"EH Podu, kritik değeri haiz bir üründür

Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı ve HAVELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Murat Şeker, savunma sanayii ve siber güvenlik alanındaki atılan güncel adımlara dair bilgiler verdi.

12 Ocak 2021, 16:36
"EH Podu, kritik değeri haiz bir üründür

Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı ve HAVELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Murat Şeker, savunma sanayiinde yaşanan son gelişmleri SavunmaTR ekibine anlattı. F-16 EH Podu'nun mevcut durumunu aktaran Şeker, EH Podu'nun milli imkânlarla geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

"EH Podu’nun milli imkânlarla geliştirilmesi bir zaruriyet halidir"

Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı ve HAVELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Murat Şeker;

"F-16 Uçağı Elektronik Harp Podu (EHPOD) Geliştirilmesi Projesi, Hava Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacı doğrultusunda TÜBİTAK BİLGEM İLTAREN ana yükleniciliğinde yürütülüyor. Proje ile; F-16 Uçağına harici pod şeklinde tasarlanarak entegre edilecek ve anılan uçakların taarruzi, savunma ve müşterek harekat esnasında hava savunma unsurlarına karşı kendini koruması sağlanacaktır. EH Podu, kritik değeri haiz bir üründür. Bu nedenle EH Podu’nun milli imkânlarla geliştirilmesi bir zaruriyet halidir. Mevcut durumda ise; Kasım 2020’de veri toplama testleri ile ilk uçuşlu test faaliyetlerine başlandığını ve bu testlerin başarıyla icra edildiğini söyleyebilirim." ifadelerini kullandı.

"Hâlihazırda Dördüncü Nesil elektronik harp sistemlerini geliştirmekte olduğumuzu söyleyebiliriz"

KORAL, REDET, MİLKAR gibi sistemlerin sahadaki etkisini aktaran Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı ve HAVELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Murat Şeker, KORAL, REDET ve MİLKAR gibi sistemlerin vasıtasıyla elektronik harp alanında yeni kabiliyetler kazandırmaya devam ettiklerini söyledi.

"Son bir yıl içinde güvenlik güçlerimizin katıldığı operasyonlarda elektronik harbin ne kadar önemli bir kuvvet çarpanı olduğu çok net bir şekilde ortaya kondu. Düşmanın radar sistemlerini, bünyesinde radar bulunduran silah sistemlerini ve haberleşme kanallarını etkin bir şekilde kullanmasını önlediğiniz zaman karşınızdaki unsurların kabiliyetlerini ciddi bir şekilde kısıtlamış oluyorsunuz. Bu durumun doğal sonucu olarak, muharebe sahasında kritik öneme sahip elektronik harp sistemlerini, parasını vererek dahi almanız çoğunlukla mümkün olmuyor. Buradan hareketle yerli savunma sanayii kuruluşlarımızın elektronik harp alanında yeteneklerini geliştirmelerine yönelik desteğimiz uzun süredir devam etmekte olup, başta ASELSAN olmak üzere firmalarımızın geliştirdiği ürünlerin sahadaki performansları da bu desteğimizin karşılıksız kalmadığını gösteriyor. Sorunuza dönecek olursak gelişen teknoloji ve ihtiyaçlar çerçevesinde güvenlik güçlerimize KORAL, REDET ve MİLKAR gibi sistemler vasıtasıyla elektronik harp alanında yeni kabiliyetler kazandırmaya devam ediyoruz. Hâlihazırda Dördüncü Nesil elektronik harp sistemlerini geliştirmekte olduğumuzu söyleyebiliriz."

"Harekât bölgelerinde bugüne kadar 60’dan fazla üs bölgesi kurulmuştur"

MÜGÜP'lerin sahada Türk Silahlı Kuvvetleri ve Güvenlik Kuvvetlerimize hizmet verdiğini anlatan Mustafa Murat Şeker, modüler üs bölgeleri sayesinde beka, keşif, istihbarat ve harekât kabiliyetlerinin arttığını dile getirdi.

"Yerli ve milli imkânlarla geliştirilmekte olan modüler yapıdaki üs bölgeleri, terörle mücadele ve vatan savunmasında kullandığı üst düzey keşif, gözetleme ve silah sistemleriyle kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri ve Güvenlik Kuvvetlerimize hizmet vermektedir.

  • Yer yer 3000 metreyi aşan zor arazi şartlarında yer alan harekât bölgelerinde bugüne kadar 60’dan fazla üs bölgesi kurulmuştur.
  • Modüler üs bölgeleri sayesinde;
  • Teröristle mücadele harekâtı icra eden birliklerimizin beka, keşif, istihbarat ve harekât kabiliyetleri artmaktadır.
  • Güvenlik kuvvetlerimize, kritik bölgelerde ve sarp arazide, hızlı kurulum yapılarak ve alan kontrolü sağlama konusunda önemli bir yetenek kazandırılmaktadır.
  • Kuvvet tasarrufu imkânı oluşturulmaktadır.
  • Teröristlerin tespiti ve etkisiz hale getirilmesine yönelik olumlu sonuçlar alınmaktadır.
  • Üs bölgelerine yönelik teröristlerin eylem kapasitesi düşürülerek hudut hattının emniyetinin alınmasına önemli katkı sağlanmaktadır.
  • Üs bölgelerindeki sistemler ve balistik koruma sistemleri sayesinde güvenlik üst seviyelere çıkarılmaktadır.
  • Yeni teknolojilerin kazanımına katkı sağlanmaktadır.

Sürekli iyileştirme prensibi esas alınarak birliklerimiz ve mühendislerimiz tarafından elde edilen tecrübeler doğrultusunda projeye ilişkin son dönem yapılan çalışmalar ile yeni bir konsept geliştirilmiş, bu kapsamda; zorlu iklim arazi şartlarında birliklerimizin güvenliğini artıran ve kullanımı kolaylaştırılmış bütünleşik yaşam alanı, terörist eylemleri önceden tespit edecek ve önleyici tedbir alacak şekilde sensör, radar, emniyet ikaz ve karıştırma sistemleri, olumsuz hava koşullarında keşif ve gözetleme sağlayacak kameralar ile tüm sistemlerin komuta kontrolüne yönelik karar destek yazılımları geliştirilmiştir. Önümüzdeki dönemde de modüler üs bölgeleri, erişilmesi güç sarp arazilerde Askerlerimizin beka, keşif ve harekât kabiliyeti için önemli katkı sağlayacak, sürekli geliştirilen sistemlerle yeni kurulacak üs bölgelerimiz Askerimize güç katmaya devam edecektir."

"LİDAR teknolojisine dayalı milli bir sistem geliştirilmekte"

Helikopter engel tespit sisteminde son durumunu da aktaran Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı ve HAVELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Murat Şeker, ayrıca METEKSAN A.Ş. ile SSB arasında imzalanan Aktif HETS Projesi'nden bahsetti.

"ASELSAN A.Ş. ve Piri Reis Ltd. Şti. firmaları ile imzalanan Pasif HETS Projesi kapsamında platformlar için sistem teslimatları tamamlanmıştır. Proje ile envanterinde helikopter bulunan askeri ve sivil unsurlara tedarik sağlanmıştır. Sistem, Harita Genel Müdürlüğü tarafınca hazırlanan Düşey Engel Veri Tabanı baz alınarak çalışmakta olup veriler düzenli olarak güncellenmektedir. Söz konusu güncellemelerin güvenli bir şekilde online olarak yapılabilmesini teminen ilgili birliklere Görev Planlama Yer İstasyonları kurulmuştur. Bununla birlikte, sistemin kullanım kolaylığı taşıması açısından platformlarda mevcut MFD’lerde gösterilmesine yönelik çalışmalar devam etmektedir. Ayrıca, METEKSAN A.Ş. ile SSB arasında imzalanan Aktif HETS Projesi ile LİDAR teknolojisine dayalı milli bir sistem geliştirilmektedir. Geliştirilen ürünün yenilikçi bir sistem olması, dünyada az sayıda alternatifinin bulunması ve mevcut alternatiflerine kıyasla daha başarılı bir ürün olması nedeniyle yüksek bir ihracat potansiyeli olduğunu değerlendiriyorum."

"M60T Modernizasyonunun en önemli hususu PULAT aktif koruma sistemi olarak görüyorum"

FIRAT Tankları ve Leo2A4 modernizasyonu hakkında da bilgiler veren Mustafa Murat Şeker, M60T tanklarına yapılan entegrasyonlarını da detaylı bir şekilde anlattı.

"FIRAT Tankları Kara Kuvvetleri Komutanlığımızın zırhlı birlik gücünün esas unsurlarından biri. Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı Harekatlarından alınan ilhamla M60T tanklarının tanksavarlara karşı savunma yeteneğinin artırılması maksadıyla ASELSAN ile FIRAT M60T Sözleşmesi imzalandı. Proje kapsamında M60T tanklarına;

  • Uzaktan Komutalı Silah Sistemi,
  • Yakın Mesafe Gözetleme Sistemi,
  • Tank Lazer Uyarı Sistemi,
  • Yardımcı Güç Grubu,
  • İklimlendirme Sistemi

entegrasyonu gerçekleştirildi. Bu vesile ile tankların azami sürede görevde kalmaları sağlanırken etkinliklerinde herhangi bir zafiyet oluşmasının da önüne geçilmiş oldu. M60T Modernizasyonunda en önemli hususu PULAT aktif koruma sistemi olarak görüyorum. 2021 yılında tamamlanması planlanan entegrasyon çalışmalarıyla dünyada sayılı ülkede bulunan aktif koruma yeteneği bu tanklara kazandırılmış olacak. Diğer taraftan, Altay tankında ve Leopard 2A4 tanklarında kullanılacak Milli Atış Kontrol Sistemi’nin M60 tanklarına uyarlanan versiyonu olan KOR60 Atış Kontrol Sistemi’nin tanka entegrasyonu tamamlanmış olup kalifikasyon çalışmaları devam etmekte. Bu çalışma ile, M60T tanklarının elektronik sistemleri tümüyle yerli ve milli hale geliyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığımızın envanterindeki Leopard 2A4 ana muharebe tankları modernizasyonu tarafında ise; ALTAY Projesinde geliştirilmiş olan atış kontrol sisteminin bu tanklara uyarlanmış versiyonunun entegre edilmesi ve takat sisteminin tamamen elektrikli sistemle değiştirilmesi planlanıyor. Atış kontrol sistemi kapsamında ASELSAN, zırh paketi konusunda da ROKETSAN ile çalışıyoruz. M60 ve Leopard2A4 Modernizasyonları; uyarı, aktif koruma ve atış kontrol sistemleri ile dünyadaki en kabiliyetli tanklar arasında yer alıyor. Tank ve zırhlı araçların ateş gücü, hareket kabiliyeti ve komuta kontrol yeteneklerinin artırılmasına yönelik tasarım, geliştirme, test ve üretim faaliyetlerini tamamen yerli imkânlarla gerçekleştirir durumdayız. TSK ve emniyet güçlerimizin her türlü ihtiyaçlarını en kısa sürede karşılamak için tüm paydaşlarla birlikte faaliyetlerimiz devam etmektedir."

"Siber güvenlik kapasitesini arttırmaya yönelik çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor"

Son olarak Türkiye'nin siber güvenlik politikalarını değerlendiren Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı ve HAVELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Murat Şeker, ayrıca Siber Güvenlik Kümelenmesi Projesi kapsamında gerçekleştirilen faaliyetleri de aktardı.

"Türkiye 1990’lı yıllarda, ulusal güvenliğini sağlamak amacıyla siber güvenlik politikaları geliştirmeye başlamıştır. Bu çalışmalar, 2010 yılı sonrası dönemde artarak daha profesyonel kurumsal yapılanmalara evirilmeye başlamıştır. Bununla birlikte Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki dönüm noktası Bakanlar Kurulu kararıyla Siber Güvenlik Kurulu’nun kurulduğu 2012 Ekim ayıdır. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı’nın başkanlığını yaptığı kurulun görevleri Türkiye’nin siber güvenlik politikalarını belirlemek, yönetmek, konu kapsamındaki milli yazılım ve donanım sistemlerinin geliştirilmesini sağlamak, siber güvenlik hakkında toplumsal farkındalık oluşturmak, siber güvenlik uzmanlarının geliştirilmesi noktasında çalışmalar yapmak, siber güvenlik alanında uluslararası işbirliği süreçlerini geliştirmek şeklinde özetlenebilir. Siber Güvenlik Kurulu’nun kurulması akabinde kurul tarafından hazırlanan Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve 2013-2014 Eylem Planı’nın yürürlüğe girmesiyle siber güvenlik alanında somut adımlar atılmıştır.

2013-2014 Eylem Planı sonrası siber güvenliğin artan önemi ve gelişen bilişim teknolojileri ile paralel olarak artan güvenlik ihtiyacının karşılanması amacıyla planın güncellenmesi ihtiyacı doğmuş ve 2016-2019 Ulusal Eylem Planı hazırlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu plan ile siber güvenliğin esasen ulusal güvenliğin bir parçası olduğu düşüncesi yerleştirilmeye çalışılmıştır. 2016-2019 Ulusal Eylem Planı’ndaki eksiklikleri gidermek üzere ise başlatılan 2020-2023 Ulusal Eylem Planı hazırlıkları da geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı gibi tamamlanmıştır. Siber güvenliğin sağlanmasına yönelik stratejik eylemler siber savunmanın güçlendirilmesi, kritik altyapıların korunması, siber suçlarla mücadele, siber güvenlik ekosisteminin sürekliliği, milli güvenlik ve siber güvenliğin entegre edilmesi, insan kaynaklarının geliştirilmesi ve farkındalığın sağlanması konularında düzenlenmiştir.

Türkiye’nin siber güvenlik politikalarını bahsettiğim bu çalışmalar doğrultusunda değerlendiğimizde devlet yönetimimizde siber alanla ilgili bir farkındalık olduğu açıktır. 2010 yılı sonrasında hazırlanan siber güvenlik strateji belgeleri ve kurumsal yapılanmalar ile birlikte Türkiye, siber savunma ve saldırı kapasitesini geliştirmek üzere planlamalarda bulunmaya başlamıştır. Bu planlamaların başarısını Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından 2018 yılında yapılan ülkelerin siber güvenlik konusundaki olgunluğunu ölçmekte kullanılan “Global Siber Güvenlik Endeksi” verilerinden anlayabiliyoruz. Türkiye siber güvenlik alanında yasal önlemler, teknik önlemler, örgütsel önlemler, kapasite geliştirme ve işbirliği göstergeleri üzerinden yapılan değerlendirmede 175 ülke arasında 20. sırada yer almıştır. Bundan sonrası için de ulusal siber güvenliğimizin sağlanmasına yönelik önümüzdeki dört yılın vizyon belgesini oluşturacak 2020-2023 Ulusal Eylem Planı’nın yürürlüğe girmesi sonrasında siber uzayda daha güçlü bir konuma geleceğimizi düşünmekteyim. Savunma Sanayii Başkanlığı olarak biz de bu planın bir paydaşı olarak Türkiyemizin siber güvenlik kapasitesini arttırmaya yönelik çalışmalarımıza bütün hızıyla devam edeceğiz.

Başkanlığımızın siber güvenlik politikasını da TSK, Güvenlik Güçlerimiz ve Kamu Kurumlarının siber güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak projeler gerçekleştirmek, yetkin insan kaynağı ve markalaşmış yerli/milli çözümlerle global pazarda rekabetçi ve söz sahibi olmak ve savunma sanayii sektörüne hizmet edecek test ve değerlendirme altyapılarının geliştirilmesi, işletilmesi ve idamesi gibi faaliyetlerin etkin bir şekilde yürütülmesini sağlamak olarak özetleyebiliriz. Bu kapsamda siber güvenlik ekosistemini geliştirmek amacıyla Siber Güvenlik Kümelenmesi Projesini başlattık ve kamu ve özel sektörde mevcut test altyapı envanterinin oluşturulması; yurtiçinde yapılamayan testlerin yapılabilirliğinin sağlanması ve üretimden doğrulamaya tüm ihtiyaçların ülkemiz yetenekleriyle çözülmesi konularında faaliyet göstermek amacıyla da Savunma Sanayii Başkanlığının %100 iştiraki olan SSTEK firması vasıtasıyla TRTEST Test ve Değerlendirme A.Ş.’yi kurduk.

Siber Güvenlik Kümelenmesi Projesi kapsamında gerçekleştirilen faaliyetlerden bahsetmek gerekirse;

• Siber Güvenlik sektörünün ihtiyaç duyduğu siber güvenlik uzmanlarını yetiştirmek hedefiyle 2018 yılından beri Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversitelerde Siber Güvenlik Eğitimleri, Yaz Kampları ve Kış Kampları düzenlemekteyiz. Bununla birlikte kamuda ve özel sektördeki çalışanların da siber güvenlik alanındaki farkındalığını arttırmak üzere eğitimler gerçekleştirmekteyiz.

• Toplumsal farkındalığı artırmak ve toplumun her kesimini bilgilendirmek adına, üye firmalarımız tarafından hazırlanan İstihbarat Raporlarını da dijital ortamlarımızdan herkesin kullanımına sunuyoruz.

• SİBER KARİYER Sertifika Programımızı hayata geçirerek sektöre nitelikli insan kaynağı yetiştirmek adına uzun süreli sertifika eğitimleri vermeye başladık.

• Sektöre yeni fikirler, yeni ürünler, yeni markalar sunmak adına Siber Güvenlik Fikir Yarışması ve Hackathor Siber Güvenlik Hackathonu gerçekleştirmekteyiz.

• Küme üyesi firmalarımızın yurt dışında tanıtılması, ihtiyaç sahibi ile üreticiyi bir araya getirmek, yatırımcı-girişimci buluşmaları gibi çalışmalarımızda mevcut. Aynı zamanda bazı ülkelerle işbirliği toplantıları gerçekleştirmekteyiz.

• Savunma sanayii tedarik zincirinde yer alan tüm firmalarımızın siber dayanıklılıklarının denetlenmesi ve güçlendirilmesi amacıyla Siber Hijyen Programımızı başlatmış bulunuyoruz. Program kapsamında sektörel mutabakatla temel siber güvenlik gereksinimlerinin belirlenmesini müteakip firmalarımızın sertifikasyon süreçlerini başlatmayı hedefliyoruz.

• Uçtan uca entegre olmuş yerli siber güvenlik ürünlerinin senaryo bazlı canlı simülasyonlarının gerçekleştirilebilmesi ve PoC ortamı yaratılması amacıyla Türkiye Ulusal Siber Gösterim Merkezi (TUSGM) Projesini başlattık.

• Siber Güvenlik farkındalığını ve iş birliklerini artırmak, kamu, özel sektör ve akademiyi bir araya getirmek ve 2020 yılını Siber Güvenlik temasıyla dolu bitirmek için 21-25 Aralık’ta ülkemizde ilk defa gerçekleşecek olan Siber Güvenlik Haftası’nı düzenledik.

Görüldüğü üzere Savunma Sanayii Başkanlığı olarak biz de hızla ilerleyen teknolojik çağda, savunma ve güvenlik sektörümüzü geleceğe en güçlü şekilde hazırlayabilmek için Siber Güvenlik alanına yatırım yapıyoruz ve bundan sonrası için de yatırımlarımızı artırmaya devam edeceğiz."

açık