banner23

banner26

banner24

Soğuk Sularda Sıcak Gerilim: ABD ve Rusya'nın Arktik Mücadelesi

Küresel ısınmanın Arktik bölgesindeki buzulları eriterek yeni fırsatlara sebep olduğunu düşünen devletler, bölgedeki hakimiyetlerini güçlendirmek için verdikleri çabaları her geçen gün artırıyor.

ARAŞTIRMA-ANALİZ 07.03.2021, 13:48
Soğuk Sularda Sıcak Gerilim: ABD ve Rusya'nın Arktik Mücadelesi
banner34

Atmosferin en alt tabakası olarak bilinen ve atmosferdeki gazların yüzde 75’ini barındıran troposfer katmanındaki sera gazlarının giderek artması sonucunda meydana gelen “küresel ısınma”, genel kabul gören anlamıyla büyük bir tehdit olarak algılanmaktadır. Ancak devletlerin politikaları perspektifinden meseleye bakıldığında küresel ısınmanın, çeşitli fırsatları beraberinde getirecek bir hadise olarak değerlendirildiği görülür.

Vatandaşlar “sular altında kalma” tehdidini düşünerek küresel ısınmayı endişe ile karşılarken devletler, yeni kaynaklar ve ticaret yolu potansiyelini fırsat olarak değerlendirerek yeni planlar üzerinde çalışmakta ve çeşitli bölgelerde askeri üsler kurarak veya Kutup bölgesine yakın yerlerde güç gösterileri yaparak “büyük felaketi” karşılamaya hazırlanmaktadır. Bu bağlamda Arktik bölgesinin Rusya, ABD ve Çin başta olmak üzere bir egemenlik yarışına ev sahipliği yaptığı söylenebilir.

Arktik bölgesi neden önemli?

Küresel ısınmanın ardından Arktik Okyanusu’nu kaplayan buz tabakasının erimesiyle bölgede yer alan hidrokarbon kaynağına erişimin kolaylaştığı ve dünyadaki petrol rezervlerinin yüzde 6’sının bu bölgede olduğu bilinmektedir. Ayrıca bölge, doğalgaz kaynaklarının yüzde 24,3’üne (47 trilyon metreküp) ev sahipliği yapmaktadır. Bunların yanı sıra Arktik, biyolojik kaynaklar açısından da oldukça zengindir.

Arktik bölgesindeki kaynaklar, savunma sanayii alanı için ayrıca önem arz etmektedir. Bölgede bulunan nadir toprak elementlerinin F-35’lerde olduğu gibi gelişmiş savaş uçaklarında kullanıldığı bilinmektedir. Aynı zamanda bu nadir elementler akıllı telefonlar, elektrikli aletler ve rüzgar türbinleri gibi alanlarda da kullanılmaktadır. Financial Times’ta 16 Şubat 2021 tarihinde yayınlanan bir haber, nadir toprak elementlerinin Çin ve ABD arasında oluşturduğu rekabeti gösterir nitelikteydi. Haberde Çin’in, ABD’ye yönelik “nadir toprak elementlerinin ihracatını sınırlamanın” yollarını aradığı aktarıldı. Bunun dışında Çin bu konuda kendi üretim kapasitesini nasıl artıracağının araştırmalarını da yapıyor ve elbette kaynaklara ulaşımda mühim bir yere sahip olan Arktik bölgesi için çeşitli politikalar yürütüyor. Örneğin geçen yıllarda kendisini Arktik bölgesine yakın ülke olarak ilan etmesi gibi…

Aynı zamanda Arktik Okyanusu’nun buzullardan arınması durumunda, Kuzey Denizi Rotası ve Kuzeybatı Geçidi’nin geleneksel su yollarının yerine geçebilme potansiyeli de devletlerin bölgeye olan ilgisini artıran sebeplerdendir.

Arktika bölgesinin stratejik konumu da devletlerin ilgisini cezbeden unsurlardan biridir. Öyle ki Arktik bölgesi, olası bir hava saldırısı durumunda kullanılabilecek en kısa rotadır. Aynı zamanda Arktik bölgesinin Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika kıtalarını birleştirmesi stratejik önemini artırmaktadır. Bu bağlamda Arktik bölgesine hakim olmak, dünyanın bütün kuzey yarım küresini kontrol altında tutabilmek manasına da gelmektedir.  

Ülkeler savunma araçlarını Arktik’e göre geliştirmeye özen gösteriyor

Savunma araçları geliştirilirken başat faktörlerden biri çevresel koşullara uyumluluklarıdır. Buna örnek olarak Arktik bölgesiyle ilgilenen Çin, Hindistan ve Güney Kore gibi ülkelerin “buz kıran gemileri”ne yoğunlaşması gösterilebilir. Öyle ki söz konusu ülkeler buz kıran gemileri inşa edebilmek ve yeni teknolojilere ulaşabilmek için araştırma merkezleri açmıştır.

Farklı bir örnek olarak Rusya; Murmansk, Barents Denizi ve bitişik Arktik sularını nükleer caydırıcılığı sürdürmek için hayati bir savunma alanı görüyor. Bu bağlamda Sovyet döneminde kıtalararası balistik füzelere (ICBM) özel bir önem verildiği görülür. Sovyet rejiminin son bulmasının ardından deniz temelli nükleer varlıklar, Rusya savunmasının bel kemiği haline geldi. ABD donanması derin okyanuslara yelken açabileceği nükleer denizaltılar geliştirirken Rusya, denizaltılarını buz örtüsünün yakınında veya altında avantaj sağlayacak şekilde geliştirdi.

Rusya ve Arktik

Arktika bölgesinde en uzun sınıra sahip olan Rusya’nın bölgeye olan ilgisi özellikle 2000’li yıllardan sonra arttı. 2008 yılında yaşanan Gürcistan-Rusya Savaşı ve 2014 yılındaki Ukrayna Krizi, diğer arktika bölgesi ülkelerinin Rusya’ya yönelik tedirginliğini yükseltti. Rusya’nın agresif politikalarıyla cereyan eden gerginlik Arktika’ya yansıdı ve bu iki olaydan sonra geniş bir güvensizlik atmosferi oluştu.

Rusya için batıda Norveç sınırıyla başlayan, doğuda ABD ve Alaska deniz sınırı ile son bulan; bu şekilde ülke topraklarının yüzde 60’ını oluşturan bir bölge olarak görülen Arktik, aynı zamanda Rusya’nın enerji ihtiyacının çoğunu barındırmaktadır. Nitekim bunu net bir şekilde ilan eden Rusya tarafından 2008 yılında yayınlanan bir raporda Arktik bölgesinin, orta vadede Rusya’nın sosyal ve ekonomik gelişimine dair sorunlarının çözümünde kullanacağı kaynakların temel sahası olduğu belirtildi. Nitekim Rusya son yıllarda Arktik bölgesindeki askeri tesislerini, bölgeye gönderdiği askeri birlik ve teçhizatını artırdı.

Norveç merkezli Arktik gerilimi

Rusya bölgede askeri faaliyetlerini artırırken ABD de geri kalmıyor. Geçtiğimiz günlerde Norveç merkezli gelişen ABD-Rusya gerilimi, aynı zamanda Arktik politikalarının bir yansıması olarak değerlendirilebilir nitelikteydi. Şubat ayının sonlarında ABD Hava Kuvvetleri bünyesindeki B-1B Lancer bombardıman uçakları eğitim için Norveç’e konuşlandırıldı.

Norveç’in orta kesimindeki ve F-35 uçaklarını da barındıran bir askeri üsse gönderilen uçakların, ortak bir tatbikat için kullanılacağı bildirildi. Ancak mevcut politikalar, konuşlandırmanın ardından yaşananlar ve askerî uzman Jerry Hendrix’in açıklamaları bunun, eğitimden fazlası olduğunu düşündürmeye yetti.

“Ruslara, anladıkları dilden baskı yapmak”

Hendrix B-1B bombardıman uçaklarıyla gerçekleştirilmesi planlanan görevin mesajının açık olduğunu belirterek gelişmeleri, “Ruslara, anladıkları dilden baskı yapmak” olarak değerlendirdi. Ardından Kremlin tarafından yapılan bir açıklamada Rus Hava Kuvvetleri’nin, Tu-160 ağır bombardıman uçaklarıyla ABD konuşlandırmasının bulunduğu bölgede 12 saatlik uzun bir Kuzey Avrupa taraması yaptığı açıklandı.

Devamlı karşılaştırılan Rockwell B-1 Lancer ve Tupolev Tu-160 bombardıman uçakları, birbirlerine çok benzemeleriyle bilinir. Süpersonik değişken kanatlı stratejik bombardıman uçağı B-1 Lancer, Soğuk Savaş’ın sonunda Rockwell International tarafından üretildi. Tupolev tarafından üretilen Tu-160 stratejik bombardıman uçakları da Sovyetler tarafından üretilen ağır bombardıman uçaklarının sonuncusu oldu.

İki uçak arasındaki önemli farklardan biri, B-1B Lancer’ın alçak irtifada uçması ve güçlükle 1.25 Mach hıza ulaşmasıdır. Bu durum uçağın güçlü bombardıman sistemlerinin bulunduğu yerlerde uçmasını zorlaştırmaktadır. Farklı bir açıdan B-1B Lancer, yerdeki objelerin radar görüntülerini alabilmekte ve hassas silahlar kullanabilmektedir. Rus Tu-160 uçakları daha büyük ve daha hızlıdır. B-1B Lancer en fazla 216 bin kilogram ağırlıkla kalkış yapabilir, Tu-160’ların maksimum kalkış ağırlığı 272 bin kilogramdır ve 2.05 Mach’ın üzerinde hız yapabilir. ABD, halihazırda Norhtrop Grumman tarafından üretilen ve sır gibi saklanan B-21 Raider bombardıman uçaklarını, 2025’ten sonra B-1 Lancer’ların yerine kullanmayı planlamaktadır.

Rusya’nın Tu-160 uçaklarıyla gerçekleştirdiği tarama faaliyeti, ABD’nin Norveç’te B-1 konuşlandırmasına karşılık resmen bir yanıt niteliği taşıdı. Elbette Norveç’in politikaları da Rusya’nın tedirginliğini artıracak durumdadır. Çünkü NATO üyesi olan Norveç’in bölgedeki askeri politikası “Rusya karşıtlığı” üzerinedir ve tüm cephelerde Rusya’yı mağlup etmek odaklı bir strateji yürütmektedir. Yaşanan son gerilim Arktik ülkeleri üzerinde yeni bir Soğuk Savaş’ın devam edeceği yönünde fikirleri artırdı ve her geçen gün etkisini artıran küresel ısınma ve eriyen buzulların oluşturduğu yeni rekabet alanı, yeni gerilimlerin oluşacağına dair beklentiyi de yükseltmektedir.

29°
parçalı az bulutlu