banner23

banner26

banner24

Şanlı bir zafer:1071 Malazgirt

949 yıl önce bugün, kendisinden başka hiçbir güç tanımayan dönemin Bizans İmparatoru Romen Diyojen Türk atlılarını karşısında buldu.

ARAŞTIRMA-ANALİZ 26.08.2020, 11:51
Şanlı bir zafer:1071 Malazgirt
banner34

Dandanakan Savaşı sonucunda tarih sahnesine merhaba diyen Büyük Selçuklu Devleti, varlık gösterdiği yıllar boyunca Türk dünyası adına birçok büyük zafere imza atmıştı. Bu zaferlerin en önemlilerinden biri, Anadolu'nun yurt edinilmesini sağlayacak 1071 Malazgirt Zaferi'ydi. Malazgirt, Türklere Anadolu’nun kapısını aralayan bir zafer niteliği taşıdığından Türk ve dünya tarihi açısından bir dönüm noktasıdır ve bu yüzden büyük bir öneme sahiptir. Büyük Selçuklu Devleti’nin ilk Sultanı Tuğrul Bey, yönetimde bulunduğu süre zarfında Türk Dünyası adına hatırı sayılır birçok fethe imza atmış ve devletin gelecek planlarını da bu bağlamda şekillendirmişti. Alparslan da şehzade isyanlarını bastırıp iktidara geldikten sonra amcasının yolundan gitmeye karar vermiş ve Anadolu’yu hedeflemişti. Böylece Tuğrul Bey ile başlayan Anadolu Akınları Sultan Alparslan döneminde ivme kazanmaya başladı. Anadolu’nun her yerinde Türklerin varlığını hissetmeye başlayan Bizans İmparatorluğu; İçerisinde bulunduğu maddi sıkıntılardan kurtulmak, bu akınları kökünden kesmek ve halkın üzerinde kaybolan otoritesini askeri bir zaferle yeniden kazanmak istedi.

[Ahlat]

Dönemin İmparatoru Diyojen bu fikir ve motivasyonlarla doğu seferine çıkmaya karar verdi. Diyojen’in doğu seferine çıktığını bir kumandanından öğrenen Sultan Alparslan o sıralar Mısır Seferindeydi. Duydukları üzerine Mısır seferini yarıda bırakıp, Ahlat’ın yolunu tutan Sultan, Ahlat’a geldiğinde düşman kuvvetlerinin sayıca üstünlüğünü görünce savaşı hiç değilse geciktirmek adına karşı tarafa elçiler gönderdi. Ancak zafer kazanacağına kesin gözle bakan Diyojen hiçbir barış teklifini kabul etmeyip, saldırganca davranmaya devam etti. Bunun üzerine büyük bir adanmışlıkla muharebe meydanına çıkan ve askerlerine de kendisinin savaşta öldüğü takdirde hemen oraya defnedilmesini vasiyet eden Alparslan, bu şekilde ordunun motivasyonunu yükseltmeyi başardı. Diyojen, Bizans ordusunu kendi geleneksel kaidelerine göre konumlandırmıştı. Alparslan komutasındaki Türk ordusu ise muharebede hilal taktiğini kullanmaya karar vermiş ve bu şekilde konuşlanmıştı. Türk tarafının ok atışlarıyla başlayan muharebede Alparslan’ın beraberindeki askerlerine aldatıcı bir çekil emri vermesi üzerine; zaten saldırgan davranan Diyojen, karşı tarafın kaybettiğini düşünerek, Alparslan’ın ordusunun taktik gereği geri çekilen merkez kuvvetinin peşine düştü.

[Giovanni Boccacio'nun De Casibus Virorum Illustrium adlı eseri - Malazgirt Zaferi]

Türk ordusunun sadece bir kısmını kovaladığından habersiz Bizans ordusu, kısa süre sonra sağ ve sol kanatlardan Türk oklarına maruz kalmaya başladı. Bunun üzerine kuşatıldığını anlayan Diyojen, orduyu toparlamasının artık imkansız olduğunu idrak edince yakın birliğiyle kaçmaya çalıştı ancak bunu da başaramayınca Büyük Selçuklu Devleti’ne esir düştü. Böylece savaş, mağlup taraf Diyojen’in, galip taraf Sultan Alparslan’a fidye ve vergi ödemesini gerektiren bir anlaşma ile sona erdirilmiş oldu.

Savaştan sonra ülkesine geri dönme planları yapan Diyojen Bizans tahtından indirildi. Ceza olarak gözlerine mil çekilen Diyojen, birkaç gün sonra kapatıldığı manastırda öldü. Diyojen’den sonra tahta geçen VII. Mihail’in, Diyojen ve Alparslan arasında yapılan anlaşmanın geçersiz olduğunu ilan ettiğini haber alan Alparslan, ordusuna ve Türk Beylerine Anadolu’yu fethetmelerini salık verdi. Bilahare Türkler bu emir doğrultusunda Anadolu’yu fethe başladılar. Anadolu ve Türkler arasında yüzyıllar boyu süren ve halihazırda da devam eden birliktelik günleri böylece başlamış oldu.

[Sultan Alparslan, İmparator Romen Diyojen'i küçük düşürürken; Boccaccio'nun De Casibus Virorum Illustrium eserinin 15. Yüzyıl'da resmedilmiş bir Fransız çevirisi]

Tarihi zaferlerle dolu şanlı Türk Milleti, 26 Ağustos 1071 yılında Malazgirt’ten zaferle ayrılmış oldu. Selçuklular, Anadolu’ya girip Türklüğü ve İslamı yayarken, gelecekte yaşanacaklardan ve torunlarının cihana hükmedeceğinden habersizdi.

Ağustos ayı Türk Milleti için tek bir yazı veya çalışma ile anlatılamayacak kadar ince detaylı zaferlerle doludur. 1071 Zaferi'nden yıllar sonra Anadolu’yu yurt belleyen Türkler, yine bir 26 Ağustos günü Mohaç Meydan Muharebesini sadece bir gün içerisinde kazanmış ve Kanuni Sultan Süleyman öncülüğündeki Osmanlı Ordusu, dönemin güçlü Macar Ordusunu saatler içerisinde yok etmiştir. Yine 1071’de Anadolu’ya yerleşmeye başlayan Türkler, daha önce defalarca denenip başarılı olunamamasına rağmen, 850 sene sonra tekrar vatanlarından atılmaya çalışılmış ve bu durum 30 Ağustos 1922'de 'Büyük Taarruz'u doğurarak Türk Milletinin zaferi perçinlemiştir.

1071’den 1453’e, Mohaç’tan Dumlupınar’a, Kuvâ-yi Milliye’den Sarıkamış’a... bu büyük mücadelelere katılan, şehit olan ve komutanlık eden büyüklerimizi saygıyla anıyor, Allah’tan rahmet diliyoruz.

28°
açık