banner23

banner31

banner24

Yüreğini namluya siper eden bir kumandan; Enver Paşa

"Uzun zamandan beri Türkistan Türklüğü ile Osmanlı Türklüğü arasındaki irtibat kopmuştur. Ben Osmanlı Ordularının başkomutanı ve İslam Halifesinin damadı olarak oraya gelir ve Türkistan’ın bağımsızlığı uğruna ölürsem Doğu Türklüğü ile bu köprüyü kurmuş oluruz."

ARAŞTIRMA-ANALİZ 04.08.2020, 11:28
Yüreğini namluya siper eden bir kumandan; Enver Paşa

“Çatalca ovası, Boğaz geçidi,
Karpat dağları, Trablus çölleri
Güzel Selanik’in şirin bahçeleri.
Şehitlerin yüzüne damlayan nurlar,
Bizi kan ağlattı bu kara haber.”

A.Süleyman Çolpan

Takvimler 4 Ağustos 1922’yi gösteriyordu. Bugünkü Tacikistan’ın Abıderya köyündeki Çeğen tepesinde, az önce askerleriyle bayramlaşan ve ani bir baskınla karşılaşan atının üzerinde bir Türk kumandanının kurşunu bitmişti. Karşısındaki kalabalık Rus taburuna baktı. Yıllardır beklediği anın geldiğini fark ederek kılıcını çekti ve çelik mitralyöze doğru koşarak şehit oldu.

İsmail Enver Paşa, bu asil tavırla 98 yıl önce bugün, tetiğini Ermeni asıllı (Hagop Melkumyan) bir Rus kızıl ordu subayının çektiği mitralyöz kurşunu ile şehadete kavuştu.

Genç yaşta terörle mücadele başlıyor

Şehadetinin üzerinden neredeyse bir asır geçmesine rağmen üzerine yapılan tartışmaların hala sürdüğü Enver Paşa, herkes gibi doğruları ve yanlışları olan ama şüphe götürmez şekilde kendisini milletine ve milletinin istikbaline adamış, tüm hayalleri ve idealleri bu istikbal üzerine şekillenmiş, çalışkan, korkusuz ve vatanperver bir Türk kumandanıydı.

1881 yılının Kasım’ında İstanbul Divanyolu’nda, Manastırlı bir aile olan Ayşe Hanım ve Hacı Ahmed Bey’in oğlu olarak dünyaya gelen İsmail Enver, 6 kardeşin en büyüğüydü. Asker olma hayaliyle yaşı küçük olmasına rağmen Manastır Askeri Rüştiyesi’ne gitti. Ardından Askeri İdadi’den piyade teğmen ve akabinde ikinci olarak bitirdiği Harp Akademisi’nden kurmay yüzbaşı olarak ayrıldı.

Rumeli’nin çeşitli yerlerinde yaptığı görevlerden sonra 1906 yılında binbaşı oldu. Bir yıl sonra çetelerle mücadele için görevlendirilmesiyle yaşadıkları, fikirlerinin daha da yeşermesine sebep oldu.

Köyleri yakan çetecileri genç yaşta bertaraf etti

Kendisi için “çetelerle çatıştı” sözü yetersiz ve son derece zayıf kalacaktır. Çünkü azımsanamayacak kadar büyük bir mücadele vermiştir ki, henüz 27 yaşında iken ‘Hürriyet Kahramanı’ olarak anılmasındaki en önemli etkenlerden biride bu mücadelesi olmuştur. Rumeli bölgesini altüst eden Bulgar, Arnavut, Makedon ve Rum çetecilere karşı vermiş olduğu neredeyse her mücadeleyi kazanır Enver Bey. Bunlardan ilki İç Makedon Devrimci Örgütü tarafından düzenlenen ‘İlinden İsyanı’nda 18 kişilik çeteyi imha etmesiyle başlar. Devamındaki başarıları bu genç subayın çeşitli nişanlar ve liyakat madalyaları kazanmasıyla devam edecektir.

Sadece bir subay değil; entelektüel ve sanatsal yönü ağır basan bir diplomat, bir siyaset adamı

Genç yaşına ve kısa sürede dağlarda yoğun yaşanan aksiyonlu hayatına rağmen entelektüel tarafı hep ağır basan İsmail Enver Bey; Fransızca, Farsça ve Rusça’yı çok iyi bilmesinin yanında Almanca’sını da kısa ve hızlı şekilde ilerletmişti. Tartışılması ayrı bir konu olan ikinci meşrutiyetin ilanından sonra Berlin ataşemiliterliğine atandığı 1909 yılından itibaren kısa sürede sadece komutanlar ve askeri çevre tarafından değil tüm Alman İmparatorluk çevresince tanınır oldu.

O günlerden bugünlere kapanmamış bir defter: Libya

Tükenmez bir hareket arzusuyla kendisini bütünleştirmiş olan Enver Bey, 1911 İttihat ve Terakki toplantısında, Libya-Trablus’a saldıran İtalyanlara karşı cevapsız kalınamayacağını ve bir gerilla savaşı başlatma fikrini diğer örgüt üyelerine de kabul ettirmiş, 1911 yılında padişah ve hükümet yetkilileri ile de görüşerek Mısır’ın İskenderiye şehrine gitmiştir. Buradaki Arap aşiretlerle temaslarının akabinde çölü aşarak Tobruk’a ulaşır ve hemen askeri karargahını kurar. Kurduğu strateji ile İtalyanlara karşı çok ciddi başarılar elde eder. Bu başarıları sayesinde sırasıyla; Umum Bingazi Mıntıkası kumandanlığı, bu görevine ilâveten Bingazi mutasarrıflığı ve akabinde kaymakamlığa (yarbay) yükseltilir. Bingazi’den, yenilgi ile neticelenen 1.Balkan Savaşı münasebetiyle ayrılan Yarbay (Kaymakam) Enver Bey’ in, düşmanın Çatalca bölgesinde durdurulmasında da ciddi payı olmuştur.

“Paşa”

Hızlıca akan zamana birçok şey sığdıran genç yarbay, 2. Balkan Harbi sıralarında Edirne’yi, büyük bir direnişle karşılaşılmadan düşmandan arındırdıktan sonra ‘Edirne Fatihi’ ünvanı ile beraber henüz 31 yaşında albaylığa terfi ettirildi. Takvimler 1914 yılını gösterdiğinde ise gücünün zirvesine ulaştı; mirliva (tuğgeneral) rütbesine yükselmesinin ardından Harbiye Nazırlığı’na (Milli Savunma Bakanlığı) onun  akabinde ise Başkumandan Vekaleti’ne getirildi. Sultan Abdulmecid’in torunu Naciye Sultan ile de evli olan ‘Enver Paşa’ nın hayatı tüm bu kritik sorumluluklar ile devam etmeye başladı. Artık Avrupa’dan gelen evrakların üzerinde, “to Enverland (Enver’in ülkesine)” yazıyor ya da Osmanlı topraklarından “Enveristan” diye bahsediliyordu.

1.Cihan Harbi’ne giden dikenli yol

Almanya’nın yanında savaşa girme konusunda bazı silah arkadaşları ile fikir ayrılıkları yaşadılar ancak İtilaf devletleri Türkiye’nin ittifak talebini zaten reddetmişti. 1914’ün Ağustos ayında Çanakkale önüne gelen Goeben ve Breslau adlı Alman savaş gemileri, peşlerindeki İngiliz gemilerinden kaçabilmek için giriş izni isteyince kendisiyle görüşen Alman general Kress von Kressenstein’in talep etmesi sonucu Enver Paşa, re’sen verdiği bir emirle gemilerin içeri alınmasını ve eğer takip etmek isterlerse İngiliz gemilerine ateş açılmasını emretti. Paşa’nın verdiği bu karar Osmanlı Devleti’ni tarafsızlık anlamında zorda bırakmıştı bunun yanında ilerleyen zamanlarda, kendisi de bu harbin ilk kritik harekatındaki olumsuz stratejisi ve savaşın/tarihin cilvesi vesilesiyle Sarıkamış hezimetini yaşayarak imajını ciddi ölçüde zedeledi. Fakat tüm bunlara rağmen şartlar ele alındığında savaşa girmenin zorunluluğu su götürmez ve tarihsel bir gerçek…

Bir Kurban Bayramı sabahı...

Savaşa hiçbir ülke hazır değildi. Buna karşın savaş sonunda ayırt etmeksizin tüm dünya bir buhranla karşılaştı. Paşa ve arkadaşları bu durumda adil bir yargılanma sürecinden emin olamayarak yurdu terkettiler. Ama İsmail Enver Paşa’nın içindeki, özellikle İngiliz emperyalizmine karşı duyulan nefret ve vatanın kurtulmasındaki iştiyak hiç sönmedi. Ruslara karşı savaşan “Basmacılar Hareketi”ni örgütlemek için büyük çaba sarfeden Paşa, askerleriyle bayramlaştığı bir kurban bayramı sabahı, Rus baskını sonucu en ön safta ve hayatını feda ettiği idealleri uğrunda 41 yaşında şehit oldu. Yanlışıyla doğrusuyla; bizim kahramanımız olan bu yiğit kumandanın naaşı ise ancak 1996 yılında Türkiye’ye getirilerek, İstanbul -  Abide-i Hürriyet Parkı’na defnedildi.

Kendisinin nezdinde tüm şehitlerimize rahmetle…

17°
parçalı bulutlu