banner23

banner26

banner24

banner25

"Zaten Diyarbakır'a kefenimi giyip de geldim" Ali Gaffar Okkan aramızdan ayrılalı 20 yıl oldu

"Hepinizin gözlerinden öpüyorum ve sizleri çok seviyorum. Teşkilatımı çok seviyorum. Bayrağımı çok seviyorum. Her memurum için, çoluk-çocuğu için şehit olmaya hazırım!" [Şehit Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan'ın bir konuşmasından]

ARAŞTIRMA-ANALİZ 24.01.2021, 14:19
"Zaten Diyarbakır'a kefenimi giyip de geldim" Ali Gaffar Okkan aramızdan ayrılalı 20 yıl oldu
banner34

Terörün en çok can yaktığı dönemlerden birinde Diyarbakır’a atanmıştı Gaffar Okkan. Devletin ve özellikle emniyet kurumlarının içinde nereye hizmet ettiği belli olmayan bazı kliklerin halk ile devletin arasını açtığı, faili meçhul cinayetlerin her geçen gün arttığı yıllardı. 1993 yılında I. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi eden Okkan, 1997 yılında Kars Emniyet Müdürlüğü’nden Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne tayin oldu.

Çocukken zaman zaman doğup büyüdüğü memleketi Sakarya’da babasının fırınında çalışırdı. Daha o yaşlarda vatansever bir profili olan Gaffar Okkan 1970 yılında Polis Koleji ve ardından 1973’te Polis Akademisi’nden mezun olarak vazife başına geçti.

Gittiği her yerde olduğu gibi Diyarbakır’da da insanların gönlünü kazanmak, teröre ise darbe vurmak üzere görev yaptı. Masa başı bir polis memuru olamayacağını her fırsatta dile getirdi. Bir emniyet amirinin görevi dışında işlere dahi mesai harcardı. Öyle ki polis araçlarının pazardan dönen teyzeleri evlerine götürmesi için talimat verirdi zaman zaman. Arada bilen polislerin vatandaşla Kürtçe konuşmasını ve sıcaklık kurmasını isterdi, başka emellere hizmet edenlerin vatandaşı etkilemesinin önüne geçmeye çalışırdı. Bütün polisleri asayiş için Diyarbakır sokaklarına, halk ile temasa gönderdi.

Kadın polislerden kurduğu ekiplere, kaybolan çocukları bulmaları ve ailelerine teslim etmeleri için talimat verdi.

Diyarbakır’ın şehir aydınlatması üzerine bile mesai harcamıştı. Hiçbir şeyin karanlıkta kalmasını istemiyordu. O dönem şehrin en kritik noktalarına kamera koydurtarak oluşabilecek herhangi bir tehlikeye karşı şehri, 24 saat gözetim altında tuttu. Ekranları bizzat odasından takip ediyordu.

Diyarbakırspor’un maçlarına gider, gol atınca gençlere sarılır, “Ben Sakaryalıyım ama sapına kadar da Diyarbakırlıyım” diye açıklamalarda bulunurdu. Kulübün 1. Lig'e çıkması için o yoğun mesaisi arasında bir de onursal kulüp başkanlığını üstlenmiş, Diyarbakır halkının hayalini gerçekleştirmek istemişti. Gol atan futbolcular, Diyarbakır standında zaman zaman ona asker selamı verirlerdi. Diyarbakırspor, adına beste yapacak kadar çok severdi ‘Gaffar Ağabey’ini…

Her gece 1.200 küsür km. batıdaki annesini arardı, halini hatırını sorar duasını alırdı.

TRT Haber’in bir belgeselinde hatırasını anlatan bir ciğerci:

“Gece vakti elleri cebinde takım elbiseli bir adam geldi. Gecenin bir yarısı… Kolay gelsin kardeş, ne var ne yiyebiliriz? dedi. Bende, 'Sağol birader. Ciğer, dalak hepsi var ne istersin?' diye sordum. Ama bizim paramız yok dedi, şaka ile karışık. Ya hu ne olacak gel otur ye dedim bende. O yerken, sen pek buraların insanına benzemiyorsun, polis misin diye sordum. Emniyet amiriyim deyince şaşırdım. Olacak iş değildi bu çünkü. Kalkarken dedi ki, ‘Ben senin mekânına geldim sende benim mekanıma geleceksin!’

Kalktım gittim bir gün emniyete. Makamına varınca bir baktım; baklavalar, çaylar, kahveler… Oturduk sohbet ederken annesi aradı Sakarya’dan. Annesine dedi ki, ‘Ana bak burada biri var benim kardeşimdir senin de oğlundur sana selam söylüyor’. İnanın 6 çocuğum vardı o zaman, 6’sı ölse Gaffar kadar koymazdı bana…”

Bütün bunlar, terör örgütleri ve onları besleyen ülkelerin işine gelecek şeyler değil. Hataları da olan ancak, kaosu ortadan kaldırmaya gayret eden, o karışık dönemde tebdil-i kıyafet halkın arasına karışan, memuruna çeki düzen veren vatansever bir emniyet müdürü bölgede dengeleri değiştiriyor, ülkesine ve insanına büyük kazanımlar sağlıyordu. PKK ve Hizbullah terör örgütleri ciddi ivme kaybediyordu.

20 yıl önce bugün, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'ndeki makamından çıktıktan 200 metre sonra, şehitlik mevkii-mezarlığın yanındaki elektrik trafosunda birden elektrikler kesildi. Emniyet Müdürü ve eskortu ne olduğunu anlamaya çalıştığı esnada en öndeki motosikletli polislere 4 el bombası atıldı. Bir el bombasının patlamasıyla motosikletten düşen polisleri ezmemek için manevra yapan öndeki eskort karşı yola geçti; asıl hedef, şehit Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan açıktaydı. İlk çapraz ateş noktasından kurtulan şoför ikincisinden de kurtulmaya çalışırken refüje çarparak durabildi. Makam aracına yaklaşan teröristler bir de yakın mesafeden şehit emniyet müdürüne ateş ettiler. Gaffar Okkan’ın vücudundan tam 17 kurşun çıktı. Aracın arkasında bulunan üçgen şeklindeki Türk Bayrağı ise göğsüne düşmüştü.

Kendisi ile beraber Özel Kalem Müdürü Mehmet Kamalı ve 4 polis memuru (Selahattin Baysoy, Mehmet Sepetçi, Sabri Kün, Atilla Durmuş) şehit olurken 4 polis memuru da yaralandı.

[Şehit Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan'ın kabri, 2021, Sakarya]

Diyarbakır’da bir nesle merhumdan ilham ile Gaffar adı verildi. Bugün hâlâ takvimler 24 Ocak’ı bulduğunda Diyarbakır’dan Sakarya-Hendek’e Ali Gaffar Okkan’ın kabrine ziyaretler düzenleniyor.

[Şehit Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan'ın cenaze töreninden bir görüntü, Diyarbakır]

Sevda haline getirdiği Diyarbakır’da, bugün terörün kökü kurudukça Gaffar Okkan’ın ruhu daha da şâd olacak ve tüm şehit analarının o güzel kalplerine su serpilecek. Çocukları dağa kaçırılan, kaçırıldığı için -bir siyasi partinin kapısında- bekleyen ve teröre lanet eden anaların yüreği soğuduğunda tüm şehitlerin kemiklerinin sızısı geçecek…

11°
açık