banner23

banner24

Salih Çelikyay: NATO, Türkiye'yi bir seçim yapmaya zorlayabilir

Savunma Sanayii Uzmanı Salih Çelikyay; Ukrayna-Rusya savaşında iki tarafın muharebe sahasındaki durumuna, Türkiye-Rusya ilişkilerinin bu süreçten ne şekilde etkileneceğine ve Ukrayna'dan ayrılan mültecilere ilişkin bilgi ve değerlendirmelerini SavunmaTR'ye anlattı.

ÖZEL HABER 22.03.2022, 11:50
Salih Çelikyay: NATO, Türkiye'yi bir seçim yapmaya zorlayabilir

Savunma Sanayii Uzmanı Salih Çelikyay, Ukrayna-Rusya savaşında iki ülkenin mevcut teçhizatını kullanma kabiliyetinden, Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkinin geleceğine kadar pek çok soruyu SavunmaTR'ye özel değerlendirdi.

"Ukrayna, son derece başarılı"

Rusya-Ukrayna savaşında, Ukrayna'nın elindeki hava savunma sistemleri ve radarlarını koordine etme kabiliyetini değerlendiren Salih Çelikyay, Ukrayna'nın son derece başarılı olduğunu vurguladı:

"Dünya savaşından itibaren modern savaşların en kritik bileşeni, hava üstünlüğünü olabildiğince en hızlı bir şekilde ele geçirmek olmuştur. Savaştan önce askeri uzmanların büyük kısmı Ukrayna'nın hava savunma sisteminin çökeceğini ve Ukrayna hava sahasının tamamen Rus Hava Kuvvetleri'nin (RuAF) kontrolüne geçeceğini düşünmekteydi fakat savaşın başından beri etkin bir Rus hava kuvvetlerini görememekteyiz.

Bana göre bunun en büyük nedeni, Rus uçaklarının hassas güdümlü mühimmat (HGM) konusunda önemli ölçüde geride kalmasıdır. ABD 1991 Körfez Savaşı'ndan beri HGM'leri kullanmaya başlarken, Rusya ise son yıllarda Suriye'de HGM'leri kullanmaya başladı. Rus hava kuvvetleri güdümlü mühimmatlar konusunda Batı'dan önemli ölçüde daha az deneyime sahip, aynı zamanda performans açısından da çok gerideler. Örneğin, JDAM başta ABD olmak üzere NATO üyesi ülkelerin kullandığı hava – yer mühimmatlarının başında gelir ve JDAM 50.000 feet'in üzerinde fırlatma tavanına sahiptir fakat JDAM’ın Rus eşdeğeri  KAB-500S-E ise yalnızca 16.000 fit'lik bir maksimum fırlatma tavanına sahiptir. Bu kadar alçak fırlatma tavanı Rus Hava Kuvvetleri için ciddi bir problem olup Rus uçaklarını alçaktan uçmaya zorluyor ve bu nedenle Rus uçakları özellikle MANPADS'ler ve kısa menzilli SAM'lere karşı çok daha savunmasız kalıyor.

RuAF’ın diğer bir problemi ise modern hedefleme podlarına sahip olmaması. 2008 yılında Rus Hava Kuvvetleri Thales Damocles kapsüllerinin lisanslı bir versiyonunu kullanmaya karar verdi fakat 2014 yılında rusların kırımı işgaliyle Hedefleme Podlarının Rusya'ya ihracına ambargo uygulanmaya başlandı. Rus yapımı uçaklara sahip olan Rusya haricindeki ülkelerde Fransız, Amerikan veya İsrail Hedefleme Podları kullanılıyor. Bunun da en büyük sebebi Rus yarı iletken endüstrisinin özellikle IR Sensör alanında oldukça geri kalmış olması. Mesela 8 yıldır uçan Su-35’ler OLS-35'te hala non-imaging IR arayıcı kullanıyorlar. Gene rus kaynaklarında Su-34M'nin modernize edilmiş hedefleme podlarının kullanılmasının hedeflendiği belirtiliyor ancak modernizasyon programında bu uçaklardan yalnızca 20'sinin modern hedefleme podlarıyla donatılması bekleniliyor ve projenin tamamlanmasının hedeflendiği süre ise 2023. Bu da bize şunu gösteriyor ki Rusların Hedefleme Podları batılı muadillerinin teknolojik olarak gerisinde ve geliştirilmesi planlanan yeni nesil podlar ise sınırlı sayıda uçakta kullanılabiliyor. Bunun sonucu olarak uçaklar düşük irtifada 'sortie'lerini gerçekleştiriyor ve kısa menzilli hava savunma füzelerinin kolayca hedefi haline geliyor.

RuAF Suriye savaşında 2015 yılında TU-160’lar Kh-101 seyir füzelerini Suriye üzerinde ateşlemişti ve gene savaştan önce TU-160’lar NATO uçaklarıyla birçok defa havada yakınlaşmıştı fakat TU-160’lar muhtemelen Ukrayna hava savunma sisteminin vuruş gücü sebebiyle Ukrayna hava sahası üzerinde etkin olamadı ve Rus Kh-101 füzelerini Rus hava sahası içinde ateşlemek zorunda kaldı. Ayrıca Ukrayna savaşta çok ciddi bir şekilde İngiltere başta olmak üzere batılı ülkelerden ciddi istihbarat desteği almaktadır.

Ukrayna’nın elinde herhangi bir Patriot veya Aegis benzeri bir hava savunma sistemi bulunmuyor fakat 2021 yılının başında askeri kaynaklara göre 250 civarında  S-300P/PS/PT  (NATO kod adı SA-10 Grumble) hava savunma sisteminin olduğu biliniyordu. Özellikle başkent Kiev'de Ukrayna’nın elindeki sistemleri ve radarları oldukça etkin bir şekilde kullandığını söyleyebiliriz ve şu ana kadar hipersonik Kinjal füzeleri haricinde başkent Kiev'e ciddi bir hava saldırısı gerçekleştirilemedi ve Ukrayna S-300 ünitelerinin mobil bir şekilde hareket halinde olması da ciddi bir stratejik üstünlük sağlamıştır. Özellikle Ukrayna ordusunun mücadele şekline bakınca Afgan-Sovyet ve Çeçenistan-Rusya savaşlarını iyi bir şekilde analiz ettiklerini ve savunma kabiliyetlerini bu şekilde inşa ettiğini söyleyebiliriz. Son olarak bütün bu gelişmelere bakarak Ukrayna’nın hava savunma sistemlerini ve radarlarını koordine etme konusunda son derece başarılı olduğunu söyleyebiliriz."

"Ukrayna'nın elindeki alçak irtifa hava savunma sistemleri Rusya'nın Suriye'dekine benzer saldırılar gerçekleştirmesinin önüne geçti"

Batı'dan Ukrayna'ya yapılan askeri teçhizat desteğinin etkisini değerlendiren Çelikyay, hava sahasının kapatılma olasılığından bahsetti:

"Bir önceki soruda belirttiğim Rusya, Hedefleme Podları teknolojisinde oldukça geri kalması ve az sayıdaki hassas güdümlü mühimmatları sebebiyle savaşın başında hava saldırılarını alçak irtifada gerçekleştirdi. Güdümsüz mühimmatların hedefi vurma olasılığının daha düşük olması sebebiyle daha fazla sortie gerçekleştirmek zorunda kaldı ve tam da burada Ukrayna’ya teslim edilen birçok alçak irtifa hava savunma sisteminin, savaşı Ukrayna lehine değiştirdiğini söyleyebiliriz. Çünkü RuAF Suriyedeki saldırılarında da aynı yöntemle ve alçak irtifa uçuşlarıyla bombardıman gerçekleştiriyordu ve Suriye'de alçak irtifa hava savunma sisteminin yok denecek kadar az olması sebebiyle çok daha az kayıp veriyordu fakat Ukrayna'nın elindeki alçak irtifa hava savunma sistemleri Rusya'nın Suriye'dekine benzer saldırılar gerçekleştirmesinin önüne geçmiştir. 

Ukrayna üzerindeki uçuşa yasak bölge ilan edilmesi konusunda ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, uçuşa yasak bölgenin 'Rus uçaklarını vurmak için Ukrayna hava sahasına NATO uçakları göndermeyi' içerdiği konusunda uyardı ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise böyle bir durumda ABD veya NATO uçaklarını 'askeri çatışmanın katılımcıları' olarak göreceğini ve Rusya'dan askeri bir yanıtın geleceğini söyledi. Sonuç olarak uçuşa yasak bölge ilan edilmesi, ABD’nin kararı ile olacaktır ve görünüşe göre ABD mümkün olduğunca Rusya ile olası bir çatışmaya girmekten kaçınması sebebiyle yakın bir zamanda hava sahasının kapatılması mümkün gözükmemektedir. Ayrıca Rusya hava saldırılarının bir çoğunu Ukrayna sınırlarının dışında uzun menzilli füzelerle gerçekleştirdi bundan dolayı hava sahasını kapatmak Ukrayna için beklediği etkiyi göstermeyebilir."

"NATO ülkeleri Türkiye'yi NATO ve Rusya arasında bir seçim yapmaya zorlayabilir"

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının ardından Türkiye-Rusya ilişkilerinin muhtemel gidişatını değerlendiren Çelikyay, "Şu anda savaşın ne kadar devam edeceği ve bu savaşın ne tür sonuçlar doğuracağını öngörmek için henüz çok erken olması sebebiyle bu soruya net bir cevap vermek zor olacaktır. Fakat geçmişe bakınca Türkiye ile Mısır arasında iyi ilişkiler var iken ve savunma sanayiinde birçok antlaşma imzalanması planlanırken Mursi’ye yapılan darbe sonrası Mısır'daki yapı, Türkiye ile imzalanması planlanan bütün antlaşmaları iptal etmişti ve bu olay komşu bir ülkedeki siyasi bir değişikliğin ülkemizi nasıl etkilediğinin çok iyi bir göstergesidir. Ukrayna özelinde ise Türkiye ve Ukrayna arasında son zamanlarda birçok savunma sanayii antlaşması imzalandı ve bunların en önemlilerinden biriside Motor Sich firmasıyla ortak motor geliştirilmesiydi ki Zaporijya şehrinde Motor Sich tesisleri savaşın başında Rus füze saldırılarının hedefi haline geldi. Rusya konusunda ise Rus saldırılarının boyutunu arttıkça NATO ülkeleri Türkiye'yi NATO ve Rusya arasında bir seçim yapmaya zorlayabilir. Türkiye’nin Rusya'ya hava sahasını kapatması ve Rusya’ya uygulanan ambargoya katılması yönündeki baskılarını artırabilirler ve buda Rusya ile Türkiye'nin arasındaki ilişkileri olumsuz yönde etkiler." ifadelerini kullandı.

Ukrayna’daki çatışmalardan kaçarak Türkiye’ye gelen Ukraynalı mühendislerin özellikle savunma sanayii alanında istihdam edilme durumu üzerine değerlendirmelerini paylaşan Çelikyay, "Savaştan kaçan Ukraynalı mühendislerin savunma sanayii alanında istihdam edilmesi savunma sanayiimiz için oldukça faydalı olabilir fakat Ukraynalı mühendislerin gerek kültürel anlamda gerekse dil konusunda yabancılık çekmeyeceği Polonya, Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler başta olmak üzere Almanya, İngiltere ve diğer batı ülkelerine gideceklerini düşünmekteyim. Halihazırda AB ülkeleri Ukrayna'dan gelen mülteciler için ciddi yardımlar yapmakta ve birçok Ukraynalı kültürel olarak kendini Avrupa'ya daha yakın hissetmektedir. Son olarak şu anda Ukrayna'da ilan edilen genel seferberlik sebebiyle 18-60 yaş arasındaki erkeklerin ülkeden ayrılmasının yasaklanması sebebiyle halihazırda mümkün gözükmemektedir. Fakat burada Türkiye şöyle bir formül geliştirebilir; Ukrayna'nın izni ve onayıyla ortak projeler geliştirmek için belirli mühendisleri savunma sanayii kurumlarında en azından savaş bitene kadar çalışmalarını sağlayıp çıkacak ürünlerin hem Ukrayna hemde Türkiye için katma değer yaratacağı konusuna vurgu yapılarak Ukrayna hükümetinden konu ile ilgili talepte bulunabilir." şeklinde konuştu.

"Kadın ve çocukların suç örgütlerinin hedefi haline geldiği yönünde raporlar var"

Ukrayna’dan ayrılan mültecilerin akıbeti hakkında bilgi veren Çelikyay, Ukrayna sınırını geçen insanlara ilişkin bilgi verdi:

"Savaşın başladığı 24 Şubat tarihinde bütün Ukrayna vatandaşlarının ülkeyi terk etmesi mümkünken 25 Şubat'tan itibaren genel seferberlik ilan edildi ve 18-60 yaş arasındaki erkeklerin ülkeden ayrılması yasaklandı. Bu sebeple ülkeden çıkanların çok büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşmaktaktadır. Ukrayna'dan ayrılan mültecilerin büyük kısmı Ukrayna'nın hem tarihi hem de kültürel bağlarının bulunduğu Polonya'da ikamet ediyorlar. Halihazırda savaştan önce de Polonya'da ciddi bir Ukrayna diasporası bulunmaktaydı ve savaşla birlikte birçok kişi Polonya'daki akrabalarının yanına yerleşmiş bulunmakta bununla birlikte savaşın başlamasından sonra Ukrayna sınırından Polonya sınırına geçmiş biri olarak Polonya hükümetinin mültecilere oldukça yardımcı olduğunu ve hem konaklama hem de gıda temini konusunda oldukça etkili çalıştığını söyleyebilirim. Bunun haricinde Avrupa'daki birçok ülkede savaştan kaçan mültecilere ciddi yardımlarda bulunmaktadır. Örnek olarak İrlanda ülkesine gelen Ukraynalı göçmenlere ayda 800 avro ödeme yapmakla beraber aynı zamanda konaklama sağlamakta gene aynı şekilde Almanya ayda 274 avro ödeyip konaklamalarını sağlamaktadır. Bu ve benzeri sebeplerden dolayı savaştan kaçan göçmenlerin nihai hedefi AB ülkeleri olmuştur. Son olarak bazı üzücü olaylara rastlanılmış savaştan kaçan kadın ve çocukların suç örgütlerinin de hedefi haline geldiği yönünde raporlara rastlanılmıştır."

banner34