banner23

banner26

banner24

banner25

"Yarı iletken teknolojisi bir milli güvenlik meselesidir"

Drone teknolojisi uzmanı olan Kadir Doğan, Türk S/İHA'larının Azerbaycan savunmasındaki başarısını ve Ermeni lobisinin bu konudaki hukuksuz tutumu ile global çaptaki baskısını, SavunmaTR'ye yazdığı makalesinde anlattı.

ARAŞTIRMA-ANALİZ 17.12.2020, 14:58
"Yarı iletken teknolojisi bir milli güvenlik meselesidir"
banner34

Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ bölgesinde, ilk olarak Tovuz bölgesinde başlayan sonrasında daha da genişleyen çatışmalarda Türkiye, dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın yurt savunmasına ve haklı çıkarlarına destek oldu. Bu destek çeşitli düzeylerde gerçekleşti ancak özellikle Bayraktar TB2 İnsansız Hava Araçlarının Azerbaycan tarafından kullanılması, Azerbaycan lehine savaşın seyrini değiştirdi. Bu desteklerinde katkısıyla Azerbaycan yıllardır işgal altında olan Dağlık Karabağ bölgesini yurt topraklarına kazandırdı.

Türkiye’nin Azerbaycan’a olan desteği sonrasında özellikle Ermeni Lobisi başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler üzerinde Türkiye karşıtı kara propaganda ve lobi faaliyetlerine başladı. Özellikle ABD’de faaliyet yürüten ABD Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA) bu lobi ve propaganda faaliyetlerinin başını çekiyor.

ANCA, Türkiye’nin Azerbaycan’a desteği sonrası özellikle Türk İnsansız Hava Araçları ve akıllı mühimmatlarda kullanılan ve yurt dışından temin edilen, başta komponent seviyesindeki birçok ürüne ait, tedarikçi şirketler üzerinde baskı kurmaya başladı. Bu baskının sonucunda da birçok şirket, geçmişte çeşitli bahanelerle olduğu gibi, Türkiye’ye bu komponentlerin satışını ya durdurdu ya da azalttı.

Özellikle insansız hava araçları ve akıllı mühimmatlarda sıklıkla kullanılan bu elektronik ürünlerin kısıtlanması için ciddi bir faaliyet de yürütülmeye devam ediyor. Bu faaliyetlere boyun eğen birçok şirketten bir tanesi de dünyanın en büyük FPGA (Alan Programlamalı Kapı Dizisi) üreticilerinden birisi olan ABD merkezli Xilinx.

Xilinx’e ait FPGA ürünleri savunma sanayi sektörü başta üzere birçok yerde kullanılıyor. FPGA’ler temel olarak, çok yüksek hızlarda paralel işlem yapılmasına imkân veren, üst düzey işlem birimleridir. Bu birimler otopilot, görüntüleme sistemleri, güdüm sistemleri ve haberleşme sistemleri gibi birçok sistemde kullanılabilen sistemlerdir. Xilinx’in bu ürünlerin satışını durdurması veya zorlaştırmasının sebeplerini iyi şekilde anlamak için Xilinx’in Ermenistan’da ARGE ofisi olduğunu aklımıza getirmek yeterli olacaktır.

Sadece Xilinx’de değil, ANCA özellikle ABD merkezli birçok şirkete benzer baskıları yapıyor. Bazı alanlarda faaliyet gösteren şirketler ise dünyada kendi alanlarında tekelleşmiş durumdalar. Bu şirketlerin başında Analog Devices, Texas Instruments, STMicroelectronics ve Maxim Integrated gibi şirketler geliyor. Bu şirketler özellikle yarı iletken teknolojisi alanında ciddi şekilde kabiliyetleri olan ve Pazarı domine eden şirketler. ANCA bu şirketler üzerinde baskı oluşturarak Türkiye’ye ürün satışını durdurmak ve Türk şirketlerini zora sokmak istiyor.

Bu durumun aslında iki temel sebebi mevcut. Birincisi bu şirketler, kendi alanlarında neredeyse tekel konumdalar. Özellikle Texas Instruments gibi yarı iletken alanında uzmanlaşmış, Mikro Kontrolcü ve Dijital Sinyal İşlemcileri gibi alanlarda ciddi ürünleri olan ve dünyada büyük bir pazar payına sahip şirketler. Bu şirketler tekelleştikleri için ülkemiz başta olmak üzere birçok ülkede pazarı domine ediyorlar ve özellikle savunma projelerinde kullanılan bu gibi ürünlerin, ülkemize satışını engelleyerek şirketlerimizi zor durumda bırakmak istiyorlar.

İkinci sebep ise, bu ve benzeri lobi faaliyetleri ile Türkiye’ye çeşitli şekillerde yatırım yapmak, ofis açmak ve pazar payını artırmak isteyen bu gibi şirketleri engellemek veya bu düşüncelerine karşın Türkiye’ye karşı bir antipati oluşturmak ancak bu ambargolar yeni bir durum değil. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki PKK unsurlarına karşı başlattığı Barış Pınarı Harekâtı sebebiyle de yine birçok şirket benzer bir tutum izlemişti. Tüm bunları alt alta koyduğumuz zaman aslında bu şirketlerin veya ülkelerin hiçbir sebep olmasa bile, siyasi veya diğer çıkarlarına uygun olmaması durumunda yaptırım/ambargo gibi enstrümanlar ile Türkiye’yi baskı altına almaya çalıştıklarını görebiliriz.

Aslında ANCA gibi Türkiye karşıtı grupların baskısı ile uygulanan ambargolar bugün karşılaştığımız tek problem değil. Başta ABD olmak üzere batı merkezli, yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren ve ürünleri savunma sanayinde kullanılan tüm şirketler ITAR (Uluslararası Silahlanma Trafiği Regülasyonları) rejimine tabii şekilde hareket ediyor. ITAR aslında ABD’nin ulusal çıkarlarının korunması adına, kritik teknolojilerin satışını ve bu alanlardaki yetkinliklerin paylaşımını düzenleyen bir rejim. Bu rejim sayesinde ABD, kritik teknolojiler alanında faaliyet gösteren şirketleri düzenleyebiliyor.

ITAR’ın detaylarına bakılırsa, özellikle ABD tarafından “hasım” olarak belirtilen, Küba, Iran, Kuzey Kore, Sudan ve Suriye gibi ülkeler başta olmak üzere, ABD’nin ulusal güvenliğine tehdit unsuru oluşturacak veya ABD’nin uluslararası çıkarlarına ters düşecek hiçbir şekilde, bu ürünlerin veya teknolojilerin kullanılmasına izin verilmemesi amaçlanıyor. Birçok şirketten bırakın ürün almayı, çeşitli yazılım araçlarını indirirken bile ITAR’a tabii olunduğunu ve ABD Dışişleri bakanlığından onay alınması gerektiği belirtiliyor.

Tüm bunlara rağmen yıllardır benzer ambargolarla sürekli bir şekilde karşı karşıya kalan Türk Savunma Sanayi şirketleri de bu duruma karşı çeşitli önlemler almış durumdalar. Bu alınan önlemler arasında en başta, birçok bileşen için, farklı alternatifli çözümler üretilmesi geliyor. Tek bir ürüne veya şirkete bağlı kalmadan, çeşitli alternatifler ile geliştirilen alt sistem veya platformlarda, uygulanan ambargo veya yaptırımların etkisi azaltılabiliyor.

Bu önlemler ürünlerin üretimi veya tasarımında yaşanabilecek aksaklıkları giderse de geliştirici şirketler adına birçok olumsuz yanları da var. Özellikle bu önlemler sebebiyle, bazı ürünlerin maliyetlerinin artması, sürdürülebilir bir teknolojik gelişimin sağlanamaması ve kalıcı ürün geliştirme mimarilerinin kurulamaması gibi birçok olumsuz etkisi de mevcut. Peki bu durumda ne yapılmalı?

[Makalenin yazarı Kadir Doğan, makine mühendisi olmakla birlikte drone teknolojisi uzmanıdır.]

26°
açık