Koç: Teknolojiyi sadece tüketen değil üreten bir Türkiye olmak üzere yola çıktık

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, SavunmaTR’ye özel açıklamalarda bulundu.

14 Ekim 2020, 15:50 Yazar
Koç: Teknolojiyi sadece tüketen değil üreten bir Türkiye olmak üzere yola çıktık

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, SavunmaTR’ye özel açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin çalışmalarından bahseden Ali Taha Koç, Dijital Dönüşüm Ofisi olarak, gelişen yenilikçi teknolojiler ve toplumsal talepler doğrultusunda, kamuda veriye dayalı etkin karar alma süreçlerini oluşturmak ve kurumlar arası işbirliğini ivedilikle geliştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.

"Veri mahremiyetine büyük önem vermemiz gerekiyor"

Bilgi sistemlerinde karşılaşılan güvenlik risklerinin azaltılması, etkisiz kılınması, gizliliği, bütünlüğü veya erişilebilirliği bozulduğunda milli güvenliği tehdit edebilecek veya kamu düzeninin bozulmasına yol açabilecek kritik türdeki verilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları ile kritik altyapı hizmeti veren işletmelerce uyulması gereken tedbirlerin 06.07.2019 tarihli ve 2019/12 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe girdiğini söyleyen Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç:

"Genelgede yer alan 21 tedbirin uygulama detaylarını içeren Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi de 27 Temmuz 2020 tarihinde yayımlandı.Genelge ve Rehberde sosyal medya ve anlık mesajlaşma uygulamaları üzerinden gizlilik dereceli veri paylaşımı ve haberleşme yapılmaması, bu tür kullanımlar için yerli ve milli uygulamaların tercih edilmesi, hatta mümkünse sunucuların kurum bünyesinde hizmet vermesinin sağlanması yönünde tedbirler yer almaktadır.  Veri içinde bulunduğumuz dijital çağın en kıymetli unsurlarından biri haline gelmiştir. Bunun yanında verileriniz kolaylıkla size karşı kullanılan bir silaha da dönüşebiliyor. Sosyal medya ve iletişim araçları üzerinden yayılan sahte veya manipüle edilmiş bilgi ve belgeler, dolandırıcılıktan sanal zorbalığa, hatta toplumsal olayların tetiklenmesine varan kamu düzenini bozabilecek olaylara sebep olabiliyor. Bu nedenle veri mahremiyetine büyük önem vermemiz gerekiyor. Kamu kurumlarını, kritik kamu hizmeti veren şirketleri ve hatta bireyleri, milli güvenliği ve kamu düzenini tehlikeye sokacak kritik türdeki verilerin güvenliğini riske atacak yaklaşımlardan uzak tutmak ve veri mahremiyeti kültürü oluşturmak en önemli hedeflerimizden biridir. Bu doğrultuda anlık mesajlaşma uygulamaları ve uzaktan çalışma sürecinde sıklıkla kullanılan video konferans uygulamaları için kamuda yerli ve milli ürünlerin kullanılmasını ve yaygınlaşmasını istiyoruz. Bu alanda belirli bir olgunluğa ulaşmış uygulamalar mevcut olmakla birlikte sayısını ve kalitesini artırmak için ilgili kurumlarla ortak çalışmalar yürütüyoruz." ifadelerini kullandı.

"Sosyal ağ sağlayıcıların 01/10/2020 tarihinden itibaren Türkiye’de yetkili temsilci bulundurmaları zorunlu hale getirilmiştir"

5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un değiştirilmesine yönelik çalışmalar kapsamında ulaşılan nihai metin, 31 Temmuz 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini ifade eden Ali Taha Koç;

"Anılan Kanun ile günlük konuşma dilinde sosyal medya şirketi olarak bilinen Facebook, Twitter, Instagram gibi Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı “sosyal ağ sağlayıcı”ların 01/10/2020 tarihinden itibaren Türkiye’de yetkili temsilci bulundurmaları zorunlu hale getirilmiştir. Temsilci belirlenmesi zorunluluğu sayesinde; sosyal etkileşim amacıyla kullanılan platformların hepsinin, kullanıcılarının her türlü şikâyetinden ve hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesinden sorumlu tutulması amaçlanmaktadır; ayrıca bu denli yüksek kullanıcı rakamlarına sahip dijital mecralar nezdinde, resmi tebligatların yöneltilebileceği bir muhatap bulunması hedeflenmiştir. Sosyal ağ sağlayıcıların Kanun kapsamında Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğu 01/10/2020 tarihi itibariyle başlamış olacaktır, anılan şirketlerin o tarihe kadar kendi iç süreçlerindeki koordinasyonu tamamlamaları ve Türkiye’de bir yetkili temsilci atamaları gerekmektedir." dedi.

"Sosyal medyaya sansür uygulanacağı yönündeki iddiaları da mesnetsiz"

Günümüz dünyasında sosyal medya kullanımının bu denli yaygınlaşması sonucu, kişilerin ürettikleri içerikler yoluyla başkalarının kişilik haklarına zarar verdikleri durumlara daha çok rastlanıldığını ve bu doğrultuda, sosyal medyanın sağladığı ifade özgürlüğünün geniş kitleler nezdinde kullanılması imkânının, kişilik haklarına zarar veren nitelikteki içeriklerin yayılması şeklinde olumsuz bir kullanımının da olduğunun görüldüğünü dile getiren Koç, sözlerine şçyle devam etti:

"Anılan nedenle, vatandaşlarımızın kişilik haklarının yanı sıra ifade özgürlüklerinin de korunduğu, dengeli bir dijital ortam tesis etme gerekliliği hâsıl olmuştur. Öncelikle kişilik hakkının ne olduğu üzerinde durulmalıdır. Bilindiği üzere, kişilerin insan olmakla sahip oldukları hukuk düzeni tarafından korunan yaşam, beden bütünlüğü, sağlık, şeref ve haysiyet, isim, resim, özel hayat, kişisel veriler gibi kişisel değerler üzerindeki haklar, kişilik hakkını ifade etmektedir. 5651 sayılı Kanun’da yapılan son değişiklikler ile internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğin çıkarılmasını ve/veya erişimin engellenmesini de isteyebilir.

Buna göre bir örnek vermek gerekirse; kişilik hakkınızı ihlal ettiğini düşündüğünüz bir tweet hakkında öncelikle tweetin sahibine ilgili tweeti kaldırması için başvuruyorsunuz. Bundan bir sonuç alamamanız halinde ister Twitter’a uyarı yöntemi aracılığıyla içeriğin yayından çıkarılması için başvuruyorsunuz, isterseniz Sulh Ceza Hâkimliğine içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi talebi ile başvuruyorsunuz. Burada dikkat edilmesi gereken nokta Sulh Ceza Hâkimliği’nin zorunlu olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar vermeyeceğidir. Kanundaki bu düzenleme, yalnızca kişilik hakkı ihlalini bertaraf etme amacını vurguladığı gibi; sosyal medyaya sansür uygulanacağı yönündeki iddiaları da mesnetsiz kılmaktadır.

Diğer yandan, Kanun düzenlemesi doğrultusunda, Sulh Ceza Hâkimliği’nin içeriğe ilişkin kararını 24 saat içerisinde vereceği düzenlenmiştir; süre sınırlaması ile olası kişilik hakkı ihlallerinin dijital dünyadaki yayılma hızına yetişme gerekliliği öngörülmüştür. Aynı doğrultuda, hâkimin içeriğin çıkarılması ile erişimin engellenmesine ilişkin kararının tebliğinden itibaren en geç dört saat içerisinde, ilgili tweet sahibi ve yer sağlayıcı (veri merkezi) ile erişim sağlayıcı (Türk Telekom, Turkcell vb.) tarafından yerine getirileceği anılan Kanunda düzenlenmiştir. Bahse konu hâkim kararına uyulmaması halinde, adli para cezası öngörülmüştür. Son olarak, aynı örnek üzerinden gitmek gerekirse; atılan tweet içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilen kişinin talep etmesi durumunda hâkim tarafından, başvuran kişinin adının karara konu internet adresleri ile ilişkilendirilmemesine karar verilebileceği ve gereği için ilgili arama motorlarına bildirim yapılacağı düzenlenmiştir." dedi.

"Temsilci belirleme ve bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcılarına kademeli olarak cezalar uygulanacak"

5651 sayılı Kanun’da yapılan son değişiklikler ile günlük konuşma dilinde sosyal medya şirketi olarak bilinen Facebook, Twitter, Instagram gibi Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı “sosyal ağ sağlayıcıların 01/10/2020 tarihinden itibaren Türkiye’de yetkili temsilci bulundurmaları zorunlu hale getirildiğini hatırlatan ve bu tarihten itibaren Türkiye’de yetkili temsilci bulundurmayan Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılar için kademeli olarak cezalar belirlendiğini söyleyen Ali Taha Koç:

"Buna göre; temsilci belirleme ve bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından bildirimde bulunulacaktır. Bu bildirimin üzerinden 30 gün geçmesinin ardından yükümlülüğü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya BTK Başkanı tarafından 10 milyon TL idari para cezası verilecektir. İlk idari para cezasının tebliğinden 30 gün geçmesinin ardından yükümlülüğü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya BTK Başkanı tarafından 30 milyon TL idari para cezası verilecektir.

İkinci idari para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün sonrasında yükümlülüğü yerine getirmemiş olan sosyal ağ sağlayıcı için BTK Başkanının uygulayabileceği bir yaptırım öngörülmüştür. Bu kapsamda 5651 sayılı Kanuna göre; Türkiye’de mukim vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili sosyal ağ sağlayıcısına yeni reklam vermesi yasaklanır, bu kapsamda yeni sözleşme kurulamaz ve buna ilişkin para transferi yapılamaz.

Kanun gereğince; reklam kısıtlaması kararından itibaren 3 ay geçmesine rağmen sosyal ağ sağlayıcının temsilci belirleme yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması halinde ise; Sulh Ceza Hâkimliği tarafından alınacak karar üzerine %50 oranında bant daraltma yaptırımı uygulanacaktır. Sulh Ceza Hakimliği’nin ilk bant daraltma kararından itibaren 30 gün geçmesine rağmen temsilci atamaması durumunda ilgili sosyal ağ sağlayıcıya %50-%95 oranında ikinci bir bant daraltma yaptırımı Sulh Ceza Hakimliği kararı ile uygulanacaktır.

Görüldüğü üzere, Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcıların Türkiye’de temsilci belirlemesi hususuna kanun koyucu özel bir önem atfetmiştir. Öte yandan sosyal ağ sağlayıcının temsilci ataması halinde; reklam kısıtlaması ve bant daraltma yaptırımlarının kaldırılacağı ve idari para cezalarının dörtte bir oranında uygulanacağı kanunda belirtilmektedir." ifadelerini kullandı.

"Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi çalışmalarını yürütüyoruz"

Teknolojiyi sadece tüketen değil üreten bir Türkiye olmak üzere çıkılan yolda temel amaçlarının, dijital teknolojilerin kullanımı ve geliştirilmesi yoluyla, ekonomik ve sosyal refahın artırılmasına yönelik, insan, iş süreçleri ve teknoloji unsurlarında bütüncül bir dönüşümü gerçekleştirmek olduğunu belirten Koç:

  • “Bu doğrultuda Dijital Dönüşüm Ofisi bünyesinde kurduğumuz;

  • "Dijital Dönüşüm Koordinasyon Dairesi" ile ülkemizde insan, iş süreçleri ve teknoloji alanında bütüncül bir dönüşümü gerçekleştirmek,

  • "Dijital Teknolojiler, Tedarik ve Kaynak Yönetimi Dairesi" ile teknolojiyi sadece tüketen değil üreten bir Türkiye olmak için, milli teknolojilerin ve yenilikçi çözümlerin geliştirilmesine katkı sağlamak,

  • "Dijital Uzmanlık, İzleme ve Değerlendirme Dairesi" ile kamu kurum ve kuruluşlarının bilgi ve iletişim teknolojileri projelerinin planlanması ve yürütülmesine teknik destek sağlamak,

  • "Siber Güvenlik Dairesi" ile siber güvenlikle ilgili politika, strateji ve eylem planlarını hazırlayarak, ülke çapında etkin şekilde uygulanmasını sağlamak,

  • "Büyük Veri ve Yapay Zekâ Uygulamaları Dairesi" ile büyük veriden değer ekonomisine geçişi gerçekleştirmek ve,

  • "Uluslararası İlişkiler Dairesi" ile Ofisimizin görev alanına giren konularda uluslararası kuruluşlar ve ülkelerle işbirliğini artırmaya yönelik

projeler geliştirmekteyiz.

Nitekim Covid-19 sonrasında ortaya çıkan karmaşıklık ve belirsizliği yönetmeye yardımcı olmak amacıyla Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından Temmuz 2020’de yayınlanan  "Düze Çıkışın Ötesi:2030'a Doğru" raporunun dijital odağında;

Hükümetler ve kurumların, dijital platformlar üzerinden faaliyetlerini uzaktan yürütmek suretiyle kapılarını açık tutmalarına, bir yandan da daha geniş kapsamda dijital dönüşüm stratejilerini planlamalarına yardım etmek,

  • Sağlık hizmeti dâhil kritik kamu hizmetlerini uzaktan sunmak,

  • Daha iyi karar verme için veri entegrasyonlarını desteklemek;

  • Küçük ve orta ölçekli işletmelere odaklanarak dijital ödeme platformları ve e-ticaret sistemleri kurmak ve,

  • Uluslararası ortaklarla birlikte çalışarak dijital finansman seçeneklerini artırmak

konuları yer almaktadır.

Raporda yer alan konu başlıklarının çoğunun, Dijital Dönüşüm Ofisimiz çalışma alanına girdiğini görmekteyiz. 2023 hedeflerimiz doğrultusunda, yarının rekabetçi ekonomisinde bir güç olarak var olabilmek ancak zamanın getirdiklerini yorumlayan ve hızlı karar alarak uygulayabilen çevik bir yönetişim anlayışı ile mümkün olacaktır.

Dijital Dönüşüm Ofisi olarak ‘Dijital Türkiye’ sloganıyla çıktığımız bu yolda; kamu, özel sektör, üniversite ve sivil toplum kuruluşları işbirliğiyle ülkemizin dijital dönüşümünü gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu süreçte, iş sürekliliği ve esnekliğinin sağlanması amacıyla dijital hizmetlerin kullanımı her zamankinden daha fazla önem kazanmıştır. Yaptığımız çalışmalar neticesinde, 07 Ekim 2020 itibariyle e-Devlet Kapısı üzerinde yaklaşık 50,6 milyon kullanıcı sayısına erişilmiş olup, 679 kuruma ait 5183 adet hizmet kullanıcılara sunulmaktadır. Bilindiği üzere e-Devlet Kapısı şifre zarfı alabilmek için 15 yaş üstü olmak gerekmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 2019 yılsonu nüfus verilerine göre 15 yaş altı nüfusumuz 19,2 milyondur. Bu durumda toplam nüfusun yaklaşık %80’i e-Devlet Kapısı kullanıcısıdır."

"Nisan ve Mayıs aylarında Dijital Türkiye’ye 1,73 milyon yeni kullanıcı kaydoldu"

Nisan ve Mayıs aylarından bu yana e-Devlete büyük ilgi olduğunu söyleyen Ali Taha Koç, Dijital Türkiye'ye 1.73 milyon yeni kullanıcının kaydolduğunu ifade etti.

"e-Devlet Kapısına, 2020 yılının ilk 6 ayındaki giriş sayısı neredeyse 2019 yılının tümünde kaydedilen giriş sayısına ulaştı. Bazı hizmetlerin kullanımında, salgın öncesi döneme kıyasla 10 kata varan artışlar olduğunu görmekteyiz. Sadece bu yılın Nisan ve Mayıs aylarında Dijital Türkiye’ye 1,73 milyon yeni kullanıcı kaydoldu.

e-Devlet Kapısı üzerinden sunmaya devam edeceğimiz nitelikli, katma değeri yüksek, bütünleşik hizmetlerle kullanıcı sayısını arttırmanın yanı sıra, mevcut kullanıcıların e-Devlet Kapısı’nı daha aktif kullanmasını da sağlayacağız.e-Devlet Kapısı üzerinden tüm bilgilere tek bir sayfadan ulaşılabilen ve herhangi bir yeni bilgi ve belge ibrazını gerektirmeyen bütünleşik hizmetlerden katma değeri yüksek olanların, vatandaşlarımızın kullanımına sunulması hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımız hızla devam ediyor. Nitekim Dijital Dönüşüm Ofisimiz koordinasyonunda e-Devlet Kapısının ilk bütünleşik hizmeti ‘Araçlarım’ kullanılmaya başlandı. Farklı kurumlar tarafından sunulan hizmetlerin tek bir yerde toplanarak bütünleşik olarak sunulduğu ‘Araçlarım’ hizmeti ile araçlarınızla ilgili sigorta, ceza, muayene, geçiş, borç gibi tüm bilgileri tek bir ekrandan görüntüleyebilecek, işlemlerinizi çok daha kolay bir şekilde gerçekleştirebileceksiniz. Bunun yanı sıra ‘Çalışma Hayatım’, ‘İkametgâhım’ ve ‘Sosyal Yardımlar’ bütünleşik hizmetleri için de Dijital Dönüşüm Ofisi var gücüyle çalışıyor.

Dijital hizmetlerin kullanımının bu ölçüde artış göstermesi, kaçınılmaz olarak bu hizmetleri hedef alan siber saldırılarda da bir artışa sebep olmaktadır. Yaptığımız incelemeler neticesinde, vaka sayısına ve hastalık seyrine ilişkin Dünya Sağlık Örgütü ile çok sayıda resmi kurumun yayınladığı Covid-19 haritalarının dışında, zararlı yazılımlar yüklü ‘gerçek zamanlı koronavirüs haritaları’ adı altında kullanıcıları aldatan sahte uygulamalar bulunduğunu gördük.  Bu doğrultuda, Dijital Dönüşüm Ofisi olarak, ülkemizde ve dünyada koronavirüs vakalarının etkin bir şekilde anlık ve güvenli olarak takip ve analiz edilebilmesi amacıyla ‘corona.cbddo.gov.tr’ sitesini hazırladık. Açık kaynak platformlar kullandığımız sitenin yazılım geliştirme süreçleri, Ofisimizin iç kaynakları ile kısa sürede tamamlanıp vatandaşlarımızın hizmetine sunulmuştur. Site, vatandaşlarımızın güvenilir bir siteden Türkçe olarak verileri takip etmesine olanak sağlamaktadır. Yoğun zamanlarda siteye anlık 50.000 kadar kullanıcı giriş yapmış ve sayfa toplam 5 milyonun üzerinde tekil kullanıcı tarafından görüntülenmiştir. Elektronik ortamların bu denli yoğun kullanıldığı düşünüldüğünde ortaya çıkabilecek dijital mahremiyet ve güvenlik kaygılarının da yine aynı önemle üzerinde durulması gerekmektedir. Bu çerçevede ülkemizin siber tehditlerle mücadele edebilmesi amacıyla, kurumlar arası iş birliğini de dikkate alan bütüncül bir bilgi ve iletişim güvenliği yaklaşımı benimsenerek Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi hazırlandı. Rehber, ülkemizin ait verinin ülkemizde kalmasını, kritik altyapı ve sistemlerimizin sürdürülebilirliğine katkı sağlamayı, güvenlik tedbirlerinin ürün ve teknoloji bağımsız olarak uygulanabilir olmasını hedeflemektedir.

Dijital Dönüşüm Ofisi olarak, gelişen yenilikçi teknolojiler ve toplumsal talepler doğrultusunda, kamuda veriye dayalı etkin karar alma süreçlerini oluşturmak ve kurumlar arası iş birliğini ivedilikle geliştirmemiz amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Başlangıç olarak, kamu kurumlarımızın tüm uygulama, platform ve altyapı katmanlarında kullandıkları verilere ilişkin standart ve tanımlamaların yer alacağı Ulusal Veri Sözlüğü (UVS) çalışmalarını başlattık. Kamunun operasyonel verimliliğini artıracak Ulusal Veri Sözlüğü (UVS) sistemi yazılım alt yapısı ‘https://uvs.gov.tr’ adresi üzerinden hizmet vermeye başlamıştır. Ayrıca, veri sözlüklerinin oluşturulması sırasında karşılaşılabilecek problemlerin çözümü için Başkanlığımız bünyesinde “UVS Yardım Masası” da oluşturulmuştur. Yapılan bu çalışmaların bir sonucu olarak, kamu kurumlarında ortak bir veri dili oluşturarak ulusal veri envanteri oluşturulacaktır.

Her veri konuşur ve bir şeyler söyler. Verinin değere dönüşmesi ancak yerli ve milli bir anlayışla mümkündür. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, kamu verilerinden değer üretmek ve bu çerçevede sosyal ve ekonomik kazanımlar elde etmek maksadıyla, söz konusu verilerin açık devlet verisi olarak kamuyla paylaşılabilmesi için Açık Veri Portali üzerinde çalışmaktadır. Kamu verilerinin açık devlet verisi olarak paylaşılabilmesi süreçleri teknik, yasal ve organizasyonel bir dizi süreci barındırmaktadır.  Açık Veri Projesi kapsamında yürütülen açık devlet verisi portali olan ‘veri.gov.tr’nin yazılım altyapısı tanımlanmıştır.  Teknik yazılım altyapısının yanı sıra açık devlet uygulamaları ve açık devlet verisine yönelik veri yönetimi prosedürleri, yasal ve idari düzenleme altyapıları ve rehberlik dokümanlarının hazırlanması çalışmaları da devam etmektedir.

"Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi çalışmalarını yürütüyoruz"

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, Kamuda büyük veri ve yapay zekâ uygulamalarının etkin olarak kullanımını sağlamaya yönelik çalışların devam ettiğini söyledi.

"Yapay zekâ alanında olmazsa olmazımız; Türkiye’nin verisinden değer üretebilmek, yerli ve milli yazılımlar geliştirerek toplumumuza ve ekonomiye katkıda bulunabilmektir.

Kamuda büyük veri ve yapay zekâ uygulamalarının etkin olarak kullanımını sağlamaya yönelik Cumhurbaşkanımızca belirlenen politikalar doğrultusunda, insanı merkeze alan bir yaklaşımla, kamunun öncülüğünde, üniversiteler, özel sektör ve STK’lar la işbirliği içerisinde ‘Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’ çalışmalarını yürütüyoruz. Ulusal Yapay Zekâ Stratejimiz, yapay zekâ teknolojileri alanında yol haritasını ortaya koymakta, kritik teknoloji alanlarına yönelik atılması gereken adımlar ile yapay zekâ alanında nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi ve toplumsal dönüşüm için yapılması gereken öncelikli çalışmaları içermektedir.

Bunun yanı sıra, yapay zekâ teknolojilerinin Türkiye’de kullanımına öncülük etmek amacıyla, sağlık alanında yapay zekâ projeleri yapmayı öncelik olarak belirledik. Bu kapsamda, Beyin MR Görüntülerinden ‘Beyin Tümörü Tespiti’ projemiz bir ürün haline gelmiş olup, Gazi Üniversitesi Hastanesi tarafından kullanılmaya başlamıştır.

Benzer şekilde ‘Akciğer Grafilerinden Covid-19 Tespiti’ projesinin ise deneyleri bitmiş olup ürünleştirme aşamasındadır. Aynı zamanda, Mamografi çekimlerinden ‘Meme Kanseri Tespiti’ ve Bilgisayarlı Tomografi görüntülerinden ‘Mide Kanseri Sınıflandırması’ üzerine çalışmalarımız devam etmektedir.

Bu projelerin dışında; Yapay zekâ birimimiz bazı kavramsal tasarım çalışmalarını da yürütmektedir. Geliştirilen yapay zekâ uygulamalarının gömülü sistemler (mini bilgisayarlar) üzerinde çalıştırılması, hazır eğitim platformları üzerinde robotik uygulamaların denenmesi, sentetik video ve görüntü üretimi, görüntüler arası stil transferi gibi farklı modeller üzerine yapılan çalışmalar bu kavramsal tasarım çalışmalarından bazıları olarak bahsedilebilir." 

"Dünyanın dijitalleşmesine öncülük eden ülkeler arasında yerimizi almak için çalışmaktayız"

Dijital dönüşümden beklenenlerin gerçekleşebilmesi için kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi, ortak altyapıların kurulması ve kullanılması, veriye dayalı etkin karar alma süreçlerinin oluşturulması, nitelikli insan kaynağı ve kapasitesinin geliştirilmesi ile vatandaş odaklı, güvenilir, birlikte çalışabilir ve bütünleşik bir Dijital Türkiye yapısının kurulmasına ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Ali Taha Koç:

"Bu sebeple, Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsına bağlı olarak, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında Dijital Dönüşüm Ofisimiz kurulmuştur. Dijital Dönüşüm Ofisinin kurulması ile birlikte, dönüşüm sürecinde ihtiyaç duyulan liderlik tanımlanmış ve dijitalleşme alanındaki koordinasyonun tek çatı altında toplanması sağlanmıştır.

Dünya örnekleri ile hemen hemen eş zamanlı olarak, ülkemizde de hayat bulan bu yapı sayesinde, sürecin gerisinde kalmadan, geleceğin dünyasının yeniden inşasında aktif rol alarak, hâkimiyet alanında lider ve dünyanın dijitalleşmesine öncülük eden ülkeler arasında yerimizi almak için çalışmaktayız.

Dijitalleşme politikaları geçtiğimiz dönemlerde daha ziyade teknolojik altyapı odaklı ele alınırken, günümüzde geliştirilen yeni teknolojiler ile alt yapının kullanımı ve mekândan bağımsız verinin yenilikçi teknolojiler ile işlenmesi, küresel değer zincirinin yeniden şekillenmesine neden olmaktadır. Bu yeni değer zincirinin en önemli halkalarını, IOT, Bulut Mimari, Büyük Veri, Blockchain ve Yapay Zekâ gibi yenilikçi teknolojiler oluşturmaktadır.

Nitekim dijital dönüşüm alanındaki çalışmalarını Dijital Ekonomi Politikaları Komitesi (CDEP) aracılığıyla sürdüren OECD, internet ve bilgi iletişim teknolojilerinin yenilikçilik, verimlilik, büyüme, sürdürülebilir kalkınma ve sosyal refahın tetikleyici unsurları olarak yaygınlaştırılması konusunda politika geliştirmekte ve bunun için gereken düzenleyici ortamın oluşturulmasına katkı sağlamaktadır. CDEP bünyesinde hazırlıkları gerçekleştirilen ve yapay zekâya ilişkin ilkelerin belirlendiği ilk uluslararası belge olma özelliğini taşıyan Yapay Zekâ Konsey Tavsiye Kararı oldukça önemli bir çıktıdır.

Benzer şekilde gerek 2019 yılında Osaka’da düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nde gerekse de Fransa dönem başkanlığında gerçekleştirilen G7 Zirvesi’nde gerçekleştirilen toplantılarda, yenilikçi teknolojiler, yapay zekâ, dijital ekonomide güven ve verinin etkin kullanımına yönelik çalışmaları görmekteyiz. Dijital Dönüşüm Ofisimiz koordinasyonunda ülkemizde de uluslararası kuruluşların odağında yer alan çalışmalara yönelik (Yapay Zekâ Stratejisi, Açık Veri Portali, Veri Sözlüğü vb.) benzer projeler yürütülmektedir.

Dijitalleşme yolunda ülkelerin konumunu net bir şekilde ortaya koyabilecek bir ölçüm modeli bulunmamakla birlikte, geçmişten günümüze bu geçişin ölçülmesinde önemli bir payı olan BM e-Devlet Gelişmişlik Endeksi, AB e-Devlet Endeksi ve ITU Global Siber Güvenlik Endeksi başta olmak üzere benzer çalışmalar kısmen fikir verebilmektedir. Birleşmiş Milletler tarafından 2001 yılından bu yana yaklaşık iki yılda bir üye ülkelerin e-Devlet gelişmişlik düzeyini belirlemek için yapılan çalışmada, kamu sektörünün etkinliği, şeffaflığı ve verimliliğini artırmak amacıyla bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımının sistematik bir değerlendirmesi sunulmaktadır.

Dijital Dönüşüm Ofisimiz koordinasyonunda kamu kurum ve kuruluşlarımızla sürdürdüğümüz çalışmalar neticesinde, ülkemiz Birleşmiş Milletler e-Devlet Gelişmişlik Endeksi 2018 yılı değerlendirmesinde “Çevrimiçi Hizmet Endeksi”nde bir önceki yıla göre 40 basamak ilerleyerek 193 ülke arasından 27. sıraya yükselmişti.

Temmuz ayı sonunda Birleşmiş Milletler tarafından 2020 yılı e-Devlet Gelişmişlik Endeksi yayınlandı. Ülkemiz 193 ülke arasında, Çevrim İçi Hizmet Endeksinde 22. sıraya, e-Katılım Endeksinde ise 23. sıraya yükselmiştir. e-Katılım Endeksi, internet yoluyla devletten vatandaşa bilgi paylaşımı olanakları (e-Bilgi Paylaşımı), paydaşlar ile karşılıklı etkileşim (e-Danışma) ve karar alma süreçlerine entegrasyon (e-Karar Verme) konularına odaklanmaktadır. Bu doğrultuda, 193 ülke arasından 23. Sıraya yükselmemiz büyük önem arz etmektedir.

Benzer şekilde, Eylül ayının başında yayınlanacak 'AB 2020 Yılı e-Devlet Endeks Çalışmaları'nda, kullanıcı odaklılık başlığında ülkemiz çok büyük bir başarı kaydederek, 36 ülke arasından 4. sıraya yükselmiştir. Bir önceki değerlendirmede kullanıcı odaklılık başlığında 24. sırada yer alıyorduk.

Bu başarı yalnızca kullanıcı odaklılıkla sınırlı değildir.

  • Temel Altyapılar kategorisinde 21. sıradan 9. sıraya,

  • Şeffaf Devlet kategorisinde 26. sıradan 13. sıraya,

  • Sınır Ötesi Hizmet Sunumunda 31. sıradan 22. sıraya olmak üzere,

Endeksin genelinde 26. sıradan 13. sıraya yükselmiş bulunmaktayız.

Fransa ülkemizin ardından 14., İngiltere 22. ve Almanya 26. sırada yer almaktadır.

Bu başarılar yalnızca e-Devlet Gelişmişlik Endeksleriyle sınırlı değil.

Daha güvenli bir dijital ortam için gerekli koşulları oluşturmak, riskleri tanıtmak ve yönetmek için doğru dijital beceri ve araçları sağlamaya çalışıyoruz.

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından ülkelerin siber güvenlik olgunluğunu ölçen Global Siber Güvenlik Endeksi ( Global Cyber Security Index ) 2018 sıralamasında da Türkiye dünya karşılaştırmasında 43. sıradan 20. sıraya yükseldi.

Siber güvenlikte son dönemlerde birçok güzel gelişme ile birlikte hızlı bir yükselme eğrisi içindeyiz. Dijital Dönüşüm Ofisi olarak gerçekleştirdiğimiz ve hedeflediğimiz birçok faaliyet ile Türkiye’nin siber güvenlik seviyesini yükseltmeyi hedefliyoruz." dedi.

"Global ve Milli markalara sahip olma amacıyla emin adımlarla ilerliyoruz"

Siber uzaydan gelebilecek dış kaynaklı müdahale ve saldırılara karşı güçlü bir savunma gerçekleştirebilmek için en kritik faktörün, siber caydırıcılık olduğunu dile getiren Ali Taha Koç:

"Siber güvenlikte caydırıcı olmanın yolu, bu alanda doğru strateji ve politikaları uygulayarak, mevcut teknolojilere eşdeğer milli ürün ve çözümler geliştirmek, her kademede siber güvenlik uzmanı sayısını artırmak ve yeni analiz yöntemleriyle zafiyet alanlarını erken tespit etmekten geçmektedir. Gerek siber saldırılara karşı ulusal düzeydeki mukavemetiniz, gerek bu saldırıları durdurmak ya da etkisini ortadan kaldırmak için sahip olduğunuz ofansif güç ile, olası saldırı girişimlerinin başarı ihtimalini düşürerek güvenli olabilirsiniz. Siber güvenlik alanında ülke olarak hayata geçirilecek bir çatı mevzuat çalışması ile hızlı, efektif ve etkin organizasyon yapısı oluşturularak işbirliği ve koordinasyonun artması, mükerrer çalışmaların önüne geçilerek ortak tehdide karşı odaklanma, katılım ve sahiplenmenin gelişmesi gibi kazanımlar ile topyekûn bir savunma anlayışı hayata geçirilmiş olacaktır. Bu husus, Dijital Dönüşüm Ofisi olarak üzerinde hassasiyetle durduğumuz ve dünya örneklerini de inceleyerek üzerinde çalışmakta olduğumuz bir ihtiyaçtır.

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi koordinasyonunda paydaşların katılımıyla ülkemizin bu alandaki ilk referans dokümanı olma özelliği taşıyan Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi, ulusal verimizin güvenliğine, kritik altyapı ve sistemlerimizin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak, milli güvenlik stratejilerimiz ve hedeflerimizi gerçekleştirmek için doğru adımlarla yol almamızı sağlayacaktır. Yenilikçi dijital teknolojilerin gücü ile yeni nesil akıllı saldırılara karşı daha akıllı ve caydırıcı yöntemler geliştirilmesi konusunda çalışmalarımıza başlamış bulunmaktayız. Siber güvenliği yabancı çözümlerle sağlamaya çalışmanın, sınır güvenliğini yabancı askerlere emanet etmeye eşdeğer olduğu unutulmamalıdır. Yerli ve milli siber güvenlik ekosisteminin geliştirilmesine yönelik Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi’nin şekillendirilmesi, yenilikçi teknolojileri kullanarak ve ulusal önceliklerimiz doğrultusunda uluslararası rakipleri ile rekabet edebilecek yetkinlikte ürünler geliştiren Global ve Milli markalara sahip olma amacıyla emin adımlarla ilerliyoruz. Siber savunma sistemi kavramının içinde sadece idari ve teknolojik altyapı bulunmuyor. Bunları yönetecek, üretecek ve geliştirecek nitelikli insan kaynağı ile toplumun her düzeyinde geliştirilmesi gereken farkındalığı temin etmek de işin önemli bir parçası. Bu alanda da 81 İlde 81 Siber Kahraman projesi, Siber Küme eğitimleri, Hackİstanbul ve HackZeugma gibi CTF yarışmaları, Dijital Tayfa çizgi filmi, kamu spotları ve sosyal medya paylaşımları ile faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

Bugün geldiğimiz noktada tüm bu faaliyetlerin meyvesini vermeye başladığına şahit olmaktayız. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından ülkelerin siber güvenlik olgunluğunu ölçen Global Siber Güvenlik Endeksi ( Global Cyber Security Index ) 2018 sıralamasında Türkiye dünya karşılaştırmasında 43. sıradan 20. sıraya yükselmiştir. 175 ülkenin yer aldığı bu derecelendirmede, Rusya, Almanya, İtalya, Belçika gibi birçok ülkenin önünde olduğumuz dikkat çekmektedir." dedi.

"E-devlet bilgi sistemleri oluşturuldu"

Son olarak dijital dönüşümün, ekonominin tüm aktörlerinin iş yapma şeklini ve üretkenliğini derinden etkileyen bir olgu olduğunu söyleyen Koç; 

“Kamu sektörü de ekonominin en büyük aktörlerinden biri ve hem yaptığı harcamalar hem de aldığı kararlar ve sunduğu hizmetlerle sosyoekonomik sistemin sağlıklı şekilde işlemesi ve gelişmesi açısından kilit bir rolü var. Bu açıdan bakıldığında, kamuda dijital dönüşümün veya geleneksel adıyla e-devletin ülkemizin sosyoekonomik kalkınması açısından kilit bir rolü olduğunu söylemek mümkün. 

Geçtiğimiz dönemde yaptığımız çalışmalarla ülkemizde e-devlet altyapısının ana sacayakları olan bilgi sistemleri oluşturuldu. MERNİS, TAKBİS, UYAP, MERSİS gibi sistemleri bunlara örnek olarak verebiliriz. Ayrıca, vatandaşların elektronik kamu hizmetlerine tek noktadan erişmesini sağlayan e-Devlet Kapısı da 2008 yılında açıldı ve bugün itibarıyla kullanıcı sayısı 50 milyona yaklaştı, hizmet sayısı da 5.000’in üzerinde. Diğer taraftan, son dönemde Ofis olarak yaptığımız çalışmalarla, e-Devlet Kapısı’ndaki hizmetlerin sayısını ve çeşitliliğini artırmanın ötesinde, daha yüksek katma değerli hizmetleri sunmaya odaklandık. Bu bağlamda, bütünleşik hizmet adını verdiğimiz ve belirli bir konudaki hizmetleri toplu şekilde tek bir ekrandan sunmayı amaçlayan hizmetleri devreye almaya başladık. Bunun ilk örneği 2020 yılı Haziran ayında hizmete açılan ‘Araçlarım’ bütünleşik hizmetidir. Bu hizmeti kullanan vatandaşlarımız araçlarının motorlu taşıt vergisi ve trafik cezası bilgilerini sorgulayıp ödeyebilmekte, araç muayene randevularını, otoyol geçişlerini ve sigorta bilgilerini görüntüleyebilmektedir. Önümüzdeki dönemde adrese dayalı hizmetler ile çalışma hayatı konusunda da benzer bütünleşik hizmetleri devreye alacağız, buna ilişkin hazırlıklarımız devam ediyor.

e-Devlet alanında yaptığımız çalışmaların olumlu sonuçlarını uluslararası karşılaştırmalarda da görüyoruz. Avrupa Birliği tarafından hazırlanan ve yakın zamanda yayımlanacak olan 2020 Yılı e-Devlet Endeks Çalışması dikkate alındığında, ülkemizin “kullanıcı odaklılık” başlığında 36 ülke arasında 4’üncü sıraya, “temel altyapılar” başlığında 9’uncu sıraya, “şeffaf devlet” başlığında ise 13’üncü sıraya yükseldiğini görüyoruz. Benzer bir gelişme Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan e-Devlet Gelişmişlik Endeksi’nde de görülüyor. 2020 Yılı Temmuz ayında yayımlanan son rapora göre Türkiye 193 ülke arasında çevrimiçi hizmet endeksinde 22’nci sıraya, e-katılım endeksinde ise 23’üncü sıraya yükseldi. Tüm bu değerlendirmeler çerçevesinde, e-devlet alanında bugüne kadar yürüttüğümüz çalışmalarla kamuda dijital dönüşüm açısından devrim niteliğinde ilerlemeler sağladığımızı söylemek yanlış olmayacaktır.

Teknolojide yaşanan hızlı dönüşüm doğal olarak dijital dönüşüm olarak isimlendirdiğimiz olgunun kapsamını da değiştiriyor. Nesnelerin interneti, yapay zeka ve büyük veri gibi teknolojilerin gelişmesiyle artık veriye dayalı yenilikçiliğin ekonomik büyümenin ana itici gücü olduğu bir yapıya geçiyoruz. Bu durum kamuda dijital dönüşüme de yeni bir bakış geliştirme ihtiyacını ortaya çıkarıyor kaçınılmaz olarak. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde e-devlet kurumsal mimarisini veriden daha fazla değer üretmeye odaklı bir yapıya dönüştürmek ve bu surette ülkemizde veriye dayalı yenilikçiliği besleyip güçlendirmek bu alandaki temel önceliğimiz olacak. Bu çerçevede, kamu iş süreçlerinin otomasyona geçirilmesine imkan sağlayacak teknik altyapıyı oluşturmak, kamu kurumları arasındaki veri alışverişini çok daha akışkan ve etkin bir yapıya dönüştürecek ancak bunu yaparken de verilerin usulsüz kullanımının izlenmesini ve önlenmesini sağlayacak bir veri yönetişimi mimarisi oluşturmak gibi hedeflerimiz var. Ayrıca, kamu verisinin paylaşımıyla ilgili bir düzenleme hazırlığı konusundaki çalışmalarımız da sürüyor. Bu alandaki çalışmalarımız olgunlaştıkça kamuoyunu da bilgilendiriyor olacağız.” ifadelerini kullandı.

17°
parçalı bulutlu