Azerin: Karabağ'a bayrağımızı astık

Azerbaycan Devlet Sanatçısı Azerin, Dağlık Karabağ zaferine dair düşüncelerini ve Çırpınırdın Karadeniz eserine ilişkin kıymetli bilgileri SavunmaTR'ye anlattı.

16 Kasım 2020, 12:58 Yazar
Azerin: Karabağ'a bayrağımızı astık

Çırpınırdın Karadeniz şarkısını seslendiren Azerbaycan Devlet Sanatçısı Azerin, Çırpınırdın Karadeniz eserinin tarihini, önemini ve Türk milleti için de ne kadar değerli bir eser olduğunu anlattı.

Azerin, Dağlık Karabağ’ın Ermenistan işgalinden kurtulmasını, 1918’deki Enver Paşa'nın Azerbaycan’a yardımını ve Çırpınırdın Karadeniz’in yazarı Ahmet Cevat’ın mücadelesini SavunmaTR’ye verdiği özel röportajda anlattı.

"Biz bu savaşı bileğimizin gücüyle kazandık"

30 yıl sonra işgalden kurtarılan Dağlık Karabağ’a yeniden kavuşulmasıyla ilgili mutluluğunu vurgulayan Azerin, Türkiye’nin bu süreçteki manevi desteğini dile getirdi.

"Duygu seliyle biz bugünleri yaşadık. Duygulanmamak elde değil! Azerbaycan halkı 30 sene dertle, kederle, biraz da boynu bükük bir şekilde yaşadı. Niye? Çünkü, toprakları hep işgal altında olan bir millet ne kadar da yüzünüz gülse de bir tarafınız hep ağlar. Yani bu meselede de Azerbaycan'ın yurdu olan Karabağ; gözbebeği olan Karabağ 30 sene içinde Ermenistan Devleti'nin bu topraklarda bizim insanımıza yaptığı soykırımlar, katliamlar 1 milyon Azerbaycan vatandaşını etkiledi. Elbette bütün bunları düşünürsek, bizim 30 yıl çok sabrettiğimiz görülüyor. Bizi 30 sene içinde Minsk Grubu'nun oluşumu ile falan hep uyuttular. Yani hep sulh içinde, topraklar geri kazanılsın ölüm olmasın diye düşünülerek gelindi bu noktaya ama bu 30 sene içinde hiç ateşkes olmadı. Bizim devamlı asker ve sivil şehitlerimiz oldu. Çünkü devamlı Ermenistan oralara müdahale etti. Bu savaş kaçınılmaz bir savaştı ve bu savaşı halk gözlüyordu. 44 gün süren savaş bize gösterdi ki Azerbaycan halkı 7’den 70’e bu savaşı istedi. Çünkü 1 milyon Azerbaycan vatandaşının yurduna dönmesi lazım. Bizim orada yaşayan insanlarımız bugün öz yuvasına dönecek. Elbette ki biz, alnı ak ve yüzü açık bir şekilde her yerde öz topraklarımızda yaşayacağız. Biz bu savaşı bileğimizin gücüyle kazandık. Biz aslında bu savaşı bitirmek için savaştık. Ateşkes yoktu aslında ve biz sürekli şehit veriyorduk. 44 günde kazandığımız bu savaşta, kim düşman kim dost gördük. Bu savaşı Türkiye’nin destekleri ile birlikte kazandık. Savaş yeni başladığında İran’dan Ermenistan’a silah gitmesi, Rusya’dan uçakların uçması, Fransa’nın verdiği destek... Biz bunları gördük. Lâkin; baktık ki yanımızda sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Türkiye’den bin defa Allah razı olsun."

"Elhamdülillah! Karabağ’a bayrağımızı astık"

Azerbaycan halkının Karabağ’da yaşamanın hayalini kurduğunu söyleyen Azerin, Çırpınırdın Karadeniz eserinin bestekarı Üzeyir Hacıbeyli’nin baba ocağında, Çırpınırdın Karadeniz şarkısını söyleyecek olmanın kendisi açısından mutluluk verici olduğunu söyledi.

"Bir gün mutlaka Karabağ’ın Azerbaycan’a kavuşacağını biliyordum. Bir baba nasıl oğluna kavuşursa bugün Azerbaycan Karabağ’a öyle kavuştu. 44 günlük savaşı çok şehit vererek kazandık. Ne kadar şerefsiz bir düşmanla karşı karşıya kaldığımızı gördük. Cumhurbaşkanımız Aliyev de ‘Askerimiz adım adım ilerledikçe ne kadar şerefsiz bir düşmanla mücadele ettiğimizi gördü.’ dedi. Bizim düşmanımız o kadar Allahsız ki, ibadethanelerimizde/mescitlerimizde domuz beslemişler. Halbuki tüm dünya gelsin görsün Bakü’de Ermeni Kilisesi’ni devletimizin nasıl koruduğunu…

70 bin Ermeni yaşıyor Azerbaycan’da, Ermeniler rahatça Azerbaycan’daki kiliselerde dua edebiliyorlar. Ermeniler ise bizim ormanlarımızı yakmışlar, bizim manevi abidelerimizi dağıtmışlar. Bu 44 günlük savaş için Hulusi Akar '44 yıl konuşulacak' dedi. Çünkü biz dünyaya Türkiye ile olan birliğimizi gösterdik. Bu süreçte yanımızda sadece Pakistan ve Türkiye’yi gördük. Karabağ’ı Azerbaycan’a kavuşturarak hakkı yerine getirdik. Bir kez daha hakkın, adaletin ne olduğunu tüm dünyaya gösterdik. Azerbaycan halkı, yani oranın gerçek sahipleri, orada yaşamanın hayalini kurmaya başladı. Çırpınırdın Karadeniz eserinin bestekarı Üzeyir Bey’in baba ocağında şarkı söyleyeceğim. Bunun bir sanatçı için ne kadar mutluluk verici bir şey olduğunu kelimelerle ifade edemem. Bizim ordumuz tarih yazdı ve biz bugün o tarihi yaşıyoruz. Ben her zaman, Azerbaycan bayrağını Karabağ’a asacağız dedikten hemen sonra "İnşallah" derdim. Şimdi "Elhamdülillah" diyorum, bugünü gösteren Allah’a sonsuz şükürler olsun. Elhamdulillah! Karabağ’a bayrağımızı diktik. Üzeyir Bey ve Ahmet Cevat’ın bir davası vardı. Ben de bu türküye ve olaylara bir dava şuuru ile yaklaştım. Biz bugün bu davayı kazandık."

"Tıpkı 1918’deki gibi tarih tekerrürden ibarettir"

1918’de savaş içinde olan Osmanlı İmparatorluğu'nun yardımını anlatan Azerin, Enver Paşa'nın ülkesinde savaş olmasına rağmen Azerbaycan’a Nuri Paşa ile birlikte asker göndermesi bugün Dağlık Karabağ’da yaşanan Türkiye’nin Azerbaycan’a desteği benzer şeyler olduğunu söyledi.

"Nasıl ki tam 102 yıl önce 1918’de Ermenistan ile birlikte İngilizler ve Rus kuvvetleri Azerbaycan’a girmişti. Bizim topraklarımızı işgal ederek 50 bin insanımızı katletmişler. 1918’de Azerbaycan aydınları Enver Paşa’ya bir mektup göndermişler. Aydınlarımızın Enver Paşa'ya yazdıkları mektupta, 'Kardeşleriniz burada zor durumdadır' demiştir. Ermenistan’ın o dönem dahi büyük Ermenistan kurma hayalleri vardı. O dönem sağ olsun Enver Paşa, ülkesi savaş halinde olmasına rağmen Nuri Paşa’yı Bakü’ye gönderir ve Nuri Paşa ile birlikte Kafkas İslam ordusu Azerbaycan’a gelir. 45 gün Gence’de askere eğitim vererek Azerbaycan ordusu ile birlikte Azerbaycan’ı işgalden kurtarır. 1918’de Türk İslam Cumhuriyeti ilk Azerbaycan’da kurulmuştur. Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir. Tarih tekerrürden ibarettir. O zaman da Türkiye vardı Azerbaycan’ın yanında, bugün de Türkiye var. Türkiye her manada manevi destek verdi Azerbaycan’a ve bu zaferi, iki ülkenin zaferi olarak görüyorum."

"Ahmet Cevat, Kafkas İslam Ordusu'ndan ilham alarak Çırpınırdın Karadeniz’i yazdı"

Çırpınırdın Karadeniz eserinin Kafkas İslam Ordusu'ndan ilham alınarak yazıldığını ifade eden Azerin, eserin 102 yıllık bir tarihi olduğunun altını çizdi.

"Çırpınırdın Karadeniz’in büyük bir tarihi var. Eser olarak aslında ‘Çırpınırdın Karadeniz’ Türk halkının milli eseridir. Çırpınırdın Karadeniz’in şairi Ahmet Cevat, 1914 yılında, Kafkas İslam Ordusu’ndan ilham alarak bu şiiri kaleme alıyor. 15 Eylül 1918’de Kafkas İslam Ordusu, başta Nuri Paşa’nın girdiği Bakü sokaklarında yani bugünkü İstiklal Caddesi’nde bulunan valiliğimizin balkonunda Üzeyir Hacıbeyli, Çırpınırdın Karadeniz’e beste yapar. 102 yaşındaki Çırpınırdın Karadeniz bestesi aslında büyük bir değerdir."

“Ahmet Cevat Çırpınırdın Karadeniz sözlerini kaleme aldığı için kurşuna dizilmiştir”

Azerin, kendini Türk olarak tanımlamaktan çekinmeyen eserin yazarı Ahmet Cevat’ın mücadelesinin önemini vurgulayarak ailesinin ve kendisinin yaşadığı zorlukları anlattı.

"Çırpınırdın Karadeniz’in yazarı Ahmet Cevat şehit bir şairdir. 1937 yılında kendisini Türk olarak tanımladığı ve Çırpınırdın Karadeniz’in sözlerini kaleme aldığı için kurşuna dizilmiştir. Merhumun ailesi çok büyük bir sürgün yaşamıştır. Ahmet Cevat tutuklandığında, eşi Şükriye Hanım’ı gece vakti sorguya çekerek rahat yaşamak istiyorsa Ahmet Cevat’ı boşaması şartını öne sürerler. Şükriye Hanım buna karşılık, 'Bu imza sizin ona sıkacağınız kurşundan daha ağır gelir' der ve uzattıkları kağıdı imzalamaz. Kağıdı imzalamayıp boşanmayı reddettiği için sürgüne yollarlar Şükriye Hanım’ı… Çocuklarını ellerinden alırlar ve Ahmet Cevat’ı da kurşuna dizerler. Ben, Çırpınırdın Karadeniz’in tarihini araştırırken bu insanların geçtiği yolu öğrendim. Ahmet Cevat ölmeyi göze almış ve şehit olmuş. Şükriye Hanım’ın geriye kalan çocuklarına da akrabalarından Ana Hanım isminde bir hanım sahip çıkıyor. Hayatta hiçbir şey tesadüf değil. Benimde pasaport ismim ‘Ana Hanım’.O yıllarda Ahmet Cevat ve Şükriye Hanım’ın çocuklarına sahip çıkan da Ana Hanım, bugün Çırpınırdın Karadeniz’i sahiplenen de Ana Hanım… Bu tarihi araştırdığımda çok duygulanmıştım. Ahmet Cevat Bey’in oğluna, ' Çırpınırdım Karadeniz’in son bölümünü biraz değiştirdim, bu sizi ve Ahmet Bey’in ruhunu incitmesin' dediğimde Ahmet Cevat’ın oğlu Yılmaz bey bana, 'Ahmet Cevat bugün yaşasaydı o da sözlerini böyle değiştirirdi.' dedi."

"Çırpınırdın Karadeniz’i ifa etmeye başladıktan sonra tehditler aldım"

Çırpınırdın Karadeniz’in tarihini anlatırken birçok kez tehdit aldığını söyleyen Azerin, tehditlerin milli şuuru uyandırmaya çalıştığı için yapıldığını ifade etti.

"Çırpınırdın Karadeniz’e ben hiçbir zaman bir şarkı gibi bakmadım. Çırpınırdın Karadeniz benim için bir milletin mirasıdır. Şükürler olsun Allah’a ki, bugün Çırpınırdın Karadeniz artık İstiklal Marşı’ndan sonra söylenen marş gibi insanların sürekli dilinde bir eser oldu. Üzeyir Bey ve Ahmet Cevat’ın ruhları şad olsun. Ben yeni yeni bu eserleri ifa etmeye başladığımda tehditler aldım. Bunların sebebini de biliyorum. Çünkü insanların öz milli mensubiyetini ve milli şuurunu uyandırmaya çalıştım. Her yerde Çırpınırdın Karadeniz’in tarihini, nasıl bugünlere geldiğini ve nasıl ortaya çıktığını hala anlatıyorum."

"Karabağ’ı almamız ile birlikte Kızıl Elma'ya adım attık"

Azerin, Karabağ’ı almanın ve Nahçıvan üzerinden açılacak kara sınır koridorunun, Türkiye ve Azerbaycan için tarihi bir önem olduğunu aktardı.

"Biz bir şeyi unutmamalıyız, bizim yanımızda Türkiye Cumhuriyeti, dün de vardı bugün de var yarın da olacak. Biz Karabağ’ı alarak tüm dünyaya Türk'ün gücünü gösterdik. Cumhurbaşkanımız Aliyev’in dediği gibi biz bundan sonra hep Türkiye ile olacağız ve Türkiye ile adım atacağız. Yapılan anlaşma ve Nahçıvan özelinde anlaşılan madde çok önemli. Çünkü Azerbaycan ile Türkiye sınırları karadan birleştirilecek. Türkiye ile Azerbaycan’ı ayırmak isteyenlerin bugün kaybettiklerini bu tarihi anlaşma ile görüyorum. Karabağ’ı almamızla biz Kızıl Elma'ya ve Turan'a adım attık. Biz inşallah o günleri de göreceğiz."

"Biz Azeri değil Türk'üz"

Irklarının Azeri değil, Türk olduğunu söyleyen Azerin, düşmanın Türklükten rahatsız olmasından dolayı "Azeri" kimliğinin dayatıldığını söyledi.

"Biz bir millet iki devlet diyoruz. Bir millet Türk ve Azeri olamaz; bir millet sadece 'Türk' olabilir. Stalin döneminde kimliklerimizde Türk yazardı. Türk adımızı silmek için, bizi asimile etmek için bize Azeri denilirdi. Ben Türkiye’de Azeri’nin Azerbaycan kısaltılması gibi söylendiğini biliyorum. Biz kısaltılmış gibi bakıyoruz ama düşman öyle bakmıyor. Biz Azeri değiliz, Türkoğlu Türk'üz! Benim bu konu ile ilgili tepkim oldu bazı yerlerde çünkü bu konuda siyasi oyuna geldik. Azerbaycan’da “i” harfi var mı? Yok. Nereden çıktı o zaman bu Azeri? Bu kelimeyi lügatımızdan kaldırmamız gerekiyor. Çünkü biz Türk'üz! "

12°
az bulutlu