banner23

banner31

banner24

banner25

Gülsüm Khalilova: Kırım'da işgal politikasını desteklemek en büyük suçtur

Kırım Türkü gazeteci Gülsüm Khalilova, Kırım'daki insan hakları ihlalleri, halihazırdaki durum ve Kırım'ın geleceğine ilişkin yapılması gerekenlerle ilgili görüşlerini SavunmaTR ile paylaştı.

ÖZEL HABER 09.03.2021, 15:22
Gülsüm Khalilova: Kırım'da işgal politikasını desteklemek en büyük suçtur

Kırım Tatarlarından gazeteci Gülsüm Khalilova, Rus işgali altındaki Kırım'ın uluslararası politikalardaki yerine, mevcut duruma ve Kırım'ın işgalden kurtulması yönünde yürütülmesi gerektiğini düşündüğü politikalara ilişkin fikirlerini SavunmaTR ekibine anlattı.

"Kırım'da işgal politikasını desteklemeniz zaten en büyük suçtur."

Rusya'nın Kırım'daki insan hakları ihlallerini gerçekleştirirken ne tür suçlamaları araç olarak kullandığına ilişkin soruyu yanıtlayan Khalilova, sözlerine şöyle başladı:


"Ne yazık ki, bugün işgal altındaki Kırımda bir insanı veya bir gurubu suçlamak ve 10-20 sene hapis cezasına çaptırmak için çok fazla bir şey gerekmiyor. Kırım işgalini kabul etmemeniz, bunu söylemeniz, ifade etmeniz ya da hukuksuzluğa maruz kalan birinin mahkemesine gelerek haksızlığa karşı tavır almanız; yaşanan bir zulmü veya baskıyı kameraya alarak kamuoyuna duyurmanız, terörist yaftası yemeniz ve hapse girmeniz için yeterli oluyor.
İşgalciler bugün Kırım'da en ufak bir gerçeği dahi susturmaya çalışarak toplumun önde gelenlerine baskı yaparak susturmaya, böylece halkı sindirmeye ve korkutmaya çalışıyor. 7 yıl içinde Rusya, yüzlerce vatandaşımızı hapse attı, Kırım Türklerinden onlarca insan kayboldu veya öldürüldü. Dolayısıyla Rusya’nın bir Kırım Türkünü hapse atmak, kaçırmak ve öldürmek için somut suça ihtiyacı yok, Kırım'da işgal politikasını desteklememeniz zaten en büyük suçtur."

"Yaptırımlar, Rus ekonomisini zora sokuyor"

Kırım'ın işgalinin ardından uygulanan yaptırımları "yeterlilik" bağlamında değerlendiren Khalilova sözlerine şöyle devam etti:


"Eğer bu yaptırımlar sonucunda Kırım hala azad edilmediyse tabii ki de yeterli ve son derece etkili olduklarını söyleyemeyiz. Çünkü öyle olsaydı Kırım şu an Rusya’nın zulmü altında olmazdı. Ama bu yaptırımların hiç etkili olmadığını da söylemek doğru değil. Bu yaptırımlar, Rus ekonomisini zora sokuyor. Tabii ki de Rusya’nın sfivtten (bank sisteminden) çıkarılması veya petrolüne, rus gazına ambargo koyulması gibi radikal yaptırımlar uygulansaydı durum farklı olurdu ama bunların ne yazık ki şimdi gerçek olduğunu zannetmiyorum, çünkü yaptırım uygulayan her devlet sonuçta kendi çıkarlarını da düşünmekte."
 

"Rusya’nın Kırım'ın demografik yapısını değiştirmesi nedeniyle de şimdi Kırım'da su kıtlığı problemi mevcut"


İşgalden bu yana bölgede gerçekleştirilen demografik değişikliklerin etkisi ve halihazırdaki duruma ilişkin soruyu yanıtlayan Khalilova şu ifadeleri kaydetti:

"Evet bölgede böyle sorun da var. 7 yıl içinde Rusya Kırım'a çok fazla nüfus ve asker transfer ederek yarımadanın demografisini değiştirdi. Ukrayna’nın orda nufus sayımı yapma imkanı olmadığı için tam bir rakam söylemek çok zor. Ama Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in geçen sene sonunda yaptığı açıklamaya göre Rusya, Kırım'a 500 binden fazla kendi vatandaşını ve çok sayıda askerini yerleştirdi. İşgalden önce Kırım'da tahminen bir buçuk milyon insan yaşıyordu, şimdi ise 2 milyondan fazla. Ve bu Kırım gibi küçük bir yarımada için çok fazla, zaten Rusya’nın Kırım'ın demografik yapısını değiştirmesi nedeniyle de şimdi Kırım'da su kıtlığı problemi mevcut.
Aslında demografik yapının değiştirilmesi, kendine muhalif olan insanları çıkartarak kendi taraftalrarını bölgeye yerleştirmesi, Rusya’nın genel bir siyasetidir. Bunu Karabağ’da ve Suriye’de de görüyoruz."

 

"Halkı için faydası olacak gençleri yetiştirmek halkın geleceğini kurtaracaktır"
 

Dünya genelinde Kırım meselesinin ne derece etkili savunulduğu ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarının yeterliliğini değerlendiren Khalilova şu ifadeleri kullandı:


"Bildiğiniz üzere Kırım birçok kez başta Rus çarlığı olmak üzere, Sovyetler Birliği ve şimdiki Rusya Federasyonu zulmüne maruz kalmıştır. Bu yüzden başta Kırım'ın ilk ilhaki 1783 senesinden sonra kırım tatarları vatanından göç etmeye mecbur kaldı, sonra stalin tarafından yapılmış sürgün yaşandı…Bunlar halkı tabii ki de çok sarstı. Şimdi Türkiye'de tahminen 5 milyon Kırım Türkü yaşıyor, Romanâ'da 30-40 bin; Özbekistan, Poloniya, Litvaniya, Kanada, Amerika olmak üzere 100-200-1.000 insandan oluşan diasporalarımız var ve onlar bütün dünyanın Kırım Türkleri kongresinin içindeler. Tabii bu bölgelerdeki diasporalarımızın en önemli işlerinden biri Kırım'daki durumu kendi devlet yöneticilerine anlatmak, kırım problemine insanların dikkatine celp etmek, bunun için birçok eylemler de yapıyorlar. Ama bence bu istikamette yapılması gereken daha çok işler de var, meselâ Kırım Türkü gençlerle çalışmak, onları yetiştirmek ve iyi bir tahsil almalarını sağlamak çok önemlidir ve halkı için faydası olacak gençleri yetiştirmek halkın geleceğini kurtaracaktır. Biliyorsunuz Rusya’nın dezenformasyonu, sindirme ve unutturma politikaları çok güçlü ve daima çalışıyor."
 

"Rusya'nın hırslarının sadece Ukrayna’yla bitmeyeceğini dünyaya anlatması çok önemli"

Uluslararası camianın Kırım konusundaki çalışmalarının etkisi ve gidişatı üzerine konuşan Khalilova, nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair fikirlerini beyan ederek şu şekilde konuştu:


"Söylediğim gibi, yeterli olsaydı Kırım artık azad edilmiş olurdu. Bunu yapmak için dünyanın elinde yeterince imkan var. Nasıl ki bir zamanlar Sovyetler Birliği ordusunun Afganistan'dan çıkmasını sağladılar ise bugün Kırım'dan da çıkmasını sağlayabilirler. Bunun için ise koşullar, şartlar ve birçok faktörün bir araya gelmesi lazım. Bu yüzden Ukrayna'ya bu konuda çok iş düşüyor, yani bizim diplomasimizin çalışması, uluslararası arenada durumu ve vaziyeti detaylı anlatması lazım. Rusya'nın hırslarının sadece Ukrayna’yla bitmeyeceğini dünyaya anlatması çok önemli. 2008 senesi Rusya Gürcistan'a (Osetya) girdiğinde dünya buna çok pasif reaksiyon vermişti ve Kremlin'in hırsları büyüdükçe büyüdü. Öyle ki 2014 senesinde komşusu Ukrayna'ya saldırdı, burada hatırlatmak isterim ki Rusya Budapeşt Sözleşmesi'ne göre, Ukrayna'nın egemenliğini korumaya garanti veren ülkelerden biri olmasına rağmen Kırım'ı işgal etti. Hadi Kırım Türkleri Rusya'nın tarihten nasıl bir saldırgan politika izlediğini iyi biliyor ve ona göre Rusya tavır alıyordu ama Ukraynalılar Rusyayı "kardeş devlet" olarak görüyordu. O yüzden dünyanın Rusya'ya artık dur demesi lâzım.


Rusya birçok yerde işgalci politika izliyor, dünyada yaşanan birçok savaşta Moskova'nın parmağı oluyor... bunun yanında Litvinenko, Skripal, Navalnıy gibi kendi vatandaşlarını açıkça noviçok zehiri ile zehirliyor...ama reel politik diye bir şey var ve ne yazık ki bazen birçok devletin ekonomik menfaatleri bazı adımları atmalarına engel oluyor ve işgal edilen topraklar geri dönmüyor. Ama bu böyle çok devam edemez, dünya değişiyor, nasıl ki hiç beklenmediğimiz an o güçlü sanılan Sovyetler bir günde yıkıldıysa, Rusya da yaptırımlar neticesinde başta ekonomisi zayıflayacak. İçeride olan Rusya vatandaşlarının memnüniyetsizliği de gün geçtikçe artıyor. Bu yüzden Ukrayna bugün işgal edilmiş topraklarının geri dönmesi için diplomatik yolu seçti ve bu yolu izliyor, yaptırımların da artırılması için uğraş vermektedir. Düşünüyorum ki zaman içinde dünyanın ve tabii ki Türkiye'nin desteği ile birçok şeyi aşabiliriz."

"Kırım yeterince gündem olmuyor, Kırım'ın sesiz güç sahiplerinin demir yumrukları altında bastırılıyor."


Medyada Kırım'da yaşananlarla ilgili yapılan çalışmaların etkinliği üzerine görüşlerini paylaşan Gülsüm Khalilova, aşağıdaki şekilde konuştu:


"Dünya medyasının, özellikle de çok umduğumuz Türk medyasının Kırım ile ilgili, Kırım Türklerine karşı yapılan tutuklamalar ve insan hakları ile ilgili yaptıklarını yeterli bulmuyoruz. Kırım'da, başta da bahsettim, Rusya'nın işgal politikalarını kabul etmeyen, yarımadada yaşananlara demokratik hakkını kullanıp tepki verenler bile asılsız suçlamalar ile tutuklanıyor ve onlarca sene hapis cezası alıyorlar. En önemlisi de bölgede demografik yapı değiştiriliyor, Nasıl PKK/PYD Suriye kuzeyinde demografik yapıyı değiştirme girişimleri yapıyorsa, Irak'ta, Kerkük'te hangi girişimler olduysa veya oluyorsa aynısı belki de daha fazlası Kırım'da yaşanıyor ama maalesef Kırım yeterince gündem olmuyor, Kırım'ın sesiz güç sahiplerinin demir yumrukları altında bastırılıyor."
 

Kırım ile ilgili belgeseller, filmler, haberler kesinlikle yeterli değildir. Kırım sadece yılda bir kere, işgal yıldönümünde gündeme geliyor… Biliyorsunuz Rusya, Kırım’dan sonra Donbas'ı da alarak savaşı Ukrayna doğusuna taşıdı, Moskova’nın bu hamlesi Kırım’ı unutturma stratejisiydi ve nitekim başarılı da oldular. Artık kimse Kırım’ı yeterince konuşmuyor, uluslararası toplantılarda daha çok Donbas gündeme geliyor. Çünkü orda yer yer çatışmalar yaşanıyor, askerler hayatını kaybediyor.
Şunu da söylemek isterim bölgede Kırım Türklerinin sesi olan, yıllardır Kırım’da yaşananları dünyaya ulaştıran ve çok sayıda çalışanı Rusya tarafından sebepsiz yere tutuklanan ATR kanalı kapanmak üzere, çalışanları 5 aydır maaş almıyorlar. Oysa Kırım konusunda yeni mecralar açılacak olan yerler de mali sorunlar yaşıyor ama dünya bu konuyla da yeterince ilgilenmiyor."

"Eğer Kırım konusunda Türkiye yeterince ses vermezse, destek olmazsa biz artık kimden medet umabiliriz ki?"

Türkiye'nin Kırım meselesine yaklaşımına ve konuyla ilgili temennisine de değinen Khalilova, sözlerini şöyle tamamladı:


"Bizim gerek siyasi, diplomasi ve medya alanında en çok umduğumuz yerlerden biri Türkiye’dir. Eğer Kırım konusunda Türkiye yeterince ses vermezse, destek olmazsa biz artık kimden medet umabiliriz ki? İnsafen şunu da söylemem lazım ki Türkiye Moskova’nın bütün baskılarına rağmen Kırım işgalini tanımıyor, Kırım Tatar Türklerinin tutklanması ile ilgili bazı girişimlerde de bulunuyor. Ukrayna ile iş birliği de iyi durumda ama yeterli değil, temenni ediyorum ki ilerde daha iyi olur."

açık