Bulgaristan'da Türk cumhurbaşkanı imkansız değil!

Türkiye’nin en önemli şehri İstanbul’a ve hatta başkent Ankara’ya bazı şehirlerden çok daha yakın olan eski Osmanlı toprağı Bulgaristan’da bugün hala yüzbinlerce Türk var. Daha çok yakın zamanda zorla isim değiştirmeye kadar varan, -mezar taşlarındaki Tür

17 Ekim 2020, 16:57
Bulgaristan'da Türk cumhurbaşkanı imkansız değil!

Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Vakfı (BULTÜRK) başkanı Rafet Ulutürk’te bu Türkler’den biri… Kendisi SavunmaTR’ye yaptığı açıklamalarda Bulgaristan’ın sadece bugününe dair değil yakın tarihi ile ilgili de yorumlarda bulundu.

“Haklılığımız bizi güçlü kılmalı”

BULTÜRK Başkanı Rafet Ulutürk, gündemdeki Azerbaycan-Ermenistan çatışmasına da atıfta bulunarak özellikle gençlere özgüven çağrısında bulundu.

“Sovyetler içerisindeki tüm Türkler olarak dağıtılmışız. Malumunuz Rusya asimilasyon konusunda çok başarılıdır. Afganistan’dan Doğu Türkistan’a kadar komple Türk varlığı olan bir coğrafyayı paramparça etti. Türkmen, Kırgız, Kazak, Özbek, Azeri vb. tanımlar yoktu; Türk her yerde Türk’tü, fakat bugün herkes farklı bir kalıba oturtulmuş durumda. Bunun benim kanaatimce çözümü tek çatı altında –Avrupa’nın yaptığı gibi - Türk Birliği çatısı altında toplanmaktır. Bu birliğe sadece bu coğrafya değil; yakında Avrupa Birliği’nden çıkacağını öngördüğüm İtalya bile gelecektir, Almanya dünya gücü olamaz ama dünya gücü ile birlikte hareket eder. Almanya dahi böyle büyük bir topluluk karşısında sessiz kalmaz, o da katılabilir. Yeter ki bizler Türkiye çatısı ve garantörlüğünde Türk Birliği’ni oluşturalım, Türkler birlik olsun, harekete geçilsin. Bugün tüm Türk Dünyasında büyük bir özgüven sorunumuz var. Özellikle gençlerimizde bir özgüvensizlik, bir boşvermişlik söz konusu. Herkes ‘öldük, bittik’ söylemlerinde.

Yahu niçin salıyorsun kendini? Bugün Azerbaycan’a, süper güç denilen devletler –kendi savunmasını yapmaya başlayınca- savaşı bırakmasını söylüyorlar. Ama Azerbaycan haklı ve bu hukuki temellere de dayanarak onlara rest çekebiliyor. Bu çok büyük bir meseledir, bunu herkes çok iyi görmeli ve anlamalıdır. Dolayısıyla kimse bıraktıramıyor vatan müdafaasını Azerbaycan Türkeri’ne. Bu Karabağ ile sınırlı kalmayacaktır. Bence Azerbaycan bir koridor açmalıdır Türk Birliği için… Söylemek istediğim bu; biz Türkler 18.-20.yy.da soykırıma uğrayan ve en büyük zülmü gören ve en büyük çileleri çeken halklardanız. Artık yeter! Biz Türkler haklıyız ve bu haklılığımız bizi güçlü kılmalı, özgüven sahibi olmalıyız.” Bugün ilahi adalet Türklerin tarafındadır; bunu çok iyi değerlendirmeliyiz.

[Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK) Başkanı Rafet Ulutürk]

“Tarih ve talih yeniden Türklerden yana olacaktır.”

15 Temmuz 2016 tarihini Türk Milleti için milat olarak değerlendiren Ulutürk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve halkını hesaba katmadan, bu coğrafyada hiçbir gücün artık hareket edemeyeceğini dile getirdi.

“Yakın tarih olarak da adlandırabileceğimiz döneme bakarsak biz sadece 2. Abdulhamid Han dönemi ve başkomutanlığını Atatürk’ün yaptığı milli mücadele döneminde var olmuşuz. Sonralarında hep bastırılmışız; Amerikalı Marshall yardımları ile ağzımıza parmakla bal çalınmış. İki süper gücün arasında git gel yaşamışız. Sağ sol hareketleriyle Türklerin düşüncelerini yok etmeye çalışmışlar. Darbelerle bizlere yön vermeye kalkmışlar.

Bugün yeniden bir var olma dönemi yaşıyoruz ve bunu çok iyi değerlendirmek zorundayız. Bizim en son miladımız 15 Temmuz 2016’dır. O gün bir milletin nasıl var oluşunu koruduğunu tüm dünyaya gösterdik biz Türk Milleti olarak ve yine ayağa kalktık. Ayrıca bugün başta Libya gibi bölgeler olmak üzere birçok ecdat yadigarı toprakta neredeyse garantör devlet konumundayız. Eskiden Amerikalı ‘coni’ler, tarlalarımıza ektiğimiz mahsule kadar karışırlardı, hatta onlar karar verirlerdi ama artık o günler bitti. Artık Türkiye’yi dikkate almadan bu bölgede hareket edemiyorlar daha ileride bu tüm dünya mazlumlarına kadar uzanacaktır.  Bu yüzden eğer biz daha da iyi çalışır, akılla ve vicdanla hareket edersek talih yeniden Türklerden yana olacaktır. Buna inanmalısınız, devletimize güvenmeliyiz. Bu dünyada vicdan ve merhamet en çok Türkler’de mevcuttur. Bunu tüm dünya görmeye başladı, işte bunun için bu gün ilahi adalet bizim tarafımızdadır.

Gençlere çok iş düşüyor. Bulgaristan Türkü, Azerbaycan Türkü veya Kazak Türkü fark etmez; çocuklarımızı dünyayı yönetecekmiş gibi yetiştirmeli ve böyle hareket etmesini sağlamalıyız.Söylemek istediğim şu; ne iş yaptığının bir önemi yok. Hayvancılık mı, mühendislik mi, doktorluk mu; ne yaptığın önemli değil. Önemli olan dünyanın en iyisi olmaktır. Bu konuda en iyisi olmaya gayret göstermeli gençlerimiz/insanlarımız. Örnek vereyim; bizim bir sürü mühendisimiz var, ama bize ait markalaşmış/dünya çapında ses getirmiş bir bilgisayarımız veya telefonumuz yok. Ürettiğimiz birçok materyal/teknoloji elbette var ama cepheyi genişletmek zorundayız bu anlamda. Yani kısacası; yaptığımız, kullandığımız iş kendimize ait olmak zorunda, aksi takdirde başkasına olan yükümlülük bitmeyecek. Bugün bunun ispatını yaşadığımız günlerden geçiyoruz. Neredeyse 40 yıldır terör belası var başımızda. Fidan gibi gençlerimizi toprağa verdik, terör ve sağ sol kavgasından birçok gencimizi yitirmiş/kaybetmişiz. Bunlar bizim gençlerimiz ve o gençleri bizler korumalıydık, artık bu hatalara düşmemeliyiz. Bugün çok şükür milli bir teknoloji hamlesi bu anlamda mevcut. Bayraktar TB2’ler, yerli tanklar, top ve tüfeklerle zayiatı asgariye indirgeyerek, hatta çoğu zaman hiç kayıp vermeden terörün çıkış noktasını yerle bir ettiğimiz günler bu günler. Ne kadar şükretsek azdır, ama bu çalışmada yetmez; ne kadar çalışsak da azdır.”

Röportaja eşlik eden Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Nedim Birinci’de özellikle savunma alanında Türkiye’de yaşanan gelişimin yurtdışındaki tüm soydaşlara özgüven kazandırdığını belirtti.

[BULTÜRK Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Nedim Birinci]

“Ülkemiz özellikle savunma alanında geliştikçe hepimizin göğsü kabarıyor. İnanın Batı Trakya’dan, Bulgaristan’dan Kafkasya’ya kadar soydaşlarımıza güven aşılıyor devletimizin girişimleri. Geçmişte bunları hayal edemezdik, demek ki çalışınca oluyormuş. Dış politikanızın güçlü olsun, diasporanız veya yurtdışındaki soydaşlarınız rahat etsin istiyorsanız güçlü olmak zorundasınız. O yüzden geçmişte nasıl Fatih Sultan Mehmet’in mucitliği devrim niteliğindeyse, bugünde Akıncı İHA’lardan yerli füzelere kadar hepsi devrim niteliğindedir.”

“Millet olarak kendimizi anlatmaya ve propaganda çalışmamıza daha çok önem göstermeliyiz.”

BULTÜRK Başkanı Rafet Ulutürk, doğru anlatılamayan başarının veya üretimin yerinde sayacağını ifade ederek yalanlar üzerine kurulu medeniyetlere karşı sesimizi yükseltmemiz gerektiğini söyledi.

“Tarihi iyi okumamız gerekiyor. Rus Türk Harbi’ni nasıl kaybettiğimizi iyi tahlil etmemiz elzemdir. Bu harbin öncesinde çok çirkin bir kara propaganda yapılıyor özellikle İngilizler tarafından. Bulgaristan Batak şehrinde yaşayan Bulgarlara evlerinin değerinin yaklaşık iki katı ödenerek evlerinin bir gece yakılması isteniyor. İstisnasız neredeyse herkes yakmış evlerini… Sonra? Sonrası malum; Osmanlı askeri, Türkler Bulgar köylerini yaktı diye Avrupa’da haber yaptırtıyorlar. Halbuki tam tersi; Bulgar çeteciler Türk köylerini yaktılar yıllarca. Bir örnek daha… Aynı dönem 2 Türk’ü öldürdüler. Cesetlerini at arabasının arkasına bağlayıp gezdiriyorlar; o kasabada ve ilçede. Akabinde Avrupa basınına bu olay şu şekilde gidiyor; Bulgaristan medyasına göre 10.000 Bulgar öldürülmüş, İngiltere medyasına göre 30.000 Bulgar öldürülmüş, Rus medyasına göre 100.000 Bulgar öldürülmüş. Fıkra gibi değil mi? İşte bu yalan ve iftiralarla bizi –Türk Milleti’ni- karaladılar. Bizim Bulgaristan’da bu olaylar çok. “Eski Zara Müftüsü hatıraları” kitabında bunlar ve daha nice sahtekarlıklar anlatılır. Bunları şu yüzden anlatıyorum; bu milletler bütün bugün ki imparatorluklarını, emperyalist düşüncelerini böyle yalanlar üzerine kurdular. Hâlbuki biz kendimizi bile anlatmayı tam olarak beceremiyoruz. Kendi üretimimizin, tarihimizin parlatmasını tam ve güzel yapamıyoruz. Propagandamızı yerinde ve esaslı biçimde yapmak zorundayız. Bu propagandayı onlar o zaman gazetelerle yaptılar şimdi de  elimizdeki telefonlarla yapıyorlar fakat bunun farkında bile değiliz. Bunun için özellikle çocuklarımızın telefonlarına ve dijital ortamlardaki hareketlerine dikkat etmemiz gerekiyor.”

“Rumeli Osmanlıdır!”

Rumeli Osmanlı’dır! Bulgaristan Devleti’nin bir Rus aklıyla yönetildiğini unutmamalıyız. İnsanlarımız bilmiyor maalesef. Anlatmak lazım. Köprüler kervanlar; bugün Bulgaristan’ın birçok şehrinin dokusunun –yıkıma uğramayan yerlerden bahsediyorum- bir Edirne’den, Çanakkale’den hiçbir farkı yoktur. Osmanlı Cihan Devleti, Rumeli’yi elinde tutabildiği için dünyaya hükmetti. Osmanlı Rumeli’ye geçtikten sonra imparatorluk olmuştur. Ve Bulgaristan’ın da bu noktada özel bir yeri vardır. Hatta bugün Akdeniz ve Kıbrıs’taki çözümsüzlüğü bile bitirmek istiyorsak, perspektifimizi değiştirip kaybettiğimiz yerden başlamak durumunda kalabiliriz bu sorunların çözümüne; Bulgaristan’daki sorunları çözmek bu konuların çözümüne de yardımcı olabilecektir kanaatindeyiz. Bulgaristan’ı elden yitirdiğimizde Osmanlı yok olmuştur. Bu nedenle Türkiye’yi yönetenler Bulgaristan’ın önemini ve değerini çok iyi bilmek zorundalar.

Bu arada Suriyeli mülteci meselesi hakkında da fikrimi beyan etmek isterim, Bulgaristan Türkleri adına. Suriyeli insanların duaları benim nezdimde bu ülkenin bu kadar badireye rağmen ayakta durabilmesinin en önemli gerekçelerinden biridir. O küçük çocukları bağrımıza basmalıyız, onlar sevgiyi Türkiye Cumhuriyeti’nden ve halkından görmeli, başka ellere bırakılmamalıdır. Bu gelecek içinde önem arz etmektedir. Bazı sorunların çözümü içinde mazlum insanlara hamilik etmek, kol kanat germek kaçınılmazdır. İşte Türkiye’nin farkı da buradadır tüm dünya mültecilerden korkarken biz onlara kucak açıyoruz, işte büyük ve güçlü Türkiye bu insanların duaları ile yükselecektir. Türkiye’nin farkı da budur; biz dualara çok önem veriyoruz. Bizler her işimizi Allah için yapıyoruz, birilerini memnun etmek veya kazanç elde etmek için değil… Dünyadan; Kafkasya’dan, Balkanlar’dan, Orta Asya’dan tüm göçleri karşılıksız kabul eden tek ülke var o da Türkiye’dir. Türkiye’de Balkan deyince hemen sadece Boşnak, Arnavut kardeşlerimizin varlığı anlaşılıyor. Hatta Bulgaristan’ın Balkan olduğunu bilmeyen çok insan var Türkiye’de. Balkanlardaki kalabalık Türk varlığından habersiz birçok insan var. Gençler özellikle, oralarda soydaşları olduğunu bilmeliler. Ayrıca orada olan Osmanlı döneminde giden Türklerle Türkiye’de olan Türkler aynı olduğunu bilmeliyiz tek fark burada kalan ve oraya gidenler, iki kardeşten biri oraya gitmiş biri burada kalmış gibidir.

Bu gün hala ABD dünyanın süper gücü malumunuz. Sürekli özellikle Bulgaristan veya çevre bölgelerinde radar üsleri veya askeri yerleşkeler kuruyor. Neden Bulgaristan’da? Bu önemli bir soru. Dedeağaç’a üs kurması muhtemeldir ki İncirlik üssünü taşımak için bir hamleydi. Ama yine Karadeniz’i yine kontrol edemiyor tam olarak; yine bize sormak zorunda Karadeniz’e girmek için. Bu defa ne yaptı, direk olarak Karadeniz’e inmiş oldu. Yani şimdi hem Türkiye hem de Rusya’ya karşı hamle yapmak için gard alacaktır.”

(BULTÜRK Başkan Yrd. Dr. Nedim Birinci): “Ben başkanımıza bir ek yapmak istiyorum. Osmanlı Devleti Rumeli’ye/Balkanlara Anadolu’nun her yerinden seçkin aileleri göndermiştir genel itibariyle; coğrafyada İslam’ın daha çok yayılması ve Türk kültürünün düzgünce tanınabilmesi için. Sonrasında bazı yerler kurşun atılmadan bile etki altına alınabilmiş ilerleyen tarihlerde. Çünkü oradaki Avrupa sisteminin üzerine daha büyük bir sistem, o medeniyetin üzerine daha insan odaklı bir medeniyet getirilmiş Osmanlı tarafından. Bu çok önemli ve bilinçli bir iş. ABD bile bugün ‘Osmanlıvari’ bir sistem ile –kesinlikle kıyaslamıyoruz, sadece teknik açıdan söylüyorum- dünyaya hükmetmeye çalışıyor. Benzeri konularda örnek teşkil edecek tarihi bir konudur bu bize ecdadımızdan miras kalan. Gönülleri fethetmenin her şeyden mühim olduğu buradan belli oluyor.

1980’den sonra komünizmin çökmesiyle birçok fırsat kaçtı. Burada bizimde çok hatamız var. Güya bugün Bulgaristan’da demokrasi var ama bizim soydaşlarımıza değmiyor bu. Batı Trakya’daki eğitim ve din hizmetleri hatta temel yaşam hakları ile ilgili bazı konularda bile hala bir gasp söz konusu Bulgar devleti tarafından. Kalabalık bir Türk topluluğu var Bulgaristan’da. Ciddi bir oy potansiyeli var. Türk partisi de var. Ama toplu haklarımıza gelince, orada durduruyor Bulgar devleti. 2011 yılında biz dernek olarak ilk olarak Bulgaristan’da Müslüman Türk bir cumhurbaşkanı adayı gösterdik. Bu çok önemli bir olay. Neden diyecekseniz; sözde bir Türk partisi var orada, o güne kadar bunu maalesef yapamadı. Biz bir STK olarak buradan bir Türk cumhurbaşkanı adayı gösterme çalışması yapabiliyorsak ve bu aday 20 aday arasında 9. Olabiliyorsa; esaslı ve yerinde çalışıldığında neler olabilir siz düşünün gerisini.”

[Zorla isim değiştirmeye kadar her türlü asimilasyon, baskı ve zorunlu göçe maruz bırakılan Bulgaristan Türkleri]

“Bulgaristan’da bir Türk Cumhurbaşkanı çıkartabilmek imkânsız değil”

Sözlerini Türkiye’nin dünya üzerinde önemli bir misyonu olduğunu hatırlatmakla bitiren Rafet Ulutürk, Bulgaristan’daki Türk varlığının -iyi çalışıldığı takdirde- birçok dengeyi değiştirebileceğini ifade etti.

“Hani derler ya, tuttuğun elinde kalır; maalesef Bulgaristan’da durum tam olarak öyle. Yani biz buradan bir Türk cumhurbaşkanı adayı çıkartıyoruz, ama Bulgaristan’da karşımıza Türk partisi çıkıyor. Burada önemli olan asıl mesele Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne yapacağını bilemedi ve ne bizi ne de orada bulunan sözde Türk partisini (Hak ve Özgürlük Hareketi) desteklemedi. Hâlbuki şöyle bir örnek vereyim; 2014 seçimlerinde biz hariç tüm derneklerin ve hatta anavatanımız Türkiye’nin desteklediği aday 28.000 oy alabildi. Biz çıkartılan aday ile ilgili bilgi sahibiydik, sesimizi duyurmaya çalıştık ama duyuramadık. Bir anket yaptırmıştık, tüm Bulgaristan Türklerini kapsayan. O anketi açıkladık ve tüm Bulgaristan’daki gazeteler bizi konuştu, Bulgar Dışişleri bir sürü açıklama yaptı. Ankete göre Bulgaristan Türkleri bu sözde Türk partisine güvenmiyor ve inanmıyor. Dolayısıyla yeni bir parti ihtiyacı hâsıl oldu. Bizde desteklemedik bu nedenle. Daha sonra bu sözde partinin lideri en güvendiği adamını partiden attı; Türkiye ise yanlış yönlendirildi ve malesef buna destek verdi. Akabinde bu parti Bulgaristan’da muhalif Türkleri bitirecek hamleler yaptı. Bunu maalesef hala anlayamayanlar var. Hâlbuki ondan önce biz tabiri caizse cebimizdeki simit parasıyla aday çıkarttığımızda tam 50.000 oy aldık. Ve dediğimiz gibi 20 aday arasından Müslüman Türk cumhurbaşkanı adayı 9. oldu Bulgaristan’da. Bu rakamları Türkiye ile eşleştirmeyin; orası için büyük oy oranları bunlar. Bu gelişmelerde ben Rusya’nın bir takım oyunlarıyla anavatanımızın yanlış yönlendirildiğini düşünüyorum. Bu bir satranç gibi ama satrancı oynayana sufle veren Rusya’dır. Evet yanlış değil bu iki oyuncuya da neyi nasıl oynayacaklarını söyleyen odur. İşte bu sebeple bizim Türklerin lehine hiçbir oyun bitmiyor, hep kazanan Rusya oluyor. Bakın Bulgaristan’da parti var HÖH-DPS adında, fakat bu partinin kurucuları hala belli değil. Bu resmi olarak olamaz diyeceksiniz, ama oluyor işte. 30 yıldır bu partinin kurucuları bir arada resim çekilmesini geçtik yazı olarak da yoklar. Aklınız karışmıştır, böyle bir yer işte Bulgaristan. Yarın öbür gün bu parti Rusya kontrolünden çıksın, bu partinin resmi evrakları bile olmadığı için ne seçime girebilecek ne de yaşayabilecektir. Olayları küçümsememek gerekiyor. Türkiye’mizin çok daha güçlü olması ve bazı noktalarda olayları yeniden değerlendirmesi önemlidir. Türkleri kendi partilerine Bulgar partilerine sürüklemeye çalışıyorlar. 80 gündür devam eden bazı protestolar var. Dünyanın gündemi farklı olduğu için pek ilgi görmedi. Ama yakın takip edenler bunların farkında. Bu olaylarda ABD’nin parmağı olduğundan eminim. Bunları destekleyen G. SOROS’tur. Bulgaristan bir dönüşümün arifesindedir. Ama bizim üç vazifemiz; bu hengâmede soydaşlarımızın menfaatlerini, oradaki nesillerimizi ve Bulgaristan’ı korumak olmalıdır.

Az önce söyledik; bugün artık ilahi adalet Türkiye’nin yanındadır. Ama böyle bir inancımız var diye biz istediğimizi değil doğruları yapmakla mükellefiz. Çünkü biz ne ABD ne de Rusya’yız. Bizim üzerimizdeki yük tüm dünyaya nizam verilmesiyle doğrudan ilgilidir ve bu da bizim adalet duygumuzdan ileri gelmek zorundadır. Adaleti doğru işleyebilirsek Türkiye’nin karşısında kimse duramayacaktır.”

17°
parçalı bulutlu