Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), bu ay Somali’ye bir sondaj gemisi göndererek derin deniz arama çalışmalarına başlamayı ve bir arama kuyusu açmayı planlıyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ocak ayı başında yaptığı açıklamada Çağrı Bey gemisinin Somali sularına odaklanacağını belirtmiş ancak hedeflenen rezerv miktarına dair ayrıntı vermemişti. TPAO ise konuyla ilgili yorum taleplerini yanıtsız bıraktı.
Ankara, Ekim 2024’te üç derin deniz bölgesinde 3D sismik çalışmalar yürütmek üzere Oruç Reis araştırma gemisini iki Türk fırkateyni eşliğinde Somali’ye göndermişti. Bu görev Haziran 2025’te tamamlandı.
Somali Petrol ve Maden Kaynakları Bakanlığı ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında Mart 2024’te bir mutabakat zaptı imzalanmış; ardından Temmuz ayında Somali Petrol İdaresi ile TPAO arasında, TPAO’ya üç offshore blokta özel arama hakları tanıyan bir arama ve üretim anlaşması yapılmıştı. Bazı tahminler, Somali’nin yaklaşık 30 milyar varil petrol ve gaz rezervine sahip olduğunu öne sürüyor.
Somali Petrol Bakanı Dahir Shire, Türkiye’nin planladığı sondaj operasyonlarını Somali halkının refahını artırabilecek “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi. Öte yandan Türk yetkililer, bölgedeki kara altyapısı eksikliği ve güvenlik sorunlarına dikkat çekerek daha temkinli bir tutum sergiliyor.
Analistler, bu faaliyetlerin Türkiye’nin son yıllarda Somali ile artan ilişkilerinin bir sonucu olduğunu belirtiyor. Hudson Enstitüsü’nden Joshua Meservey, “Türkiye-Somali ilişkisinin güçlü bir ticari boyutu var. Mogadişu limanını ve havaalanını Türk şirketleri işletiyor; bu durum petrol ve gaz geliştirme süreçleri için de önem taşıyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin Somali modeli, Libya’daki yaklaşımıyla benzerlikler taşıyor. Ankara, 2022’de Trablus ile hidrokarbon, savunma ve medya alanlarını kapsayan mutabakat zaptları imzalamıştı. 2019’da imzalanan deniz yetki alanları anlaşması ise bölgedeki enerji kaynakları üzerinde nüfuz sahibi olma stratejisinin bir parçası olarak görülmüştü.
Chatham House Afrika Programı’ndan Ahmed Soliman’a göre, başlangıçta insani yardım ve kalkınma odaklı olan ilişkiler; güvenlik, ekonomi ve jeostratejik bir ortaklığa evrildi. Ancak bu durum, bazı çevrelerce “Yeni Osmanlıcılık” eleştirilerini de beraberinde getirdi.
Soliman ayrıca, Mogadişu hükümetinin bulunan kaynakların federe eyaletlerle nasıl paylaşılacağı konusunu henüz netleştirmediğine ve Türkiye’nin tesislerin güvenliğini sağlamak zorunda kalacağına dikkat çekti. 20 Ocak’ta TBMM, Türk Deniz Kuvvetleri’nin Aden Körfezi, Somali suları ve Arap Denizi’ndeki görev süresini bir yıl daha uzatarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bölgedeki askeri konuşlandırma konusunda yetki verdi.
Somali’nin federe eyaletleri, bölgedeki rezervlerin önemli bir kısmına ev sahipliği yapıyor. Aralık 2025’te İsrail tarafından bağımsız bir devlet olarak tanınan Somaliland, 2022 yılında Londra merkezli Genel Energy ile bir petrol arama anlaşması imzalamıştı.
Buna ek olarak, İngiliz Afentra şirketi, Aralık 2025’te Somaliland’deki Odewayne bloğundaki %34’lük hissesini 2 milyon dolara PetroSoma’ya sattı. Afentra CEO’su Paul McDade, odak noktalarının sınır ötesi aramalar değil, Batı Afrika’daki üretim varlıkları olduğunu belirtti. Şimdi gözler, Mogadişu’nun sert muhalefetine rağmen Somaliland’in bu varlık devriyle arama faaliyetlerinde ivme kazanıp kazanamayacağına çevrildi.
Kaynak: Africa Energy




