18.08.2020, 09:21

Starlink’e bir de bu gözle bakın

Bugün bildiğimiz manadaki internet 1991 yılında doğsa da 2000’li yılların başı itibariyle hayatımızı etkileyen ve şekillendiren önemli bir güç haline geldi. Bu öyle bir etki ki kuşakları bile internet öncesi ve sonrası olarak tanımlayabiliyoruz.

Süreç içerisinde internet hizmetlerinin elde edilebilmesi kolaylaşırken geniş bant internet teknolojileri de hızlı bir gelişim gösterdi. 20 sene önce “geniş bant” internet hizmeti almak için güçlü bir bütçenizin olması gerekiyordu. Tabi şimdiki gibi onlarca megabitlik, gigabitlik geniş bant değil 128kbps’lik ADSL hizmetinden bahsediyorum. Bugün ise cebimizde taşıdığımız cep telefonları ile 100Mbps’lik bant genişliğine erişebiliyoruz. Bu hizmet için ödediğimiz ücretler de artık eskisi gibi can yakıcı seviyelerde değil. Bu gelişim hız kesmiyor aksine ivmelenerek devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda da geleneksel uydu internetinin ötesine geçecek nitelikler eşliğinde uydu ağları ile sunulan geniş bant internet çok daha yaygın hale gelecek. Dünya devi birkaç şirket bu alana önemli yatırımlar yapıyor ancak aralarından birisi avantajlı durumda; SpaceX.

Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX roket teknolojisinde yaptığı önemli yenilikler nedeniyle yarışı şu an önde götürüyor. Bu yazıda da SpaceX’in yürüttüğü Starlink projesinin detaylarına farklı bir açıdan bakmaya çalışacağız.

Starlink projesi çerçevesinde SpaceX dünya geneline yüksek hızlı internet servisi sunabilmek için küçük uydulardan oluşan birbirine bağlı bir ağ kurma hedefinde.  Dahası projenin başarılı olması durumunda okyanuslardan en ücra ormanlık alanlara kadar dünyanın (neredeyse) her yerinde yüksek hızlı erişim mümkün hale gelecek.

Starlink’in interneti ne kadar hızlı olacak? Şirket 100Mbps indirme ve 40Mbps yükleme hızlarına ulaşılabileceğini değerlendiriyor. Tüketicilerin aynı seviyeye erişip erişemeyeceği belli olmasa da ABD Hava Kuvvetleri ile yapılan bir testte 600Mbps hıza dahi erişildi. 

Starlink ile Warzone, Fortnite ve NBA 2K gibi oyunların oynanabilir olup olmadığının sorulması üzerine Musk, Starlink’in gerçek zamanlı, rekabetçi oyunları çalıştırabilecek şekilde tasarlandığını belirtti. Musk’a göre gecikme süresi 20ms civarında ve daha alçak yörüngelere yerleştirilecek olan Versiyon 2'de gecikme süresi 8ms'ye kadar düşebilir.

An itibariyle SpaceX FCC (Federal Communications Commission)’den 12.000 Starlink uydusunu fırlatmak için yetki aldı.  Söz konusu 12.000 uydunun 8.000’inin gezegenin 500 km 4.000’inin ise yaklaşık 1.200 km üzerinde yörüngeye oturması planlanıyor.  Ancak SpaceX Ekim 2019’da bu 12.000 uyduya ek olarak 30.000 uyduyu daha fırlatmak maksadıyla ITU (International Telecommunication Union)’dan izin istedi.  Bugüne kadar yaklaşık olarak 600 Starlink uydusu fırlatıldı. 

SpaceX’in üst düzey yöneticisi Gwynne Shotwell ağın oluşturulmasının şirkete 10 milyar dolar veya daha fazlasına mal olacağını belirtmişti. Bu yoğun maliyetlerin SpaceX veya rakipleri tarafından karşılanıp karşılanamayacağı belirsiz. Nitekim SpaceX’in rakibi OneWeb, 21 Mart’ta 34 uyduyu fırlatarak toplam uydu sayısının 74’e yükseltmesinin hemen ardından 27 Mart’ta iflas başvurusunda bulundu.  Daha önceki iflaslar da göz önüne alındığında bu alanın riskli olduğunu söylemek mümkün. Yüksek maliyete ve geçmişteki başarısız örneklere karşın Starlink projesinin istenildiği düzeyde uygulamaya konulması durumunda elde edilecek faydalar da oldukça fazla.

An itibariyle SpaceX yaklaşık olarak 36 milyar dolarlık bir değere sahip. Morgan Stanley’nin Temmuz 2020’de yaptığı değerlendirmeye göre ise Starlink projesinin başarı olması durumunda SpaceX’in değerinin 175 milyar dolara kadar çıkması mümkün.

Tüketiciler Starlink’in internetine kullanıcı terminali olarak adlandırılan cihazlar vasıtasıyla bağlanabilecek. Kullanıcı terminalleri, Musk tarafından düz, pizza şeklindeki antenler olarak tanımlanmıştır. Musk’a göre oldukça hassas olan çanakların aksine kullanıcı terminalleri gökyüzüne dönük hemen hemen her açı ile yerleştirilebilir.  

SpaceX tüketicilerin kullanıcı terminallerini 200-300 dolara elde etmesini hedeflese de analistler bu cihazların her birinin yaklaşık olarak en az 1.200 dolara mal olduğunu tahmin ediyor. Dolayısıyla maliyet açısından bir tutarsızlık söz konusu. Musk da Aviation Week’e yaptığı açıklamada bu durumu itiraf ederek; Starlink için en büyük zorluğun kullanıcı terminali ve kullanıcı terminali maliyetinin karşılanabilir hale getirilmesi olduğunu belirtti. 

Hizmet için ödenmesi gereken aylık abonelik bedellerine ilişkin bilgi henüz resmi kanallar aracılığıyla paylaşılmadı. Shotwell ise Starlink’in aylık abonelik bedelinin 80 doların altında veya üstünde olup olmadığına yönelik bir bilgi vermemekle birlikte ABD’deki milyonlarca kişinin “berbat” bir hizmet için her ay 80 dolar ödediğini söyledi.  Bu doğrultuda kamuoyunda aylık bedelin 80 dolar civarında olacağına ilişkin bir kanı bulunuyor. Dolayısıyla Musk’ın da işaret ettiği üzere kullanıcı terminallerinin maliyetlerinin düşürülebilmesi durumunda Starlink’in internetinin ulaşılabilir bir hizmet (en azından belirli pazarlarda) olması mümkün.

Peki ya talep yönü? SpaceX ABD’de neredeyse 700.000 bireyin Starlink’in henüz servis etmediği hizmeti ile ilgilendiğini belirttiğini bu doğrultuda da Starlink’e yönelik “olağanüstü talebin” mevcut olduğunu açıkladı. Ayrıca SpaceX, beklentilerin üzerinde oluşan bu potansiyel talep doğrultusunda kullanıcı terminali sayısını 1 milyondan 5 milyona çıkarabilmek için FCC’ye başvurdu. 

SpaceX Starlink’in ilk olarak 2020 yılı içerisinde Kuzey ABD ve Kanada’da hizmet vermeye başlamasını hedefliyor. Starlink’in olası müşterileri ise bireysel tüketiciler ile sınırlı değildir. Örneğin Starlik’in kısmi olarak faaliyete geçmesinin bile finans sektörüne fayda sunması bekleniyor. 

Starlink veya benzeri sistemlerin beraberinde getirdiği birtakım kaygılar da mevcut.

(1) Hali hazırda sosyal medya ve farklı iletişim aplikasyonlarıyla pek çok ülkeden vatandaşların bilgileri tekel olarak nitelendirilebilecek sınırlı sayıdaki ülkenin elinde. Toplanana bu bilgilerin kıymeti sayesinde, kullanıcılarından hiçbir ücret talep etmeyen sosyal medya şirketleri çok büyük gelirler elde edebiliyor. Starlink ve onun gibi projeler hayata geçtiğinde ise çok daha fazla bilgi bu sistemleri yöneten şirket ve/veya şirketlerin elinde olacak. Kısacası şu anda ulusal telekomünikasyon şirketleri üzerinden alınan internet bağlantımızı uydulardan almaya başladığımızda bilgi neredeyse tek elde toplanmış olacak.

(2) Starlink’in tam kapasite ile devreye girmesi durumunda ulusal telekomünikasyon şirketlerinin önemli abone kayıplarına uğraması oldukça mümkün. Abone kayıpları ile gelir kaybına uğrayan ulusal telekomünikasyon şirketlerinin yeni yatırım yapmakta ve rekabet ortamına uyum sağlamakta zorlanması beklenebilir. Ulusal telekomünikasyon şirketleri teknolojik güncelliklerinden ve insan kaynaklarından feragat etmek zorunda kalabilir. Nihai neticede Starlink’in faaliyete geçmesi ekonomik, teknolojik ve güvenlik gibi farklı alanlar üzerinden ulus devletlere zarar verebilir.

(3) Ayrıca Starlink’in uzay çöpü yaratma riskini arttıracağı, uzay uçuşları için tehdit teşkil edeceği ve ışık kirliliğine neden olarak astronomi çalışmalarını zorlaştıracağına ilişkin kaygılar da bulunuyor.

Tüm bu olası fayda ve zararlarıyla Starlink ve/veya rakiplerinin önümüzdeki süreçte küresel dengeleri etkileyen bir güç haline gelmesi mümkün görünüyor. 

15°
açık