Almanya, savunma sanayiinin jeopolitik rakiplere olan bağımlılığını azaltmak için kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecine hazırlanıyor. Federal hükümet, özellikle Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik kritik tedarik bağımlılıklarının ulusal güvenlik açısından oluşturduğu riskleri mercek altına aldı.
Yapılan değerlendirmelerde, barut üretimi, elektronik bileşenler ve kritik mineraller alanında Çin’e olan yüzde 95 oranındaki bağımlılığın olası tedarik kesintileri karşısında ciddi bir kırılganlık yarattığı belirtildi. Öte yandan, F-35 savaş uçakları ve füze savunma sistemleri gibi ileri teknoloji savunma platformlarında ABD kaynaklı yazılım ve yedek parçalara duyulan ihtiyaç da Berlin’in stratejik özerklik arayışını hızlandırdı.
Bu çerçevede hükümet, savunma şirketlerinin tedarik zincirlerini çeşitlendirmelerini teşvik edecek mali ve yapısal önlemler üzerinde çalışıyor. Devlet yönetimindeki 1 milyar avroluk hammadde fonunun genişletilmesi ve borçlanma kısıtlamalarından muaf tutulması planlanıyor. Ayrıca kritik minerallerin stoklanmasını özendirecek vergi düzenlemeleri gündemde bulunuyor. Berlin yönetimi, kamu alım gücünü kullanarak Avrupa merkezli tedarik zincirlerine sahip firmalara öncelik verilmesini de hedefliyor.
Savunma kapasitesini artırmak için ayrılan yüksek bütçeyi yönetmeye çalışan Almanya, yerli üretimi güçlendirme ile alternatif ve daha maliyetli tedarik kanalları oluşturma arasında denge kurmaya çalışıyor. Bu kapsamda Vietnam ile nadir toprak elementleri madenciliği, Malezya ile ise yarı iletken üretimi alanlarında yeni iş birlikleri değerlendiriliyor. Çin menşeli ürünlerin daha düşük maliyetli olması nedeniyle dönüşüm sürecinin askeri ekipman fiyatlarını artırabileceği ifade edilirken, Alman yetkililer bu artışı ulusal güvenliğin gerektirdiği bir maliyet olarak değerlendiriyor.



