa, “Ben bu yoksul, garip milletten maaş almam” yanıtını vermiştir. 

Afrikalı bir siyahinin Osmanlı Devleti’ne böylesi bir aidiyet hissetmesi, bugün çok uluslu devletlerde pek rastlanır bir durum değildir. 

Sudanlı Musa’nın, Ali Sait Paşa’dan gelen emeklilik teklifini kabul etmemesinin ardından Sait Paşa, Sudanlı Musa’ya Karaköy Gümrüğünde kâhyalık görevi teklif etmiştir. Bunun üzerine ise Musa, “Ben kâhyalık yapmam! O görevi yaşlı bir müslümana verin. Ben hamallık yaparım” yanıtını vermiştir. 

Vatanperverliği ve cesaretinin yanında yumuşak başlılığı ve güzel âhlakıyla bilinen Musa, Karaköy’de hamallık yapmaya başlamıştır. 

General Harrington’dan teklif 

Musa, gündüz Karaköy’de hamallık yaptığı, geceleri ise Anadolu’da yapılan milli mücadeleye silah kaçırdığı dönemde İşgal Kuvvetleri Komutanlarından General Harrington’un dikkatini çekmiştir. 2 metreyi aşkın boyuyla hamallık yapan Musa’yı yanındakilere soran General Harrington, Yemen’e 300.000 altını ulaştıran Eşref Bey’in emir eri olduğunu öğrendi. Sudanlı Musa’ya emri altına girmesi karşılığında yüklü miktarla para teklifi yapan General Harrington’a Sudanlının yanıtı çok sert olmuştu: “ Her teklif herkese yapılmaz. Bu sözleriniz beni ancak rencide eder. Benim bir devletim var; Osmanlı Devleti. Bir de bayrağım var; Ay yıldızlı bayrak. Kumandanım ise Kuşçubaşı Eşref Bey’dir. Bu iş daha bitmedi. Sizinle mücadelemiz devam edecek.”

Sudanlı Zenci Musa ömrünün son döneminde ise verem hastalığına yakalanmıştır. Özbekler Tekkesi’nde son nefesini verdiğinde kendisine ait kefeni, cebinden çıkan bir adet Osmanlı haritası, Kur'an-ı Kerîm ve bir de Eşref Bey’in fotoğrafı vardı. 

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy,'un Safahat'ında, “Eşref Bey’in emir eri Zenci Musa, Omzundan arşa yükseldi Nebi İsa!”  ifadeleriyle andığı Sudanlı Musa Bey'in kabri, bugün Üsküdar’da bulunan Özbekler Tekkesi’ndedir. 

24°
açık