ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ABD toprağı yapma hedefi, diplomatik hamlelerden askerî müdahaleye kadar uzanan dört aşamalı bir stratejiyle şekilleniyor.
POLITICO, ABD’nin mineral bakımından zengin ve stratejik öneme sahip Arktik adasının kontrolünü ele geçirmesinin nasıl sonuçlanabileceğini değerlendirmek için dokuz AB yetkilisi, NATO iç çevrelerinden kişiler, savunma uzmanları ve diplomatlarla görüştü.
İsminin açıklanmasını istemeyen Danimarkalı bir siyasetçi, “Beş helikopter yeterli olurdu… çok fazla askere ihtiyaç duymazdı,” açıklamasında bulundu
1. Aşama: Grönland’ın Bağımsızlık Hareketini Teşvik Etmek
Trump yönetimi, göreve gelir gelmez Grönland’ın bağımsızlığını destekleyen söylemleri öne çıkarmaya başladı. Bağımsızlık, adanın ABD ile doğrudan anlaşmalar yapmasına olanak tanıyabilirken, mevcut statüde bu tür adımlar için Danimarka’nın onayı gerekiyor. 2025’te yapılan bir ankette Grönlandlıların %56’sı bağımsızlıktan yana oy vereceğini belirtirken, %28’i buna karşı çıktı.
Danimarka istihbarat servisi PET’e göre, ABD’ye yakın isimler Grönland’da gizli etkili kampanyalar yürütüyor. Sosyal medya üzerinden sahte hesaplar, propaganda içerikleri ve sahte medya ağlarıyla halkın bağımsızlık lehine algısı şekillendirilmeye çalışılıyor. Trump’ın yardımcısı Stephen Miller ise kamuoyuna yaptığı açıklamada, “Grönland’ın geleceği konusunda kimse ABD ile savaşmaz” diyerek iddialı bir mesaj verdi.
2. Aşama: Cazip Tekliflerle Grönland’ı Kendi Yörüngesine Çekmek
Bağımsızlık referandumu gerçekleşirse, bir sonraki adım ABD’nin Grönland’a cazip bir siyasi ve ekonomik teklif sunması olacak. Grönland’ın ABD’nin 51. eyaleti olması fikri dile getirilse de, anketler bu seçeneğin halk nezdinde karşılık bulmadığını gösteriyor. Alternatif olarak, Pasifik’teki Mikronezya, Marshall Adaları ve Palau ile imzalanan Özgür İlişki Anlaşmaları (COFA) modeli gündemde. Bu anlaşmalar, ABD’ye sınırsız askeri erişim sağlarken, karşılığında ekonomik destek ve güvenlik garantileri sunuyor.
Grönlandlı muhalefet milletvekili Kuno Fencker, COFA türü bir anlaşmaya açık olduklarını belirterek, Trump’ın “ABD’nin Grönland’a ihtiyacı var” sözlerinin Danimarka’nın tutumundan daha olumlu olduğunu ifade etti. Ancak uzmanlar, Trump’ın güvenilir bir müzakereci olmadığını, anlaşmalarına sadık kalmadığını ve Grönland’ın bu tür bir pazarlıkta zarar göreceğini vurguluyor.
3. Aşama: Avrupa’yı İkna Etmek veya Baskı Altına Almak
Grönland’ın Danimarka’dan koparılması, Avrupa’da ciddi diplomatik krize yol açabilir. Ancak Trump yönetimi bu direnci aşmak için Ukrayna’yı koz olarak kullanabilir. Avrupa, Rusya ile sürdürülen barış müzakerelerinde, Trump’tan Ukrayna için güçlü güvenlik garantileri talep ediyor. ABD ise bu garantileri Grönland’da geniş nüfuz elde etme karşılığında verebilir. Avrupalı diplomatlara göre, bu tür bir “güvenlik karşılığı güvenlik” anlaşması, istenmeyen ama stratejik bir takas olabilir.
4. Aşama: Askeri Müdahale Senaryosu
Eğer Grönland veya Danimarka bu sürece “hayır” derse, Trump yönetiminin son çare olarak askerî müdahaleyi değerlendirebileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre, ABD’nin Grönland’daki Pituffik Üssü’nde hâlihazırda yaklaşık 500 askerî personel bulunuyor ve yaz aylarında konuşlandırılan New York Ulusal Muhafızları da bölgede hazır durumda. Grönland’ın ise düzenli ordusu bulunmuyor; Danimarka’nın Arktik Komutanlığı ise yetersiz kapasiteye sahip.
Bir işgal durumunda ABD’nin başkent Nuuk’u “yarım saatten kısa sürede” ele geçirebileceği belirtiliyor. Ancak böyle bir hamlenin uluslararası hukukta hiçbir meşruiyeti olmayacağı, NATO’nun temelini sarsacağı ve ABD’nin Avrupa’daki askerî iş birliği ve istihbarat paylaşımını kaybetmesine yol açacağı vurgulanıyor.
Avrupa ülkeleri şu aşamada askerî bir senaryoyu uzak görse de, durumu ciddiyetle takip ediyor. NATO içindeki diplomatik kaynaklara göre, şimdilik saldırgan bir girişim beklenmese de, yaşanabilecek bir kriz için siyasi ve askeri hazırlıklar masada.
Kaynak: POLITICO




