banner23

banner26

banner24

banner25

09.10.2020, 12:24

Savunma ve Havacılık Sektöründe Dijital Dönüşümün Zorlukları

Bir önceki yazımızda değindiğimiz gibi savunma ve havacılık sektörü ile dijital dönüşüm arasındaki kültürel farklılık, sektörün dijital dönüşüm geçirmesini önleyen temel bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak şirketler kültürel muhafazakarlıklarını aşarak dijital dönüşüme yöneldiklerinde dahi çeşitli sorunlarla karşılaşabilmektedir. Örneğin, savunma ve havacılık sektörünün diğer sektörlere kıyasla müşteri çeşitliliğinin kısıtlı sayıda olması yüksek riskli yatırımların şirketlere sunduğu olası faydaları da sınırlandırmaktadır. Savunma ve havacılık sektöründeki yöneticiler ile yapılan bir anket çalışmasının sonuçlarından da dijital dönüşüme yönelik yatırımlar artsa dahi bu yatırımların kazanç olarak dönebilmesine ilişkin endişelerin benzer biçimde artış gösterdiği anlaşılmaktadır.

Savunma ve havacılık sektörünün dijital dönüşümünde sektörün ana müşterisi olan kamu otoritelerinin yerli sektörü desteklemesi temel dayanak olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak yine kültürel muhafazakarlık doğrultusunda bu ürünleri kullanacak kurumsal yapılar ve bu yapılarda çalışanlar alışkanlıklarını değiştirmek istememektedir.

Teyide muhtaç olmakla birlikte yapılan bir çalışmaya göre, savunma ve havacılık sektöründeki dijital dönüşüm teşebbüslerinin yaklaşık %3’ü başarı ile sonuçlanmaktadır. Devletlerin dijital dönüşüm çabaları farklı ülkelerde farklı düzeylerde olmakla birlikte genel itibariyle “başarısız” olarak nitelendirilmektedir ve bu durum sektörün ana müşterisinin devletler olması bağlamında önem arz etmektedir.

En Temel ve Kritik Soru: Dijital Dönüşüm Dışa Bağımlı Olsa Da Faydalı Mıdır?

BCG’ye göre kolaboratif robot (cobot), otomatik yönlendirmeli araç, dronlar, IIOT (endüstriyel nesnelerin interneti), yatay ve dikey entegrasyon, 3D Baskı, büyük veri ve analizi, blockchain, arttırılmış gerçeklik, simülasyon ve bulut teknolojileri savunma ve havacılık sektörünü dönüştürebilecek temel dijital teknolojilerdir. Savunma ve havacılık sektörüne sunduğu tüm faydalara karşın bugün bu teknolojilerin askeri unsurlarca kullanımı, hala riskli görülebilecek bir tercih. Ancak elde edilen faydalar doğrultusunda ilerleyen süreçte bu teknolojileri kullanmayı tercih etmeyen aktörlerin “oyun dışı” kalacağını tahmin etmek de zor değil. Öyleyse savunma ve havacılık sektörünün dijital dönüşümünün yakın gelecekte mutlak bir zorunluluk haline gelmesi kuvvetle muhtemel görülmektedir.

Söz konusu teknolojilerin “mülkiyetine” sahip olan yada aracılığını yapan şirketler verilerin belirli bir kısmının izole edilmemesi; dijital dönüşüm sürecinde verilerden bir bütün olarak faydalanılması gerektiği konusunda hem fikir. Benzer biçimde bu şirketler “dünyadaki gelişmeleri yakalamak adına” yeni teknolojilerin sunduğu avantajlardan faydalanılabilmesi için bu teknolojilerin ivedilikle iş süreçlerine dahil edilmesi gerektiğini de belirtiyor.

Teknolojinin mülkiyetinin elde edilememesi yani tüketici konumda kalmak ve dışa bağımlılık, en hassas veriler de dahil olmak üzere doğrudan doğruya ulusal güvenliği ilgilendiren kıymetli bilgilerin yabancı aktörlere teslim edilmesi anlamına gelebilir. Diğer bir ifade ile dijital teknolojilerin mülkiyetini elinde bulunduran belirli şirket ve bu şirketlerin merkez ülkeleri tekel olmasa bile yönlendirici bir güce sahip olacaktır. Sahip olunan teknolojik güç aynı zamanda ekonomik, siyasi ve askeri bir gücü de beraberinde getirecektir. Yerli savunma ve havacılık sektörünün ve devlet birimlerinin dijital dönüşümünü dışa bağımlı olarak gerçekleştiren ülkeler ise bu güce tabi olmak durumunda kalacaktır. Esas itibariyle üretici olma iddiası ve vasfından uzaklaşan ve sadece kullanıcı durumunda kalan ülkeler, dijital teknolojiler için elverişli ve yönlendirilebilir pazar olmanın ötesine de geçemeyecektir.

Bizim gibi gelişimini ivmelendiren ülkeler açısından, dijital dönüşümünü kendi kurguladığı ve tasarladığı sistemler üzerinden yapmayı denemek, riski arttırmak değil önden daha düşük maliyetle riski satın almak anlamına gelmektedir. Zor ve yavaş ilerlese de savunma alanı için de kaçınılmaz olan bu dönüşümü yerli şirketler eliyle yürütmek, bunu denemek ve milli kapasiteyi arttırmak dışında başka bir yolumuz da görünmemektedir.  

30°
az bulutlu