banner23

banner26

banner24

banner25

Çocukları siber zorbadan nasıl koruruz?

Uzman Psikolog Gülbahar Eda Erbaş, ‘Değişen dünya düzeni ve gelişen teknoloji ile birlikte siber dünyada da yetişkin ve çocuklara yönelik istismar’ hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

14 Temmuz 2020, 10:41
Çocukları siber zorbadan nasıl koruruz?

Uzman Psikolog Gülbahar Eda Erbaş, ‘Değişen dünya düzeni ve gelişen teknoloji ile birlikte siber dünyada da yetişkin ve çocuklara yönelik istismar’ hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

‘‘Siber istismar dikkat edilmesi gereken bir konu’’

"Değişen dünya düzeni ve gelişen teknoloji ile birlikte siber dünyada da yetişkin ve çocuklara yönelik istismar durumları gözlemlenmeye başlamıştır. Çocuğa yönelik kötü muamele olarak tanımlanan çocuk istismarı, gerçek hayatta olduğu kadar sanal dünyada da karşılaşılan bir sorundur. Yeni bir istismar türü olan çevrimiçi istismarın; tehdit, şantaj, hakaret ve aşağılayıcı söylemler, pornografi gibi başlıklarda birçok örneğini görebiliriz.Yakın bir zamanda youtube üzerinden hedef kitlesi çocuklar olan, çizgi karakterlerle gerçek hikayelerden alıntı olarak paylaşılan, açık ve örtük şekilde istismara dair içerikler barındıran videolar, sosyal medya kullanıcıları tarafından gündeme getirilmiştir ve gerek BTK gerekse Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından açıklamalar yapılmıştır. Gerekli şikayet ve engellemelerin yapıldığı belirtilse de, çocukların yanlarında ebeveynleri olmadan internet ortamında var olmaları, sanal dünyada kendilerini korumalarını sağlayacak yeterli donanıma sahip olmamaları sebebiyle ailelerin bu hususta temkinli olması gerektiği bir çok uzman ve devlet adamı tarafından dile getirilmiş ve güvenli internet kullanımı tavsiye edilmiştir. Gençlerin siber zorbalık için kendi aralarında, telefonlarına indirebildikleri özel aplikasyonlar olduğu kadar, tüm dünyanın kullandığı sosyal medya araçları ile de siber zorbalık yapılabilmektedir. Akran zorbalığının siber dünyaya da bu kanallarda geçiş yaptığı, öğrencilerin kendi arkadaş grupları tarafından çeşitli sebeplerle buna maruz kaldığı bilinmektedir. Akran gruplarının birbirlerine yönelik istismar ve zorbalıklarında en çok kullandıkları yöntemler; hakaret ve özel bilgi paylaşımı, ifşa adı altında paylaşılan fotoğraflar, diğer kişilerin mağdur ile ilgili yapılan paylaşımlara kolaylıkla erişebilmesi, yorum yapabilmesi gibi yöntemlerdir. Bu durum kolektif kötülük gerçeğiyle bizleri yüzleştirmekte, hatalı bir tutum, hak ihlali ve istismarın başka kişi ve kitlelerce desteklenmesi halinde, bu zorbalığı ve istismarı gerçekleştiren kişilerin motivasyonunun arttığı ve devamlılık sağladığı görülmektedir. “Likelar, repostlar, mentionlar” iyi bir şeyi yaymak için kullanıldığı kadar, organize kötülük için de kullanılabilmektedir. Linç, pornografik görüntülerin yayılması, kişisel bilgilerin elde ele dolaşması bunlardan bazılarıdır. Yine Türkiye’de en çok kullanılan sosyal medya aracı olan Instagram üzerinden, pandemi sürecinde devlet büyüklerinin yapmış oldukları post ve bilgilendirici videolar altında dahi 'Bu linke lütfen tıkla', 'Sayfamı ziyaret edin', 'Tahmin edin ne oldu? Merak ediyorsan profilime gel' şeklindeki çocuk ve gençlerin merak duygusunu hedef alan ve yorumlara yazılan mesajların, çocuk pornografisi, cinsel içerikler, güvenli olmayan içerik üzerinden kişisel bilgilere ulaşılması gibi çok fazla tehdit içerdiği görülmüştür. Eğitim maksatlı zoom ve türevi oturumlarda, internet kötüye kullanımının yaygınlaştığı ve yine pornografik görüntülerin, hakaret ve küfür mesajlarının bu ortamlarda ansızın paylaşılması ile, oturuma katılan uzman ve eğitimcilerin dahi zor durumda kaldığı ve istemsiz olarak bu farkındalık oturumlarının sonlandırıldığı görülmüştür."

Uzman Psikolog Gülbahar Eda Erbaş, Siber zorbalığın insanların psikolojisini etkileyebileceğini dile getirdi.

‘‘Siber zorbalık mağdurun psikolojisini olumsuz etkiler’’

"Türkiye’de 2000’li yılların başında Uluslararası Telekom Birliği’ne göre yaklaşık 2 milyon olan internet kullanıcı sayısının, son 10 yılda %1750 oranında arttığı belirtilmiştir. Yine son yıllarda hem araştırmalar hem gözlemlerimiz sabit cihazlardan ziyade mobil cihazlarla internete erişimin arttığını göstermekte ve Türkiye’de ergen ve gençlerin akıllı telefonlara ayırdıkları ortalama süre de her geçen gün artmaktadır. Bu durum ise siber ortamdaki olası tehditlerin artmasına olanak sağlamaktadır. Normal yaşantıda okulda, evde, sokakta çoğunlukla tanıdık ve bildik kişiler veya akran grupları tarafından istismar edilen çocuklar ve gençler, şimdilerde bir de siber dünyada birçok tehdide maruz kalabilmektedir. “Siber Zorbalık” da bu tehditlerin başında gelmektedir. Siber zorbalık başkalarına ya da hedefledikleri gruba karşı rahatsızlık vermek yahut zarar vermek amacıyla kişilerin dijital ortamlarda ortaya koydukları davranış olarak ifade edilebilir. Siber zorbalık, çocukların bilişsel, duygusal, fiziksel ve sosyal alanda olumsuz sonuçlara varabilecek travmatik bir deneyim olarak da tanımlanabilmekte, çocukların hayatlarını olumsuz şekilde etkilemektedir."Hem geleneksel hem de siber zorbalığın sebebinin gençlere sorulduğu araştırmalarda genel olarak şu sebepler sıralanmıştır; Yakın duygusal ilişki sorunları, ekonomik sorunlar, yaşamsal hedeflerin olmayışı, keyif almak/deşarj olmak için şiddete başvurmak, arkadaş ve grup etkisi, intikam duygusu, cezaların yetersiz kalması, kendini ispat etmek. Siber zorbalık; olayın gizli kalabilmesi, mağdurun ve zorbanın kimliğini saptamadaki güçlüklerden dolayı daha uzun süreli ve daha tahrip edici olabilmektedir. Yine mesajların, video ve fotoğrafların, diğer tehdit unsurlarının saklanabilir olması ve tekrar tekrar kullanılabilir olması sebebiyle, kişi kurban rolüne bürünebilmekte ve bu sarmaldan asla kurtulamayacağı, yalnız olduğu duygu ve düşüncesine kapılabilmektedir. Mağdurun bu istismara cevabı okula gitmemek, kendine veya zorbaya yönelik zarar verme düşünceleri (cinayet, intihar gibi) olabilmektedir.Yüz yüze zorbalığa ve istismara maruz kalan çocukların ve gençlerin siber zorbalığı daha çok kullandıklarını gösteren araştırmalar vardır. Yine bazı uzmanların araştırmalarına göre hem zorba hem mağdur olan çocukların ve gençlerin, sadece mağdur olanlardan 6 kat daha fazla duygusal sorun yaşadığı belirlenmiştir. Bu bireylerde görülen başlıca psikolojik sorunlar ise, endişe, utanç, akademik başarısızlık, okuldan kaçma, okulu bırakma, küçük düşme, öfke, düşmanca duygular besleme, kendine veya mağdur edene yönelik zarar verme düşünceleri (eğer mağdur eden biliniyorsa), dikkati toplama ile ilgili sorunlar, uyum ve iletişim sorunları, somatik yakınmalar (baş ve karın ağrısı, mide bulantısı gibi) ve uyku sorunları olarak belirtilebilir. Bazı araştırmalar, depresyonla siber zorbalık arasındaki ilişkiyi ortaya koymakta; bu kişilerin, okullarına, çevrelerine ve dünyaya dair güven duygularının zedelendiğine işaret etmektedir."

Uzman Psikolog Gülbahar Eda Erbaş, gençler arasında yaygın bir sorun olan ve yaygınlaşması her geçen gün artan siber zorbalığın ciddi bir halk sorunu olabileceğini ifade etti.

"Ebeveynler sanal ortamlarda çocuklarını gözetmeli"

"Normal yaşamda olduğu kadar, sanal ortamda da çocuklarımızın arkadaş çevreleri denetlenebilir olmalıdır. Tanımadıkları kimselerle olan iletişimlerinde, normal yaşamlarında nasıl ki tedbirli olmalarını öğretiyorsak, aynı öğretiyi sanal hayat için de uygulamalıyız. Ebeveyn gözetimi olmaksızın çocuk ve ergenlerin mobil cihaz kullanımının ve ülkemizde %80 civarına ulaşan internet erişiminin faydalarının yanı sıra, bazı riskler ve tehlikeler barındırdığı göz önünde bulundurulmalıyız. Cinsellik, şiddet, madde kötüye kullanımı gibi çocuk istismarına kapı aralayan oturumlara ulaşmalarını engelleyecek filtreler kullanılması, belli bir yaşa, kendini koruyabileceği olgunluğa gelene kadar, ortak internete erişim araçlarının kullanılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Hangi sitelere erişebileceği, interneti hangi sebeplerle ve ne kadar süre kullanabileceği, oynayacağı oyunlarla ilgili çocuklarla konuşulmalı ve onlar da bu karar sürecine dahil edilmelidir. Mahremiyet eğitimi verilmeli, kişişel bilgi, fotoğraf, kendi yaşam hikayesi, yaşam alanları ile ilgili bilgileri tanımadığı kişilere vermemesi gerektiği hakkında çocuk bilgilendirilmelidir. Olası bir tehditle karşılaşması durumunda, çocuğun bunu ebeveynleri ile paylaşabileceği, ebeveynleri tarafından koşulsuz kabul edildiği, ebeveynlerinin kendisine yardımcı olacağı ve onu koruyacağı ifade edilmeli ve güven verilmelidir. İstismar şüphesi halinde ebeveynler acilen güvenlik güçleri ile iletişime geçmeli ve durumu bildirmelidir. Zorba olarak konumlanan çocuklar için hangi zorluk sebebi ile bu kanallara başvurduğu öğrenilmeli, risk grubunda olduğu düşünülen çocuklara gerekli destek sosyal, ekonomik, psikolojik açıdan verilmelidir. Zorba rolündeki çocukların yaşamsal zorlukları göz ardı edilmemeli, suç işleme oranı artan nesillerin önüne geçilmesi ve her açıdan daha sağlıklı nesiller yetiştirilebilmesi için ailelerin çocukların ve toplumun, bilgilendirilmesi ve iyileştirilmesi hususunda gerekli güvenli ortamının ve desteğin sağlanması gerekmektedir. Zorbalık ve istismara maruz kalan çocuklar aile ve eğitimciler tarafından desteklenmeli, gerektiğinde uzman desteği alınmalıdır. Konu ile ilgili kamuoyu oluşturulmalı, sivil toplum ve devlet eliyle, çocuklar, ebeveynler ve eğitimciler zorbalığın ve istismarın her türü hakkında ve bilhassa mağdura daha kolay ulaşılabilen siber dünyanın tehditleri ve güvenli internet kullanımıyla ilgili bilgilendirilmelidir. Gerekli farkındalık yaş gruplarına göre, uygun kanallar aracılığıyla yapılmalıdır. (Çizgi film, film, oyun, tiyatro, oturum, panel, ev ziyaretleri vs) Okulların ve ceza sisteminin bu hususta mağdur edenlere karşı yaptırımları kadar, ailelerin ve eğitimcilerin de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekmektedir ve ancak bu yolla daha güvenli alanlar inşa edebileceğimiz aşikardır."

27°
parçalı az bulutlu