"SAHA EXPO dünyada bir ilk olmayı başardı"

SAHA İstanbul Genel Sekreteri İlhami Keleş, dünyanın ilk sanal savunma sanayii fuarı olan SAHA EXPO'nun detaylarını anlattı.

12 Şubat 2021, 16:43
"SAHA EXPO dünyada bir ilk olmayı başardı"

SAHA İstanbul Genel Sekreteri İlhami Keleş, dünyanın ilk savunma sanayii fuarı olan SAHA EXPO'nun içeriğini, Teknoparkların savunma sanayiine katkısını, SAHA İstanbul'un çalışmalarını, savunma sanayii ve teknoloji de insan kaynağının önemini, üniversitelerin teknolojiyle olan ilişkilerini SavunmaTR'ye verdiği özel röportajda detaylandırdı.

"SAHA EXPO’da şu anda 307 firma mevcut"

SAHA İstanbul Genel Sekreteri İlhami Keleş, SAHA EXPO’nun işlevini ve firmaların sanal fuardan kazanımlarını aktardı.

"Sanal fuarlar yeni tanışmaya başladığımız şeyler. Bu pandemi süreci de tabi bu süreci hızlandırdı. Yeni tanışmaya başladığımız olgular… Burada bizim şöyle bir avantajımız oldu: biz buna hazırlıklı idik. Daha önceden bu pandemiyi hedefleyerek değil de çok daha önceden bunun hazırlıklarını yapmış olmamız nedeniyle bu bizi öne geçirmiş oldu. Artık bu fuarlar öncelikli olmaya başlayınca da bu bizi öne geçirmiş oldu ve bu şekilde dünyada bir ilk olmayı başardık. Sanal savunma fuarımızın dünyada bir ilk olması nedeniyle buradan bir dünya markası fuar çıkarma gayretimiz var. Tıpkı fiziki fuarlardaki emsalleri gibi yani IDEX gibi, Paris Air Show gibi SAHA EXPO da bunların SAHA EXPO sanal fuar da bunlar gibi dünyada bir numara olan, dünyada değer üreten, uluslararası anlamda bütün firmaların rağbet gösterdiği kendi sektörel bazda firmaların rağbet gösterdiği bir konuma getirme gayretimiz var. SAHA EXPO sanal fuarda ülkenin üretmiş olduğu platformların tamamını sergileyebilme potansiyeline sahip ki bu yönüyle 307 tane firma var şu anda sanal fuarda ve bu firmalarına artık dünya markası olmuş, dünyanın da kendisinden söz ettirdiği işte ne bileyim şeyler gibi… mesela MİLGEM’ler gibi, mesela işte TB2’ler gibi, AKINCI’lar gibi, ANKA’lar gibi… artık böyle dünyanın konuştuğu, dünya markası olmuş platformlarımızın da sergilendiği Türkiye’nin savunma sanayiinin sanal fuarda sanal dünyaya açılan kapısı haline gelmiş durumda. Bu Türkiye özelinde çünkü fuarın rakamlarına girildiği zaman, yani fuara gösterilen ilgiye girildiği zaman buradaki o fonksiyonunu uluslararası alanda da göstermeye başladığını da görüyoruz zaten. Yabancı ülkelerin Türkiye’deki askeri ataşeleri… Öyle olunca o ülkelerin genelkurmay, askeri bürokrasisi, savunma sanayii bürokrasisi ve savunma sanayii firmaları da fuarımıza girmeye başladılar çünkü 3-D sanal fuar. Savunma sanayiinde nasıl oluyor, ne yapılıyor, neler var? Bir kısmı ürünü incelemek ve ürün hakkında istihbarat toplamak için, bilgi toplamak için giriyorlar. Bir kısmı da bu anlamdaki realize olmuş fuarın fonksiyonları neler? Neler veriyor? Bunu anlamak için giriyorlar."

"SAHA EXPO 65 bin yerli, 10 binin üzerinde yabancı ziyaretçi aldı"

Savunma sanayii alanında ilk ve tek olduklarını vurgulayan Keleş, benzeri bir örneklerinin dahi olmadığını söyledi.

"Bizim sektörümüzde zaten ilkiz ve tekiz şu anda. Yani bir ikincisi de olmadı. Evet biz ilkiz ama ikinci var, üçüncü var… Böyle bir şey değil. İlk ve tekiz şu ana kadar. Yani bir şeyi de olmadı. Benzeri bir örneği de olmadı. Öyle olunca mecburen diğer sektörlerdeki sanal fuarlarla mukayese imkanımız oldu. Orda bir matris çalışması yaptırdık. Yetenek matris çalışması yaptırdık. Şu haliyle diğer sektörlerdeki dünyadaki örneklerine göre de konsepti en gelişmiş fuarı uyguluyoruz şu anda. 65 bin kadar yerli, 10 binin üzerinde yabancı ziyaretçi aldı. Burada tabi pek çok avantajlar sunuyoruz firmalara. O gelen ziyaretçiler normal ziyaretçi mi? Kurumsal ziyaretçi mi? Delegasyon mu? Bunlara göre kategorize etme şansımız var firmaları. Sonra kimler firmaları ziyaret etmiş? Bu ziyaretlerde hangi sistemlerle ilgilenmişler? Hangi videoları izlemişler? Hangi katalogları indirmişler? Ne kadar süre ile stantta kalmışlar? Bütün bunlar geri planda tutulduğu için, bütün bunları o fuarlara katılan firmalara servis etme imkanımız var. Ayrıca bu fuarda 744 tane toplantı odası var, sanal toplantı odası var ve 24 saat açık bu toplantı odaları. Firmalarımızın bu fuarda sınırsız bir şekilde e-davetiye gönderme imkanı var. Dünyanın her tarafından partner olabilecek herkese, tanısın tanımasın partneri olabileceğini düşündüğün bütün hedef pazarlara istediğin kadar e-davetiye gönderme ve onlarla bu 744 tane toplantı odasına günün her saatinde toplantı yapabilme imkanı var. Normalde fiziki SAHA EXPO’yu İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi gereği ertelemek zorunda kaldık ve kasıma erteledik. 10-13 Kasım’da bu sene içerisinde eğer bu pandemi süreçleri de bertaraf olursa ki öyle umut ediyoruz. Kasım çok ileri bir tarih zaten, aşılama süreçleri başladı falan bir şekilde bu iş yoluna girecek. Kasımda yapıyor olacağız, kasımın arkasından da yine sanal fuar yapacağız yani bu tamamen hibrit bir yapı olacak çünkü sanal fuarın yüz yüze olma sıcaklığını burada o şekliyle alma imkanı yok. Oradaki o fiziki temasın kendine özgü bir kimyası var. Onu burada yakalama imkanı yok. "

"Teknopark’taki firmalar inovasyon için varlar"

SAHA İstanbul Genel Sekreteri İlhami Keleş, Teknoparkların savunma sanayiine ve teknolojiye etkisinin çok yüksek olduğunu dile getirdi.

"Teknoparkları, savunma sanayiine etkileri çok yüksek. Zaten şu anda da biz Savunma Sanayii Başkanlığı’nın bir Teknoparkındayız, Teknopark İstanbul’dayız. Burası, bu Teknoparkın sahibi Savunma Sanayii Başkanlığımız. Buralar önemli ürünlerin, önemli platformların, önemli sistemlerin adeta filizlendiği yerler. Şimdi baktığımız zaman bu firmalar Teknoparkların içerisinde hem büyük firmaların da ofisleri yani Ar-Ge personellerinin çalıştığı yerler var. Start-up’ların da var. Mesela kuluçka bölümümüz var bizim burada. O kuluçka bölümünde bakıyorsunuz üniversiteden yeni mezun olmuş çocuklar da var ondan sonra bir spinoff üretme gayreti içerisinde hocalar da var. Veya işte ne bileyim değişik firmalarda, değişik kurumsal firmalarda birtakım deneyimler edinmiş ve girişimcilik tarafı ağır basıp bunu kendi girişimleriyle ürüne dönüştürme, o birikimi ürüne dönüştürme gayreti içerisinde olup bu şekilde Teknopark’ın içerisinde olan firmalar da var. Fakat herhalükârda Teknopark’taki firmalar inovasyon için varlar. Sürekli yeni bir şey geliştirmek, ortaya yeni bir şey koymak için varlar ki bu savunma sanayiindeki bitmek tükenmek bilmeyen yarışın, o gelişme gayretlerinin, savaşının en önemli mühimmatı burada oluşturuluyor. Bu bütün dünyada böyle yani bu sadece bize özgü bir durum da değil. Bu bütün dünyada böyle onun için Teknoparkların güzel değerlendirilmesi gerekiyor. Nitekim Teknoparklara ciddi de devlet desteği var. Yani burada çalışan işte doktoralı yüksek mühendis veya işte mühendislere, onların personel giderlerine bir takım vergi avantajları var vs. buralar daha bu tip çalışmalar için cazip yerler haline getirilmeye çalışılıyor devlet tarafından."

"Temel Bilimler Üniversitesi kurmaya çalışıyoruz"

Savunma sanayii ve teknoloji alanlarında üniversitelerin katkısının öenmli olduğunun altını çizen İlhami Keleş, ayrıca insan kaynağı konusunu da ele aldı.

"Çalışmalar da üniversitelerin de doğrudan sanayiinin ihtiyaçlarını deruhte edecek gayretler içerisine girmesi ve kendi eğitim formasyonunu ona uydurması çok kıymetli. Burada üniversitelerle birlikte hareket ederek, onlara bu anlamda girdi sağlayarak öbür taraftaki insan kaynağı ihtiyacını geliştirmeye çalışıyoruz. Bu işin bir tarafı. Bir tarafında da bizim önemli bir ihtiyaç olarak gördüğümüz… biz sanayiciyiz, üretmeyi bilen insanlarız- ama yönetmek başka bir şey ve bizim firmalarımızın önemli bir bölümü de üretmeyi bilen insanların yönettiği firmalar. Burada üretici kimliği, üretici geçmişi, üretici background’unun yönetim tarafından yetersiz kaldığını gördük ve bunun için bir MBA programı başlattık. Mühendis yöneticilere, mühendis patronlara ve patron çocuklarına, ikinci kuşaklara yönetim yetisi kazandırmak. Dolayısıyla firmaları geleceğe taşımak, firmaları dünyaya taşımak, firmaları rekabet ortamına hazırlamak ve doğru yöneticilerle yönetilmesini sağlamak. İşte kurumsal altyapılarını yönetebilecek, oluşturabilecek background’ları kazandırmak gibi maksatlarla bir MBA, TÜBİTAK’la beraber bir MBA programı yapıyoruz. Temel Bilimler Üniversitesi kurmaya çalışıyoruz. İşin bu anlamdaki… mesela şeye girdiğiniz zaman malzeme bilimine girdiğiniz zaman veya işte ne bileyim analiz yazılımlarına girdiğiniz zaman, tasarım yazılımlarına girdiğiniz zaman, yapay zekaya girdiğiniz zaman bütün buralarda size matematik gerekiyor, buralarda kimya gerekiyor. İşte ne bileyim lazer silah sistemleri diyorsunuz, elektromanyetik sıfırlatma sistemleri diyorsunuz. Bütün buralarda size fizik gerekiyor. Yani buralarda bilim adamı statüsünde yani mevcut bilime hakim insanlarla bu ürünlerin geliştirilmesi bir ihtiyaç, bir diğer ihtiyaç da sahip olmadığımız temel bilime sahip olmak üzere gayret sarfetmek. Bilim insanı yetiştirmek ve o bilim insanlarıyla bilim üretmek. Bunların ikisi birbiriyle çok bağdaşık şeyler fakat aynı şeyler değil."

açık