banner23

banner26

banner24

banner25

30.10.2020, 16:30

Savunma Alanında Dijital Dönüşüme Bakış: İngiltere Örneği

Küresel düzeyde özel sektörün kar elde etme isteği büyük değişimleri yaratma ve bu değişimleri uygulama niteliğini desteklemektedir. Kamu kurumları veya iştirakleri ise var olan hizmetin veya imkanların devamlılığını hedef alan ve siyasal ya da konjonktürel değişikliklere göre kendisini konumlandıran bir anlayışı benimsiyor. Kamu ve özel kesim arasındaki anlayış farklılığı ve bürokratik atalet, değişime cevap verme açısından farklılaşmaya sebebiyet veriyor.

Dijital dönüşüm halihazırda var olan süreç ve yapıları neredeyse bütünüyle yıkarken yeni ve güçlü olanakların oluşmasına da neden olmaktadır. Bu nitelikleri doğrultusunda dijital dönüşüm ne kamu ne de özel sektörün görmezden gelebileceği bir olgu değildir.

Kamu ve özel sektörün farklılıklarının ötesinde askeri unsurlar temkinli, işleyişlerini değiştirmeye daha az istekli bir karakteristiğe sahip. Ancak uzun yıllar içerisinde bedel ödeyerek ve ders çıkararak belirlenmiş kural ve kaidelere sahip çıkma anlayışına da saygı duymak gerekiyor.

Askeri unsurların düzen anlayışı, kültürel yapısı sürekli olarak farklılaşan dijital dönüşüm ile çelişmektedir. Bu çelişkiye rağmen pek çok ülkenin savunma bakanlıkları dijital dönüşüm gerçekleştirmeye yönelik önemli adımlar atıyor. Savunma ve havacılık sektörünün temel müşterisinin devletler olması ve genel itibariyle büyük yatırımlar için sektörün devlet desteğine ihtiyaç duyması göz önüne alındığında bu adımların gerekçelerinin değerlendirilmesi kıymetlidir. Biz de bu yazımızda, İngiltere Savunma Bakanlığı’nı dijital dönüşüme iten gerekçeleri inceleyeceğiz.

İngiliz Hükümeti 2012 yılında dijital stratejisini belirledi. Bunun bir uzantısı olarak yine 2012 yılında yayınlanan “Digital in Defence” yayınıyla İngiltere Savunma Bakanlığı dijital stratejisini ortaya koydu. 2012 yılındaki mevcut durumun değerlendirmesini yapan bakanlığın o dönemki üst düzey yöneticilerinden Jon Thompson işlerin daha verimli ve etkili biçimde yapılabilmesi için “dijitalin” kullanılmasında geri kalındığını ifade etti. Bu çarpıcı ifade doğrultusunda bakanlık söz konusu yayınında, dijital kapasitesini geliştirmeyi amaçladığını net bir biçimde gösterdi. Ancak bu amacın gerçekleştirilmesinin taşıdığı riskler de tanımlanmaktaydı. Buna göre güvenlik gereksinimleri ile modern dijital çözümler arasında doğru dengenin sağlanması gerekliydi ancak son derece gizli olması gereken unsurlarla dijitale doğru giden gelecek arasında kaçınılmaz bir gerilim söz konusuydu.

İngiltere Savunma Bakanlığı 2012 yılının ardından, belirlenen strateji doğrultusunda önemli adımlar attı. Örneğin 2014 yılında İngiltere Savunma Bakanlığı, CIO (Chief Information Officer-Bilgi Sistemleri Grubu Başkanı) başkanlığında hareket eden bir dijital dönüşüm ekibine sahipti.

techUK’ye göre (850 şirketin üye olduğu bir organizasyondur) İngiliz Hükümeti tarafından 2015 yılında yayınlanan “National Security Strategy and Strategic Defence and Security Review” ‘un (NSS & SDSR) ardından İngiltere Savunma Bakanlığı ve teknoloji sağlayıcılarının içerisinde bulunduğu şartlar derin biçimde değişime uğradı. Nitekim İngiltere için AB ile olan ilişkilerdeki belirsizlik, Rusya’nın yükselişi ve sofistike siber tehditler güvenliğin sağlanabilmesini güçleştirmekteydi. Dahası dönemde finansal baskılar da bulunmaktaydı. Ancak 2015 yılının ardından da söz konusu şartlarda bir “iyileşme” oluşmadı. Bu şartlar doğrultusunda techUK’ye göre, bakanlık ve teknoloji sağlayıcıları, önlerindeki süreçte daha yakın biçimde çalışmalı; dijital dönüşümün sonuçlarının insafına kalmak yerine dijital dönüşümün yarattığı fırsatlardan faydalanmalıdır.

İngiliz Hükümeti’nin NSS & SDSR raporunda belirtildiği üzere, ağ teknolojileri İngiltere’ye önemli faydalar sunmakla birlikte bu süreçte ülkeyi tehdit eden siber aktör yelpazesi de büyüdü. Tehditler giderek asimetrik ve küresel bir hal aldı. Benzer biçimde medikal teknolojiler, büyük veri ve robotik gibi alanlarda ortaya çıkan gelişmeler İngiltere’nin güvenliği ve refahı için önemli bir potansiyele sahip olsa da bu gelişmeler bir takım önemli zorlukları da beraberinde getirdi. Zira giderek daha fazla teröristin, organize suç örgütünün ve siber suçlunun içerisinde bulunduğu devlet dışı aktörler ve rakip devletler bu teknolojilere erişebilir hale geldi. NSS & SDSR’ye göre işleyen bu süreç Batının teknolojik üstünlüğünü azaltabilecek bir niteliğe sahip. Ayrıca raporda İngiltere’nin yenilikçi ve rekabetçi savunma sektörünün yüzleşilen tehditlerin üzerine gidilmesinde önemli bir rol oynadığı da değerlendirilmiştir. Dolayısıyla İngiliz Hükümeti’ne göre, İngiliz savunma sektörünün sağladığı yenilik, rakipler karşısında avantajın sürdürülebilmesine neden olmaktadır. Savunma sektörünün küresel olarak rekabetçi olmasının sağlanması ise ihtiyaç duyulan beceri ve yeteneklerin sürdürülmesine yardımcı olmaktadır.

“Veri Stratejik Bir Varlıktır”,  “Veri Anahtardır”

Dijitalde ortaya çıkan gelişmeler doğrultusunda pek çok kurumsal şirket CIO (Chief Information Officer-Bilgi Sistemleri Grubu Başkanı) olarak nitelenen yöneticilere, yönetimlerinde yer verir hale geldi. Yeni koşullar altında iş dünyası için elzem hale gelen CIO, İngiltere Savunma Bakanlığı’nın organizasyon şemasında da yer alan bir pozisyon. Görevi kapsamında yaklaşık olarak 2,1 milyar sterlinlik bütçeyi yöneten İngiltere Savunma Bakanlığı CIO’su bakanlığın dijital dönüşümünde merkezi bir role sahip. Bu doğrultuda İngiltere Savunma Bakanlığı CIO’su Charles Forte’nin ifadeleri konumuz açısından oldukça önemli. Forte yaptığı bir açıklamada veriyi stratejik bir varlık, analitik, yapay zeka ve robotiği ise oyunun kurallarını değiştiren unsurlar olarak gördüğünü ifade etti. Bir önceki CIO Mike Stone, konuya ilişkin temel zorluğun teknik değil kültürel olduğunu belirtmişti. Benzer biçimde Fonte’ye göre de “gizli sos” kültür, davranış, düşünce çeşitliliği, yaratıcılık, ekip oluşturma ve ekipleri yeniden biçimlendirmek ile ilişkidir.

İngiliz Donanması’nın eski (Nisan 2016’da görevinden ayrıldı) komutanı George Zambellas da Ağustos 2017’de yılında yazdığı bir makalede her yerde (deniz altı, deniz, hava ve uzay) yürütülecek savaşlardaki performansa verinin yön vereceğini ifade etmişti.  Bu anlayışın bir uzantısı olarak İngiliz Donanması 2025 yılına gelinceye değin bütünüyle dijital bir organizasyon olmayı hedeflemektedir. İngiliz Donanması’nın dijital dönüşüm hedefinin önemli bir parçası olarak nitelenen ve yapay zeka ve veri bilimi kullanılarak daha iyi kararların alınabilmesine odaklanan NELSON Projesi’nin tanıtım videosu da resmi makamların dijital dönüşüme biçtikleri rolün anlaşılması açısından önem arz ediyor. Bu videoya göre veri “anahtardır” ; büyük bir güç ama aynı zamanda “yanlış ellerde” önemli bir tehdittir. Belirsiz koşullar altında ulusal çıkarların korunması için karşılık vermeye hazır olunması gerekir. Dahası söz konusu videoya göre NELSON Projesi’nin oluşturulmasının nedeni de tam olarak budur.

Tüm Bunlar Ne İfade Ediyor?

Dijital dönüşümün yadsınamaz olanaklar sunduğu, verinin merkezde yer aldığı yeni bir çağdayız. Bu yeni çağın gerektirdiği nitelikler (riskten kaçınmama, yüksek hızlı olma vb.) askeri unsurların düzen anlayışı ile çelişirken savunma ve havacılık sektörü de ana müşterisinin kaygıları doğrultusunda dijital dönüşüme mesafeli bir duruş sergilemek durumunda kalabilmektedir. Ancak savaşların geleneksel formundan uzaklaştığı çağımızda İngiliz makamların belirttiği üzere veri; stratejik bir varlık, anahtardır. Hal bu iken askeri unsurların esas itibariyle haklı gerekçelere dayanan kaygıları doğrultusunda dijital dönüşüme kayıtsız kalması dijital dönüşümün sunduğu faydalar neticesinde ülkelerin yeni savaş “arenalarında” zarar görmelerine neden olabilir. Bu noktada fırsat ve tehditlerin iyice analiz edilmesi ve dijital dönüşüme yönelik dengeli bir politikanın izlenmesi kıymetlidir. Bu çerçevede askeri unsurların dijital dönüşüme dayanan ürünleri talep etmesi ve iç işleyişlerinde dijital dönüşüm geçirmeye yönelmesi; ulusal çıkarların korunabilmesi açısından mühimdir. Yine bu durum, savunma ve havacılık sektörünün dijital dönüşümde başarılı olabilmesi açısından da elzemdir.

23°
açık