banner23

banner26

banner24

Sosyal Medya Hukuk Düzenlemesi Hakkında

TEKNOLOJİ 28.07.2020, 11:58
Sosyal Medya Hukuk Düzenlemesi Hakkında
banner34

“Sosyal medya” ile ilgili hukuk düzenlemesi temelde dört ana başlık altında incelenebilir:

  1. Sosyal medyada işlenen suçlar ve hukuki sorunlar,
  2. Reklam pastası,
  3. Ekonomik-Siyasi dengeler,
  4. Güvenlik.
  1. Sosyal medyada işlenen suçlar ve hukuki sorunlar

Türkiye Cumhuriyeti’nde diğer tüm ülkelerde olduğu gibi, devlet; vatandaşının temel haklarının yanı sıra, devletin onurunu ve mahrem bilgilerini de korumak zorundadır.

Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle gerçek veya tüzel kişiler, milyonların ulaşabileceği mecralarda fikirlerini beyan edebilme imkanına sahip olmuştur. Bu, kısmen de olsa;, insanları manipüle etme, kandırma ve yalan haberle belirli hedefleri yok etme veya yüceltme imkânını –dokunulmaz– ulusal ve/veya bölgesel MEDYA’nın elinden almıştır.

Bu, bir açıdan avantaj gibi görünse de diğer yandan sosyal medya “sosyal” olması hasebiyle kişilerin fikir beyanını tüm dünya’dan ulaşılabilen bir mecrada yayınladıkları için dijital ortamda kişilere, tüzel kişilere, kurumlara ve benzeri tüm legal oluşumlara iftira atma, aşağılama, hakaret etme gibi imkanların da önünü açmıştır.

Sosyal medya’nın en önemli özelliklerinden birisi de kişilerin gerçek kimlikleri yerine sahte kimlikler oluşturarak bu mecranın istismarına imkan vermesidir: Bir kişi, “başka bir kişi” adına hesap açabilir, olmayan bir isme hesap açabilir ve sonrasında bu hesaptan her türlü suçu işleyebilir.

İftira suçu cezası, TCK Md. 267, hakaret suçu cezası, TCK Md. 125 de ayrıntılı olarak tarif edilmekte ve niteliğine göre hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Bu suçlar dışında sosyal mecralarda “kamu barışına karşı işlenen suçlar”, “basın ile ilgili suçlar”, “gizli kalması gereken bilgiyi açıklama” gibi bir çok suç işlenebilmektedir. Nitekim halihazırda çokça işlendiği de bilinmektedir. 

Normal şartlarda bir kişi iftiraya veya hakarete uğradığında bununla ilgili suç duyurusunu yapar, savcılık ve kolluk kuvvetleri suçun işlediğini ispatlar ya da suçu işleyen ikrar ederse iftirayı atan bu suçtan dolayı ceza alır. Devlet bu konuda vatandaşını korumak zorunda oluğundan bu cezayı kanun çerçevesinde uygular. Sosyal medyada bu tip bir suç işlendiğinde ise suç dijital ortamda işlendiği için delillerin dijital ortamda hukuka uygun bir şekilde toplanması gerekir.

Sosyal medya mecraları sunucularından elde edilebilecek deliller ışığında suç delillendirilebilir lakin mevcut kabul görmüş sosyal medya mecralarının çoğu (neredeyse tümü) sunucularını ülkemiz dışında tutmakta ve suç ile ilgili delil olabilecek dijital bilgileri paylaşmamaktadır. Dolayısı ile hukuk sistemi delil elde edemediğinden iftira ve hakaret suçları aleni bir şekilde işlenmekte fakat suçu işleyen kişi ile ilgili deliller toplanamadığından hedef alınan kişi veya kişiler ciddi anlamda mağdur olmaktadır.

Kanunda geçen “sosyal ağ sağlayıcı” tanımı, bahsettiğimiz suçların işlenmesi durumunda, suçu işleyene ulaşabilmek için bir milyondan fazla kullanıcısı olan sosyal mecraların Türkiye sınırları içerisinde “muhatap” alınabilecek “temsilcilik”lerin kurulmasını amaçlamaktadır. Bu temsilcilikler sayesinde işlenen suçun delili için dijital veri kayıtlarının hukuki bir şekilde elde edilmesi ve suçun engellenmesi amaçlanmaktadır.

  1. Reklam Pastası

Medya ve reklam unsurları hep bir arada anılagelmiştir. Medyayı ayakta tutan güç reklam olduğundan bu konuda en büyük ekonomik savaşlar yaşanmıştır. “Savaş” kelimesi mecaz anlamda olmayıp gerçek anlamında kullanılmıştır. Şöyle ki, televizyon reytingleri ile ilgili büyük hukuki savaşlar her zaman olmuştur, hâlâ da olmaktadır.

Medya, ulaşabildiği kişi sayısı ve kalitesine göre reklam pastasından payını almaktadır. Yazılı ve görsel medyada insanlar sosyo-ekonomik statüleri belirlenerek kategorilendirilmiş olup izleyici/okuyucu kitlesinin niceliği ve kalitesine göre reklamlar yayınlanmakta ve fiyatlar da bu statüye göre yukarı doğru çıkmaktadır. Bu statü televizyon mecrasında çok basit bir şekilde kategorilendirilmiş olup A, B, C, D şeklinde isimlendirilmiştir.

Sosyal mecralarda ise bu kategorilendirme çok daha profesyonel yapılmaktadır. Kişinin web aramaları, web sorguları, ilgilendiği siteler, ilgilendiği ürünler takip edilip kişinin ihtiyacı olan ürünlerin reklamlarına yönlendirme yapılmaktadır. Dolayısıyla internet mecrasında reklamlar tamamen kişinin ihtiyacına yönelik olabilmektedir. Bu reklam yöntemi hedef kitleye ulaşımı çok kolaylaştıracağından diğer reklamlardan çok daha fazla rağbet görmektedir.

Türkiye genelinde yapılan reklam harcamaları temel olarak Televizyon, Basın, Radyo, Sinema, Internet ana başlıklarında kategorize edildiğinde 1999 yılından günümüze miktar olarak hareketleri Internet mecrasının ne kadar ivmeli yükseldiğini göstermektedir.

1999 yılında Televizyon reklamlarına ayrılan bütçe 160 milyon TL (Yeni Türk Lirası)’na denk olup 2017 yılında 4 Milyar TL’ye yakındır. Artan kanal ve kaliteli içerikler göz önüne alındığında bu artış reklam sektörünün hala Televizyon reklamcılığına ciddi anlamda değer verdiğini göstermektedir.

Internet reklamcılığı ölçümü 2007 yılı öncesinde de olmasına rağmen reklam sektörünün ciddi olarak bütçe ayırıp bununla ilgili birim-personel oluşturması 2007 sonrasında başlamıştır. 2007 yılında ölçülebilen Televizyon reklam bütçesi 2 milyar Türk Lirası civarındayken internet için ölçülen bütçe 53 milyon TL civarındadır.

Grafikten de anlaşılacağı gibi, 2007 yılında ayrılan bütçe %4 civarında iken 2017 yılında bu bütçe %50 ye yakındır. Reklam sekörü Televizyon ve Internet mecrası dışında radyo, basın ve açık hava reklamlarına da ciddi bütçeler ayırmaktadır.

Sosyal medya reklam sektörünün oluşması hikayesine gelince, 2014-2015 yıllarında google ve youtube ciddi anlamda reklam geri ödemesi yaparak kullanıcılarını da bu alanda motive etmeğe başlamıştı. Google, Adsense ve Adwords hizmetleri ile hem reklam veren hem de reklam alan kişi ya da kurumları müşteri portföyüne katmış oldu.

Bu arada internet reklamlarındaki alanlarda da çok ciddi eğilimler ortaya çıktı. Oyun ve video hizmetleri veren firmalar %90 oranında internet reklamlarına yönlenmiş oldu. Facebook reklamları 2014 - 2016 yılları arasında çok fazla tercih edilse de google reklamları bu konuda açık ara önde gitmektedir.

Internet mecralarındaki istatistiksel verileri elde etmek için 2007 yılında 23 katılımcı ile IAB (Interactive Advertising Bureau) Türkiye’de kurulmuş olup, 2011 yılında dernek tüzel kişiliğine geçiş yapmıştır. IAB; internet üzerinden eğitim, araçlar, portallar ve verilerin değerlendirilmesi konusunda çalışmalar yapmakta ve TİAK gibi bu sektörde söz sahibi olabilecek bir pozisyona gelmektedir.

Her ne kadar bu konuda istatistiki veriler oluşturup raporlama yapmaya çalışsalar da sahadaki fenomenler ve/veya SEO danışmanlarının çalışmaları ile ilgili bütçeye erişimde sıkıntılar yaşamaktadırlar. Tüm dünyada fenomen ve ünlü karakterler kayıtsız reklam bedelleri almaktadır. Alınan bu bedeller Türkiye için %30 civarında tahmin edilmektedir. Avrupa ülkeleri ve Amerika'da vergilendirme sistemi farklı çalıştığı için bu ülkelerde reklam bedelleri %5 e kadar düşmekte ve fakat viral reklam ve sosyal medya projelerinde büyük rol almaktadırlar.

IAB dünya üzerinde 47 ülkede aktif faaliyette bulunmaktadır. Merkezi Amerika Birleşik Devletlerinde olup Avrupa'daki büroları genelde Avrupa'daki ülkelerin örgütlenmesinde etkilidir.

Ülkemizdeki büyük sorun ise internet reklamcılığı yapan sosyal medya portalları kredi kartı ile küçük ödemeler şeklinde milyonlarca kişiye hizmet vermekte olup hiç bir şekilde bu kazançlarından vergi ödememektedirler. Çıkacak olan kanun, ülkemizde bulunacak temsilcilik vasıtası ile gelirlerini vergilendirmeyi de amaçlamaktadır. Rakamın büyüklüğü ve tercih oranının ivmeli büyümesi sebebi ile makro ekonomik olarak ülkeyi etkileceyek seviyeye gelmiş olduğu aşikardır.

  1. Ekonomik-siyasi dengeler

Bir reklam sloganında da söylendiği gibi “kontrolsüz güç, güç değildir”.

Arap baharı, darbe, gezi parkı, tutuklu papaz ve F-35 olaylarına baktığınızda sosyal medyanın siyasi ve ekonomik dengeleri hızlıca nasıl alt üst ettiğini görebilirsiniz. Bir ülkenin başkanı manipülatif bir paylaşım yaptığında bir çok ülke ekonomisi “acaba” diyerek tedbir aldığında bile uluslararası ekonomik dengeler çok ciddi bir şekilde etkilenmektedir. Aynı zamanda siyasi saldırıların ülke içi siyasi yapıları ne şekilde etkileyeceği çok nettir. Bu sebeple güçlü bir devlet, gerektiğinde bu tip davranışları engelleyebilecek bir altyapı kurmalıdır. Bu altyapı için de sosyal medya portalının ülkede temsilciliğinin bulunması, bu tip riskli paylaşımların engellenmesi veya silinmesi için muhatap olması şarttır. “Bir kalem darbesiyle ergenleri sokağa döken yazar, alevler afakı sardığında suç mahallinde değilse, olayları evinden izliyorsa, suçsuz sayılacaktır; ama helal değildir” (Alev Alatlı).

“Bir kalem darbesi ile” ya da iki satır sosyal medya paylaşımı ile bu tip manipülasyonlara izin verilmemeli ve muhakkak surette muhatap bulunmalıdır. Bu açıdan da kanun, gücü kontrol altına almaya gayret etmektedir.

  1. Güvenlik

Dijital ortamlarda kişilere ait veriler çok ciddi anlamda toplanıp büyük veri tabanlarında yapay zeka ile işlenmektedir. Bu veriler; ister istihbari anlamda bir altyapı oluşturmak, isterse kişilerin sosyo-ekonomik statüsü çıkarılarak ihtiyaçlarına göre reklam yayınlamak amaçlı olsun, kişisel veriler ve kişinin özelleri hiç bir kritere tabi tutulmadan arşivlenmektedir.

Bu tip kişisel veriler uluslararası istihbarat örgütlerinin hedefinde olup nasıl kullanıldığı, nasıl paylaşıldığı ile ilgili hiç bir güvence verilmemektedir. Herhangi bir sosyal medya hesabı ya da mail açtığınızda “Kabul ediyorum” tick’ini işaretlediğiniz metinlerde muhtevayı neredeyse kimse okumaz. O metin içeriklerinide “size ait tüm bilgileri alırız, kullanırız, kimseyle paylaşmayacağız” şeklinde belirtilse de istihbari anlamda kullanmayacağının ya da “hack”lenmeyeceğinin bir garantisi yoktur. Bu anlamda da sosyal medya mecralarının muhatap alınıp vatandaşların haklarının korunması adına önlemler alınması gerekmektedir. Dolayısıyla kanun, sosyal medya mecrasında muhatap (temsilcilik) bulduğunda, bu ve benzeri bütün sorunları hızlıca halledebilecek, ileriye dönük tüm riskleri yok edemese de kontrol altına alabilecektir.

Bu açıdan bu kanun, sorunları tamamen çözemeyecek olsa da ülke menfaatlerini korumak için geç kalınmış bir başlangıç olacaktır.

Selam ve saygılarımla.

                                                                                                                         Semih Zeyveli

                                                                                                                Bilişim Güvenliği Uzmanı

                                                                                                  BilgiBirikimi Danışmanlık Ltd Gnl. Müdürü

24°
parçalı az bulutlu