banner23

banner26

banner24

banner25

18.09.2020, 19:39

Huawei’nin stratejisi

Huawei’nin küresel bazda kapsamlı kısıtlamalar ile karşı karşıya kalması şirketin odak noktasına hayatta kalma hedefini yerleştirmesine neden oldu. Nitekim Huawei dönüşümlü CEO’su Guo Ping de bu durumu “Hayatta kalmak (survival) bizim için anahtar kelime” ifadesi ile açık bir biçimde ortaya koymuştur.

ABD doğrudan doğruya Huawei’yi pazar dışına itmeyi hedefleyen bir politika izlerken Huawei hayatta kalmak için nasıl bir strateji izlemektedir?

(1) Şirket içi kabiliyetleri geliştirme

Huawei, kısıtlayıcı politikalara maruz kalmadığı dönemi de kapsayacak biçimde Ar-Ge yatırımlarına verdiği önem ile tanımlanabilecek bir şirkettir. Öyle ki 2008 yılında dahi Huawei’nin Ar-Ge yatırımlarının gelirine oranı %8,4’tür.   Öte yandan bu nitelik süreç içerisinde gelişim göstermiştir. Huawei’ye yönelik baskıların yoğunlaştığı; şirketin ABD’nin kara listesine alındığı 2019 yılında ise Huawei’nin Ar-Ge yatırımlarının gelirine oranı %15,3’e yükselmiştir.  AB Komisyonu tarafından hazırlanan bir rapora göre de Huawei 2019 yılı itibariyle küresel bazda en büyük Ar-Ge yatırımcıları arasında beşinci sıradadır.  Ayrıca yine 2019 yılında Ar-Ge çalışanlarının toplam çalışanlar içerisindeki payı %49’dur.  Bu doğrultuda Huawei’nin finansal ve beşeri kaynaklarını Ar-Ge’ye yönlendirerek iç kabiliyetlerini geliştirmeyi böylelikle de ABD karşısında bir direnç alanı inşa etmeyi hedeflediği belirtilebilir.

Huawei’nin iç kabiliyetlerine odaklanmasının bir sonucu olarak Huawei’ye bağlı bir şirket olan ve satışlarının %90’ından fazlasını Huawei’ye gerçekleştiren HiSilicon, IC Insights’ın verilerine göre 2020 1. Çeyrekte en çok satış yapan ilk 10 şirket arasına girmiştir. HiSilicon’un bu başarısını önemli kılan bir diğer unsur ise HiSilicon’un “en çok yarı iletken satışı yapan 10 şirket” listesine girebilen ilk Çin merkezli şirket olmasıdır. 

(2) Yeni tesis yatırımlarını bir “silah" olarak kullanma

Doğrudan yabancı yatırımlar; ekonomik büyümeyi tetikleme, teknoloji transferi ve yeni iş olanakları yaratma gibi olası fonksiyonları doğrultusunda genel olarak dünya ekonomisindeki farklı oyuncularca arzulanmaktadır. ABD ve Çin’in içerisine girdiği “savaşın” ardından ise doğrudan yabancı yatırımlar, bu savaşın temel bir unsuru ve bu savaştaki bir “silah” haline gelmiştir.

Şubat 2020’de Huawei 200 milyon Euro’yu aşan bütçe ile Fransa’da 5G ve 4G ekipmanları üzerinde uzmanlaşacak bir tesisi kurmayı planladığını belirtmiştir. Huawei öncelikli olarak Avrupa Pazarı’nın hedeflendiği bu tesiste yıllık bazda 1 milyar Euro değerinde üretimin gerçekleşmesini ve 500 kişinin istihdam edilmesini öngörmüştür.

Fransa Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire ise konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada bu planın hükümetin 5G konusundaki tutumunu hiçbir şekilde değiştirmeyeceğini vurgulamıştır.

Huawei 2018 yılında Cambridge’de 500 dönüm genişliğindeki bir araziyi satın aldı. Haziran 2020’de ise İngiliz Hükümeti’nin Huawei’ye yönelik çeşitli endişelerinin bulunduğu bir ortamda yerel idare, şirketin bir Ar-Ge ve üretim merkezi kurulmasına ilişkin planına onay verdi. Onay verilen bu tesis Huawei’nin bölgeye ilişkin planının ilk fazıdır. Huawei’nin 1 milyar sterlin yatırım yapması öngörülen bu ilk fazın yaklaşık olarak 400 yeni yerel iş olanağını yaratması planlanmıştır.  Bu kararın ardından ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklama ile tüm ülkeleri ve özellikle İngiltere gibi ABD’nin müttefik ve partneri olan ülkeleri Huawei gibi güvenilmez şirketlerin hassas bilgilere erişiminin uzun vadeli etkilerini dikkatli biçimde değerlendirmesi gerektiği konusunda uyarmıştır.

Yeni tesis yatırımları Huawei tarafından bir silah olarak kullanılmaya çalışılsa da Temmuz 2020’de İngiltere Huawei’yi 5G altyapısından çıkarma Fransa ise Huawei'nin var olan lisanlarını yenilememe kararı aldı.

(3) Yerel çip teknolojisini kullanma

Huawei’nin Batılılar tarafından bir tehdit unsuru olarak algılanması ve ABD’nin yasal yaptırımları neticesinde Huawei’nin gereksinimlerini küresel şirketlerden karşılayabilmesi güçleşti.

Bu süreçteki en önemli gelişmelerden biri olarak TSMC (Taiwan Semiconductor Manufacturing Company)  Mayıs 2020’de en büyük ikinci müşterisi ve Huawei’ye bağlı bir şirket olan HiSilicon’dan yeni çip siparişi almayı durdurdu. HiSilicon ise bu karar öncesinde 2019’un sonları itibariyle tasarımlarını Tayvan merkezli TSMC yerine Çin merkezli SMIC’ye dayandırmaya başlamıştı. Kimi uzmanlar SMIC’yi TSMC’ye kıyasla “ikinci sınıf” bir teknoloji olarak değerlendirse de gelişen süreç Huawei’yi SMIC ile işbirliği yapmak durumunda bıraktı.

Huawei’nin yanı sıra Made In China 2025 Planı çerçevesinde çip gereksinimini yerel üreticiler üzerinden karşılamayı hedefleyen Çin için de SMIC hayati bir role sahiptir. Bu bağlamda Mayıs 2020’de Çin’in kamuya ait fonlar aracılığıyla SMIC’ye 2,2 milyar dolar değerinde yatırım yaptığını vurgulamak gerekir.

Temmuz 2020’de TSMC’yi yakalama isteği çerçevesinde SMIC ve BDAC (Beijing Economic Technological Development Area Management Committee)’nin geliştirdikleri işbirliği ile yeni bir tesis kuracakları açıklandı. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre projenin ilk aşaması 7,6 milyar dolarlık bir yatırımı kapsayacak. SMIC 5 milyar dolarlık ödenmiş başlangıç sermayesinin %51’ini karşılayacak.

SMIC’nin yakalama çabalarının ne yönde sonuçlanacağı belirsiz olmakla birlikte bu çabanın Huawei ve Çin’in geleceği için hayati bir önem taşıdığı açıktır.

23°
açık