Dr. Sarıbatır: "Kalite, geliştirme süreci boyunca önem verilmesi gereken bir kavram"

SavunmaTR'ye konuşan Dr. Behçet Melih Sarıbatır, "Yurtdışında yaşansa dahi akıl ve gönül Türkiye'de olmalı. Bizim ülkemizin bulunduğu konum dünyanın kalbi, nifaka fırsat vermemeliyiz, hepimiz ülkemiz adına usanmadan çalışmalıyız." dedi.

ÖZEL HABER 25.07.2020, 14:23 16.10.2020, 15:00
Dr. Sarıbatır: "Kalite, geliştirme süreci boyunca önem verilmesi gereken bir kavram"

Elektronik devre, kart, ürün ve sistem tasarım firması PAVOTEK yazılım mimarı Dr. Behçet Melih SARIBATIR Türkiye’de ileri teknolojiler özelinde kalite yönetim süreci ve Türkiye’nin bu konudaki geleceği hakkında SavunmaTR’ye önemli açıklamalarda bulundu. 
Yüksek dereceyle bitirdiği Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra senkron elektrik makinaları üzerine yüksek lisans derecesini bitiren Sarıbatır, ASELSAN’da çalıştığı yıllarda da rüzgar enerjisi üzerine doktorasını tamamladı. 
Avustralya/Sydney’den aldığı teklif üzerine GEC adındaki büyük bir firmada tasarım başmühendisliği yaptı. Akabinde yeteneği farkedilen Sarıbatır, Honeywell isimli dünyaca ünlü firma tarafından yapılan bir başka teklif ile yazılım mimarlığı ünvanıyla kariyerine devam ederken aynı firmanın yazılım kalitesi konusunda iç denetçiliğini de üstlendi.
Kariyeri Commonwealth Bank of Australia’da yazılım mimarı olarak devam eden Sarıbatır, 35 yıllık Türkiye hasretini Avustralya’da bulunan Türk öğrencilere ücretsiz matematik , fizik ve bilgisayar programlama konusunda dersler vererek gidermeye çalışmış. Ülkesine hissettiği borç, uzun yıllar süren bilgi birikimini bir gün kendi ülkesinde de paylaşması gerektiği doğrultusunda bir yol çizmiş.
Tersine beyin göçünün en önemli örneklerinden biri olan Dr. Behçet Melih SARIBATIR, bugün bu bilgi birikimi en güzel şekilde paylaşabildiğini belirttiği PAVOTEK firmasında bulunmaktan da çok mutlu olduğunu dile getiriyor.

“Kalite sistemleri ve süreçleri üretici ve çalışanların dostudur”

Yaptığı açıklamalarda kalite yönetim ve denetim sistemlerinin öneminden söz eden Sarıbatır; “Kalite sistemleri ve süreçleri işlerimizi zorlaştırıyor' yanlış bir algı. Aslında kalite sistem ve süreçleri tüm çalışanların işini kolaylaştırıp, onları gereksiz sıkıcı işleri bir çok kez tekrarlamaktan kurtarıyor.” dedi.

Uzmanlık alanlarından biri olan kalite yönetim süreçlerinin doğru anlaşılması gerektiğine vurgu yapan Dr. Sarıbatır, kalitenin işin sonunda değil sürecin başından sonuna dek kontrol edilmesinin doğru strateji olacağını belirtti.

Şu an işimde odaklandığım nokta, üzerinde çalıştığımız ürünlerin nasıl daha iyi tasarımlanarak, daha yararlı duruma getirilebileceği; daha net bir ifade ile, tasarım sürecimizi nasıl daha etkin bir duruma getirebiliriz? Örneğin, bu alanda, yeniden kullanılabilirlik (re-use) önemli kavramlardan bir tanesi. Çünkü tekerleği her gün  yeniden icat etmenize gerek yok. Aynı tekerleği geliştirmeniz ve farklı alanlarda da kullanılabilir bir ürün haline getirmeniz pek tabii çok daha yararlı olacaktır. 
Kalite-denetimi (quality control) işin bitiminde gelen bir süreçtir. Asıl olan ‘kalite iyileştirme’dir (quality assurance). Kalite denetimini ürünü alıcıya göndermeden önce zaten yapacaksınız, ama ürünün yapımı aşamasında doğrudan doğruya kaliteyi entegre edebiliyor musunuz, ürünü doğru bir süreç içerisinde geliştirebiliyor musunuz bu son derece önemli. Sadece iş bitiminde kalite kontrol yapılması durumunda ürün kaliteli değilse ne yapacaksınız? Tüm enerji ve emeğiniz heba olabilir bu durumda. Dolayısıyla üretim esnasında kalite sürecinin iyi yönetilmesi her açıdan çok daha doğru bir strateji. Bu gibi bir süreçte misyonumuz, kalite kontrol nasıl olsa var değil, kalite kontrole gittiğinde bu iş tamamdır damgasının basılması olmalı."

Elle tutulur ürünler ile soyut ürün üretim süreçlerinin farkının anlaşılması gerektiğine işaret eden Sarıbatır sözlerine şöyle devam etti:

Yazılım ürünleri elle tutulup gözle görülmez. Bir kart veya router geliştirdiniz diyelim; bunu gözle görebilir, elle tutabilirsiniz. Bu gibi somut ürünlerin kalitelerini bittikten sonra anlayabilirsiniz. Fakat yazılım ürünleri için aynı şey geçerli değil; yazılım ürünlerinin kalitesini anlayabilmek için üretim veya geliştirme süreci içerisinde deneyerek, kaliteyi bizzat süreç içerisinde ürüne entegrasyonunu sağlayarak gerçekleştirebilirsiniz.”

“İnsan öğrenmeyi bıraktığında ölmüş demektir”

Kalite yönetim süreçlerinde tabana yayılmanın önemine vurgu yapan Dr. Sarıbatır, süreci yöneten en alttan en üste herkesin tecrübe paylaşımı yapmasının da sürecin bir parçası olması gerektiğinden söz etti.
“Bu süreci yönetmek araç ehliyeti almak gibidir. Ben size arabayı nasıl sürebileceğinizi teorik olarak  anlattığımda, pratikte çok bir şey ifade etmez. Ama sizi arabaya bindirip nasıl sürmeniz gerektiğini gösterdiğimde durum farklı olacaktır. Kalite sürecinde de sadece teorik olarak anlatmak yeterli olmaz, bizzat sürecin takip edilmesi gerekir. Bu şu demek; ben meslek hayatıma tabandan başladım. Dolayısıyla developer arkadaşların elinden tutabilir ve sürecin takibi konusundaki deneyimlerimi kendilerine aktarabilirim. Bugün çalıştığım yer özelinde de ayrıca mutluyum. Çünkü tüm çalışanların zihinleri gayet berrak ve başarma azmi içindeler. Bu da bana mesleğe ilk başladığım yıllardaki heyecanımı anımsatıyor. Benim de kendilerinden öğreneceğim çok şey olduğu kanaatindeyim; örneğin, haberleşme teknolojisini onlardan öğreneceğim. Aslında, insan öğrenmeyi bıraktığında zaten ölmüş demektir, öğrenmek beşikten mezara kadardır.”

"Bir iş yanlış gidiyorsa, sorumlu kişiyi aramaktansa, sorunlu prosesin izini sürmek daha mantıklıdır"

“Bakıyorsunuz Japonya ve Almanya; 2. Dünya Harbi’nden çıkmışlar, fakat bugün yaptıkları işler ortada. İncelendiğinde kalite süreçlerinin, kalite kontrole ürün gitmeden ne kadar yüksek önem verilerek yapıldığı görülüyor. W. Edwards Deming’in 6 sigma kalite felsefesini baz alarak bir örnek verelim. Diyelim ki siz cıvata üretiyorsunuz. Ürettiğiniz cıvataları yüzde kaç toleransla üretebiliyorsunuz? 1000 tane ürettiniz, 100 tanesinin bozuk çıkması durumunda size yüzde on geri dönüşümü olacaktır, ondan sonra bu prosesin başına dönmek durumunda kalırsınız. Ama 3 tane bozuk cıvata varsa, iyi bir yerdesiniz demektir. Bu istatistikteki çan eğrilerine benzer bir durum. Siz bu çan eğrilerinin neresindesiniz? Sizin üretim bandınızın toleransları kaçtır? Mevcut projeye uyguladığınız yöntemler diğer benzer projelerinizde de tutarlılık gösterecek mi? Bunlar bu felsefe doğrultusunda üzerine çalışılan projelerin kalite yönetimlerinde sorulabilecek doğru sorulardır. 
Bir alanda bir iş yanlış gidiyorsa, sorumlu kişiyi aramaktansa, sorunlu prosesin izini sürmek daha mantıklıdır. Olumsuzluk fark edildiğinde birini bulup sorumluluğu yüklemek yerine konuya süreç hatası olarak bakılan bir perspektifle yaklaşırsanız sorun çözülmüş ve kalite ortaya çıkmış olur. Biz süreç olarak nerede hata yapıyoruz? Burada işlediğimiz süreç doğru bir süreç mi? Bunların sorulması lazım. Bunun üç nedeni olabilir; süreç yanlış olabilir, hantal olabilir ya da süreci işleten kişiler eğitimsiz olabilir. Bunları çözmek için de; süreç yanlışsa düzelteceksiniz, hantalsa incelteceksiniz ki insanlar kullanabilsin, son olarak da eğitim yeterli değilse eğitimi muhakkak verdirmelisiniz.”

"Veri güvenliğinin sağlanması için yabancı firmalara güvenilemez"

“Kişisel olarak her zaman veri güvenliği tehlikesi olabilir, çünkü her sistem kendi eksikliğini de beraberinde getirir; bu hem kişisel olarak hem de firmalar için önemli bir sorun. Ama bundan daha önemlisi ülke güvenliğini ilgilendiren konular. Bu konuda veri güvenliğinin sağlanması kesinlikle yerli olmalı. Bu konularda dışarıya güven duymak şuna benzer; sizi asacak kişinin eline ip verirseniz, o sizi bir gün asar. Çünkü değindiğimiz ülke ve ülkenin veri güvenliği gibi meseleler bir insan tekini değil tüm toplumu ve hatta yeri gelir tüm toplumun hayatını etkileyebilecek veya zarara uğratabilecek bir noktaya gelebilir. Bu yüzden bu konularda evvela teşviklerin artarak devam etmesi ve yerli firmaların milli ürünler ortaya çıkartması elzemdir. Önceden bir ASELSAN’ımız bir de birkaç firmamız vardı bu konularda iş üreten. Ama şimdi çok şükür hem ASELSAN daha büyük işlere imza attı hem de savunma sanayiimiz kendisini katlayarak devam etti.”

Yurt dışına çıkacak gençlere de tavsiyelerde bulunan Dr. Sarıbatır, bu konuda PAVOTEK Genel Müdürü Kutsal Anıl’ın görüşlerine de vurgu yaparak, gençlerin belirli bir bilgi birikimin ardından yurtdışına gitmelerinin daha iyi olacağını, böylece gittikleri yerde ezilmeyeceklerini ifade etti. Bir gün ülkemize döndüklerinde öğrendiklerini kendileri paylaşırlarsa daha mutlu olacaklarını ekledi.

"Nacizane bir tavsiye verecek olursam yurtdışına çıkacak gençlerimiz mezun oldukları gibi gitmesinler, biraz bilgi birikim elde ederek gitsinler ki orada ezilmesinler. Çünkü gözümüzte maddeten çok büyük gözüken bazı ülkeler, insanlık ve uygarlık açısından malesef suniler. Bu yüzden bu duruma karşı, bu ülkenin bir gencinin öncelikle eğer üzerinde varsa aşağılık kompleksini yenmesi gerekiyor. Ben gittiğimde kimse bana hor gözle bakamadı. Bu çok önemli. Yurtdışında yaşansa dahi akıl ve gönül Türkiye'de olmalı. Bir defa gönül kelimesinin dışarıda karşılığı yok, merhum Oktay SİNANOĞLU'nun ifade ettiği gibi. Bizim kültürümüz ve insanımızın başka bir örneği de yoktur. Biz birbirimizi sevdiğimiz zaman birbirimiz için yapamayacağımız şey yok. Tabii ki eksiklerimiz vardır herkeste olduğu gibi ama bunları beraberce onarmalıyız. Bizim ülkemizin bulunduğu konum dünyanın kalbi, nifaka fırsat vermemeliyiz, hepimiz ülkemiz adına usanmadan çalışmalıyız."

15°
parçalı bulutlu