banner23

banner26

banner24

banner25

Görgün: Yerli üretim zorunluluğu net bir şekilde ortaya çıktı

ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, “Bugün ulaştığımız nokta, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2000’li yılların başında hedef olarak gösterdiği millileşme ve yerlileşme çalışmalardır." dedi.

24 Ağustos 2020, 22:55
Görgün: Yerli üretim zorunluluğu net bir şekilde ortaya çıktı

ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, SavumaTR’ye özel açıklamalarda bulundu. Görgün, SavunmaTR’ye vermiş olduğu demeçte; kamuoyunun merakla beklediği projelerin hangi aşamalarda olduğunu, pandemi sürecinin ASELSAN adına nasıl geçtiğini ve ASELSAN markasının gençler üzerindeki etkisini değerlendirdi.

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısı'nın ardından da vurgulandığı üzere salgın sürecinde savunma sanayinin kritik projelerde herhangi bir aksamaya izin vermeden çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyen ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, “Savunma Sanayii Başkanlığımızın öncülüğünde Türkiye, tam bağımsız savunma sanayii yolunda kararlı bir şekilde yoluna devam etmektedir.” dedi.

“Türkiye, tam bağımsız savunma sanayii yolunda kararlı bir şekilde yoluna devam etmekte”

ASELSAN ailesinin yalnızca askeri alanda değil, mevcut tecrübelerini sivil sektöre de aktararak milletimizin farklı alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamak ve çözümlerini çeşitlendirmek için var güçleriyle çalıştıklarını vurgulayan Prof. Dr. Haluk Görgün, 1 Nisa 2020 sonrasında da çalışmalarının kesintisiz bir şekilde devam ettiğini dile getirdi.

“ASELSAN Durmaz ilkemiz doğrultusunda 1 Nisan 2020 sonrasında çalışanlarımız kesintisiz devam etti. ASELSAN ailemizin güvenliğini ön planda tutmak ve salgın riskini azaltmak adına çalışma ortamlarında maske, eldiven, dezenfektan kullanımı, sosyal mesafeye uygun olarak ayarlanmış çalışma alanları şeklinde kapsamlı tedbirler aldık. COVID-19 salgını dolayısı ile yüksek sayıda ihtiyaç oluşan yerli solunum cihazı üretimi için devreye girdik. ASELSAN içinde diğer bölümlerden alınan işgücü desteği ve alt yüklenici personel ile solunum cihazı üretimini başarı ile gerçekleştirdik. Ekiplerimiz tarafından, insanlığa karşı sorumluluk bilinci ile kısa sürede yapılması zor olan birçok başarılı çalışmaya imza atıldı. Solunum cihazı üretimini mümkün kılmak üzere, bütün ASELSAN seferberlik halinde hedef birliği yaptı. Solunum cihazına özel üretim hattı kurulumu yapıldı. Tedarik edilemeyen yurt dışı malzemelerin alternatifleri yerli olarak oluşturularak cihazda gerekli tasarım değişiklikleri gerçekleştirildi."

"Yerlileştirme çalışmaları hız kazandı"

Pandemi süreci ile birlikte yerli ve milli ürünlerin önemine vurdu yapan ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, yerlileşmenin hız kazandığını aktardı.

"Tüm bu yaşananlar gösterdi ki, birçok endüstride olduğu gibi savunma sanayinde de vurgulanan “Yerli ve Milli Ürün” anlayışının önemi ve zorunluluğu çok net bir şekilde ortaya çıktı. Yerlileştirme çalışmaları hız kazandı, alt yüklenicilerimiz başta olmak üzere yerli firmalar yurt dışından temin edilen malzemelerin yerli alternatifinin tasarlanıp üretilmesi çalışmalarında daha fazla yer almak istediklerini ilettiler. Bu olumlu katkının bundan sonra da çok daha etkin bir şekilde artarak devam edeceği görülmektedir. Pandemi sürecinde alt yüklenicilerimiz de aldıkları tedbirler ile çok büyük oranda üretim faaliyetlerine ara vermeden devam etmişlerdir. Çalışma düzenlerinde gittikleri değişiklikler ile (Vardiya, dönüşümlü çalışma, uzaktan çalışma) iş gücü kaybı minimum seviyede kaldı. ASELSAN’ın, bu zor dönemde alt yüklenicilerinin ödemelerini düzenli şeklide yapması da firmalar için önemli bir finansal destek unsuru oldu. COVID-19 etkileri henüz ortadan kalkmış değil, özellikle yurt dışı malzeme tedariki açısından; ABD, Hindistan gibi COVID etkileri artarak devam eden ülkelerden malzeme tedarikinde hem üretim hem de nakliye anlamında gecikmeler devam ediyor. Salgın riski azaldıktan sonra kaybedilen zamanı telafi etme isteği ile müşterilerin daha acil taleplerde bulunacakları öngörülmekte. Dolayısı ile bu dönemde üretim ve bunun için alt yüklenicilerden malzeme temini çok kritik olacak. Tedarik kaynaklarının tekrar gözden geçirilmesi gerekecek ve birçok malzeme için yerli tedarik kaynağı oluşturulması ya da yurt dışı kaynakların arttırılması adına önlemler alınması gerekecektir diye düşünüyorum. Bu durum, ülkelerin milli sistem çözümlerine yönelmesi, şirket iş birlikleri veya yerel şirketlerin kurulması gibi fırsatların önünü açabilir."

"Salgın ya da doğal afet gibi durumlarda projelerin aksamaması amacıyla acil durum planlarının yapılması zorunlu hale gelecek"

Görgün, Pandemi sürecinde Türkiye'nin kolay erişilebilir tedavi ve hızlı tanı cihazları ya da yüksek teknoloji içeren akıllı koruyucu ekipman üretimine yönelik çalışmalara yapılacak yatırımı değerlendirdi.

"Teslim ettiğimiz sistemlerin (özellikle ihracat) salgın döneminin getirdiği ulaşım vb. kısıtlar altında dahi sağlıklı bir şekilde desteklenebilmesi için Entegre Lojistik Destek yaklaşımının yeniden ele alınabileceği, arızaların uzaktan tespiti ve giderilmesi için sistemlere altyapıların eklenmesinin gerekebileceği öngörülmekte. Kullanımda olan sistem verilerine uzaktan erişip, sistemleri uzaktan izleyip, analiz yapabilecek test merkezleri kurulması değerlendirilmelidir. Pandemiyle mücadeleye yönelik ekipman üretiminin tüm dünyada desteklenen bir alan olacağını düşünüyorum. Ülkemizde, kolay erişilebilir tedavi ve hızlı tanı cihazları ya da yüksek teknoloji içeren akıllı koruyucu ekipman üretimine yönelik çalışmalara yatırım yapılması halinde kısa sürede geri dönüşü olacağı değerlendiriliyor. Ülkelerin savunma konseptine pandeminin eklenmesi halinde savunma sanayine benzer şekilde bu alan, düzenli yatırım yapılan ve bir salgında kullanılmak üzere güncel envantere sahip yeni bir sektöre dönüşecektir. Şirket seviyesinde salgın ya da doğal afet gibi durumlarda projelerin aksamaması amacıyla acil durum planlarının yapılması zorunlu hale gelecek. Özellikle projelerde çalışan personel için acil durum planlaması, acil durum tedarik ve üretim planlarının yapılması, idari hizmetlerin acil durumda nasıl verileceğinin planlanması, proje takvimlerinde acil durumların etkilerinin analizi ve güncel tutulması gibi konular önem kazanacak ve acilen uygulamaya alınması gerekecektir. Bu süreçte yakın takip ve çevik yönetim ilkeleriyle olası ikinci/üçüncü dalgaların da yönetilmesi ASELSAN ailemizin önceliklerinden olacak.”

“Gençlerin işverenleri seçerken daha bilinçli olacaklarını düşünüyorum”

Gençlerimizin kariyer hedeflerini belirlerken öncelikle kişisel yeteneklerini ve ilgi alanlarını analiz etmelerinin çok önemli olduğunu söyleyen Haluk Görgün, şunları kaydetti:

“Fayda yaratmak ve yaptığımız işte mutlu olmak istiyorsak yaptığımız işi anlamlandırabilmeli; kendimizi anlamlı bir bütünün parçası olarak hissedebilmeliyiz. Gençlerimiz farkındalıklarını artırabilmek için sahip oldukları değerleri, becerilerini, güçlü yönlerini, gelişime açık yönlerini, nasıl bir iş yapmak istediklerini, nasıl bir iş ortamında çalışmak istediklerini düşünmeli, keşfetmeli. 'Öz farkındalık' diyebiliriz bu sürece. Öz farkındalığa sahip olarak başlayan bir kariyer yolculuğunda, gençlerin çalışmak istedikleri işverenleri seçerken daha bilinçli olacaklarını düşünüyorum. Araştırmalar gösteriyor ki artık gençler çalışacakları şirketlerin sadece faaliyet alanlarında değil, sosyal alanlarda da başarılarını arıyor. Topluma fayda sağlamaya çalışan sosyal şirketler daha fazla tercih ediliyor. Buradan hareketle genç arkadaşlarımın bir işe başlamadan önce çalışacakları şirketin bir işveren olarak kendilerine ne vaatte bulunduğuna bakmalıdır kanısındayım. Bizim de ASELSAN olarak gençlerden bir işveren olarak beklentimiz kişisel yetkinliklerinin, ilgi alanlarının farkında olmaları, öğrenmeye ve gelişime açık olmaları, yenilikçi ve yaratıcı öneriler geliştirmeleri, azimli ve kararlı bir şekilde kariyer hayatlarına başlamak üzere gerekli motivasyonu göstermeleri ve iyi birer takım oyuncusu olmaları yönündedir. Değerlerimizden birliktelik ruhumuz gereği ekip çalışmasının gücüne inanıyoruz ve teknolojik gelişim ve dönüşüm çağında oldukça hızlı; ancak bir o kadar da emin ve güvenilir adımlar ile ilerken, gençlerimizin bu yolda bizlere güç katacağına inanıyoruz.”

“Leopard tankları 1980’lerde üretilmiş ve mekanik olarak halen güncel tanklardır”

FIRAT-M60T Projesi’nin, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı Operasyonları devam ederken ivedilikle hayata geçirildiğini ve modernize edilen tanklarımızın ordumuzun kullanımına sunulduğunu söyleyen Görgün, Leopard tankları hakkında detaylı bilgi verdi.

“Bu modernizasyon projesi kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne en modern ekipmanlarla donatılmış bir tank konfigürasyonu sunmuş olmamızın yanı sıra, 169 adet M60T tankının modernizasyonunun çok kısa zamanda gerçekleştirilmesi ve daha da önemlisi entegrasyonların tankları aktif bulundukları görev bölgelerinden uzaklaştırmadan, sahada gerçekleştirilmiş olması öne çıkmaktadır. Proje kapsamında teslim edilen tanklara ilave yetenekler kazandırılmasına yönelik çalışmalarımız (Örneğin PULAT Aktif Koruma Sistemi teslimatlarımız) devam etmektedir. ASELSAN, 2009 yılında tamamlanan bir proje ile 171 adet Leopard-1 tankını modernize ederek Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim etmişti. ASELSAN tarafından modernize edilen bu tanklar ordumuza başarı ile hizmet etmeye devam ediyor. Leopard-2 modernizasyonuna geldiğimizde Leopard tanklarının 1980’lerde üretilmiş, mekanik olarak halen güncel tanklar olduğunu söyleyebiliriz. Günümüzde gerek elektronik sistemlerinin gerekse zırh koruma seviyesinin güçlendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. SSB de bu konudaki beklentileri karşılayacak şekilde Leopard-2’leri modern tankların seviyesine getirmeyi amaçlayan projeler üretmektedir. ASELSAN ailemiz de bu konuda birden fazla kolda faaliyetlerini sürdürmektedir.”

“ASELPOD Sistemi içerisinde kullanılan kritik komponentlerin tamamına yakını yerli olarak geliştirilmiştir”

ASELPOD Hedefleme Sistemi’nin Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı muharip uçakların gece, gündüz ve her türlü hava şartında hassas taarruz imkân ve kabiliyetlerini arttırmak amacıyla geliştirildiğini söyleyen Prof. Dr. Haluk Görgün, ASELPOD'un işlevinden bahsetti.

“Savunma Sanayii Başkanlığımızın desteği ile başlatılan Hedefleme Podu Projesi kapsamında, ASELSAN tarafından milli olanaklar ile geliştirilen ASELPOD Sistemi Türk Hava Kuvvetlerimize ait F16 uçaklarında kullanılmakta, uçakların etkinliğini büyük ölçüde arttırmaktadır. SSB Sözleşmemiz kapsamında Hava Kuvvetlerimize ASELPOD teslimatlarımız devam etmektedir. ASELPOD Sistemi, sahip olduğu yüksek performanslı termal ve gündüz kameraları ile gündüz ve gece şartlarında görüş imkânı sağlamakta, üstün menzil performansı ile yer ve hava hedefleri oldukça uzak mesafelerden tespit ve teşhis edebilmektedir. Tespit edilen hedefler video üzerinden otomatik olarak takip edilmekte, takip edilen bu hedeflere ait konum bilgileri hesaplanmakta ve ekranda pilota sergilenmektedir. Lazer mesafe ölçüm birimi kullanılması durumunda hedeflere ait konum, rota bilgileri ve hedefin hızı yüksek doğruluk ile hesaplanabilmekte, taarruz gerçekleştirilecek ise GPS güdümlü bombalar hedefe gönderilebilmektedir. Ayrıca bir diğer temel işlev olarak lazer işaretleme birimi kullanılarak lazer güdümlü mühimmatlar yüksek hassasiyet ile hedefe yönlendirilebilmektedir. Devam eden geliştirme çalışmaları neticesinde ASELPOD Sistemi içerisinde kullanılan kritik komponentlerin tamamına yakını yerli olarak geliştirilmiştir. Türk savunma sanayiinin ortaya koyduğu çözümler sayesinde ASELPOD Sisteminin dünyaya ihraç edilebilmesinin önündeki engellerin birçoğu aşılmıştır. ASELPOD Sistemi, Türk Hava Kuvvetleri'nde kullanılmasının yanı sıra, yurt dışında imzalanan satış sözleşmeleri ile ihracat başarısı da yakalamıştır. Mevcut durumda biri Asya bir diğeri de Avrupa ülkesi olmak üzere iki farklı ülke ile imzalanmış sözleşmeler kapsamında ASELPOD Sistemi'nin teslimatları devam etmektedir. Farklı ülkelerin hava kuvvetleri ihtiyaçlarının karşılanması için de görüşmeler sürdürülmektedir.” ifadelerini kullandı."

“ASELSAN’ımızın aktif çalıştığı 5 bini aşan tedarikçilerinin çok önemli bir kısmını yerli firmalarımız oluşturuyor”

Yerlileştirmenin kaçınılmaz olduğu gerçeğinin altını çizen ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, yerli ve milli imkanlarlar üretim yapmanın öneminden bahsetti.

“Koronavirüs salgını küresel ölçekte üretim ve tedarik zincirlerinin kırılganlığını ortaya çıkardı, bu tür kriz dönemlerini öngörerek planlama yapmanın önemi de bir kez daha anlaşıldı. Sektörümüzün doğası gereği hep ambargo tehdidiyle karşı karşıya olduğumuz için kritik malzemelerde stoklu çalışmaktayız. Yerli ve milli imkânlar ile üretim yapılmasının ihtiyaçlara yönelik dışa bağımlılığı azaltarak örtülü/gizli ambargoları bertaraf ettiği kadar mevcut imkân ve yeteneklerimizin görünürlüğü ve uluslararası boyutta rekabet edebilme ortamının artırılması açısından da büyük önem arz ettiğini değerlendiriyoruz. Dolayısıyla ASELSAN, 2020 yılına önemli teslimatlarını aksatmayacak şekilde gerekli stok ile başladı. Tüm dünyada normalleşme sürecine girilmesiyle bu konuda riskin daha da azalmasını bekliyoruz. Bu yaklaşımların sonucu olarak Mayıs ayında yapılan değerlendirmede ASELSAN, "Defence News Top 100" şirketleri listesindeki halka açık şirketler sıralamasında, 'dünyada piyasa değeri koronavirüs salgını sürecinden en az etkilenen' ilk 4 savunma şirketinden biri oldu.Geldiğimiz noktada, ASELSAN’ımızın aktif çalıştığı 5 bini aşan tedarikçilerinin çok önemli bir kısmını yerli firmalarımız oluşturuyor. Bu firmalarımızın üretimlerinin ASELSAN ürünleri içindeki payı da oldukça yüksek seviyelere ulaşmıştır. Bugün ulaştığımız nokta, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2000’li yılların başında hedef olarak gösterdiği millileşme ve yerlileşme çalışmalarını uzun yıllar çok sıkı bir disiplinle sürdürmenin sonucudur. ASELSAN tedarikçileri ile iş birliğini ‘güç birliği’ teması altında yürütmektedir; bu yapı stratejik iş birliği yapılan firmalar, millileştirme görevi verilen firmalar ve diğer tedarikçiler olarak katmanlara ayrılmaktadır. Bu vesile ile savunma sanayii ekosisteminin güçlü bir şekilde ayakta tutulmasında desteklerini esirgemeyen başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlarımıza hem şirketimiz hem de tedarikçilerimiz adına teşekkür ediyoruz.”

"Gücümüz Bir Platformu adı altında önemli bir adım attık"

Millileştirme çalışmalarında yürüttükleri faaliyetlerin güncel çıktılarını özetleyen ASELSAN Genel Müdürü Haluk Görgün, yürüttükleri faaliyetlerin güncel verilerini SavunmaTR ile paylaştı.

“Millileştirme Çıktılarımız:

  • 450+ Millileştirme başvurusuna açılan ürün sayısı
  • 580+ Açılan ürünlere yapılan başvuru sayısı
  • 215+ Millileşen ürün sayısı (Broşürlü + broşürsüz)
  • 14.8 M USD gerçekleşen kazanç (Verilen 51 ürün siparişine göre)
  • %93 Yurt dışı alım fiyatlarına göre daha uygun fiyatlarda millileşen ürün oranı

Tedarik ekosistemimizin interaktif olarak gelişimi için "Gücümüz Bir Platformu” adı altında önemli bir adım attık. Gücümüz Bir, mevcut tedarikçilerimizle ilişkilerimizin güçlendirilmesi, katma değer sağlayıcı yeni tedarikçilerin ekosistemimize kazandırılması ve kazan-kazan prensibi doğrultusunda geliştireceğimiz iş birlikleri ile tedarik tabanımızın sürdürülebilirliğine katkı sağlamayı hedefleyen; mobil uygulamalar ve web sayfasından oluşan, bir interaktif iletişim ve paylaşım platformudur. Bu platform ile tedarikçi firmalarımız için ASELSAN’a başvuru sürecini, millileştirme çalışmalarını kolaylaştırmanın yanı sıra ASELSAN insan kaynakları portföyünden firmalarımızı faydalandırmaya başladık.

Sayılarla Gücümüz Bir:

  • 100+ Millileştirme broşürlerine yapılan başvuru
  • %70 Gücümüz Bir sonrası millileştirme broşürlerine yapılan başvuru artış oranı
  • 2000+ IK modülünde yer alan aktif CV sayısı
  • 30+ Tedarikçi firmaların temas kurduğu aday sayısı”

“Türk Silahlı Kuvvetlerimizin modern silah sistemi ihtiyacını tüm dünya ile aynı anda karşılamayı hedeflemekteyiz”

ASELSAN’ın, Elektromanyetik Fırlatma Sistemi alanında kritik teknolojilerin adım adım kazanılmasını; teknolojik hakimiyetin sağlanmasını ve bu teknolojinin ülkede uygulanabilir hale getirilmesini sağlamak üzere çalışmalarına hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün şu ifadeleri kullandı:

“Bu çalışmaların daha da ileri düzeylere taşınması için ileri geliştirme ve test altyapıları ile donatılmış olan ASELSAN Elektromanyetik Fırlatma Sistemi Geliştirme laboratuvarında çok sayıda atışlı/atışsız testler gerçekleştiriyoruz. İlgili alt teknoloji olgunluk seviyelerini de hızlı bir şekilde arttırmaktayız. 2020 yılı içerisinde yapılan son atışlı testlerle ülkemizde ulaşıldığı bilinen en yüksek namlu çıkış enerjisine çok yüksek bir verimlilik oranı ile ulaşarak önemli bir başarı elde ettik. ASELSAN olarak, ilerleyen dönemde yurt içindeki kurum ve kuruluşlar ile iş birliği içerisinde EMF teknolojisinin tüm alt bileşenlerini geliştirmeyi sürdürerek Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, modern silah sistemi ihtiyacını tüm dünya ile aynı anda karşılamayı hedeflemekteyiz.”

22°
parçalı bulutlu