ABD Başkanı Donald Trump, Donanma için bazı gemilerin ilk örneklerinin yabancı tersanelerde inşa edilmesine kapı araladı. Yeni yaklaşım, gemi üretim kapasitesini artırmayı hedeflerken savaş sistemlerinin entegrasyonu, bakım altyapısı, teknik standartlar ve Kongre’den gelebilecek siyasi engeller konusunda önemli soru işaretleri doğuruyor.
ABD’nin deniz gücünü büyütme arayışı, ülkenin geleneksel gemi inşa politikasında dikkat çekici bir değişikliğin önünü açabilir. Başkan Donald Trump tarafından yayımlanan yeni Ulusal Güvenlik Başkanlık Memorandumu, belirli Donanma gemilerinin ilk örneklerinin yabancı tersanelerde üretilmesine yönelik modeli genişletmeyi öngörüyor.
Memorandumda, ABD Sahil Güvenliği için geliştirilen Arktik Güvenlik Kesicilerinde uygulanan ve “Finlandiya modeli” olarak anılan yöntemin daha geniş ölçekte kullanılması istendi. Bu model kapsamında ilk gemiler yabancı tersanelerde inşa edilirken sonraki gemilerin üretimi ABD’ye taşınıyor.
Yeni düzenlemeye göre yabancı gemi üreticileri, gelecekteki üretimi ABD’ye aktarmaya yönelik belirli şartları kabul etmeleri halinde üç ayrı gemi sınıfında en fazla ikişer gemiyi kendi ülkelerindeki tersanelerde inşa edebilecek. Tamamlanan gemilerin daha sonra ABD’ye devredilmesi öngörülüyor.
Memorandumda söz konusu sınıflar arasında denizaltı savunma harbi, suüstü harbi ve konvoy eskortu görevlerini yerine getirebilecek yeterli kabiliyete sahip suüstü savaş gemileri yer alıyor. Ayrıca denizde konsolide yük ikmali tankerleri ile Ro-Ro tipi gemiler de kapsamda bulunuyor.
Teknik uyum en kritik başlıklardan biri
Yabancı yapımı savaş gemilerinin ABD Donanmasına entegrasyonu ise alışılmışın dışında çok sayıda teknik sorunu beraberinde getirebilir.
RAND kıdemli politika araştırmacısı ve emekli Donanma kaptanı Bradley Martin, ABD’nin daha önce bu ölçekte yabancı yapımı bir muharip gemiyi filosuna dahil etmediğine dikkat çekti. Martin’e göre temel sorunlardan biri, ABD Donanmasının dayanıklılık, yedeklilik ve beka kabiliyeti konusundaki standartlarının birçok yabancı geminin tasarım kriterlerinden farklı olması.
Bu nedenle bir geminin yabancı tersanede üretildikten sonra ABD’de silah sistemleriyle donatılması planlanıyorsa tasarımın en başından buna uygun hazırlanması gerekiyor. Martin, sonradan yapılacak kapsamlı uyarlamaların ciddi gecikmelere yol açabileceğini belirterek en uygun yaklaşımın gemiyi omurgasından itibaren ABD sistemlerini kabul edecek şekilde tasarlamak olduğunu ifade etti.
Hudson Institute Savunma Konseptleri ve Teknolojisi Merkezi Direktörü Bryan Clark da iletişim sistemlerindeki farklılıkların belirli ölçüde çözülebileceğini ancak savaş sistemleri arasındaki uyumun daha zor olacağını değerlendirdi.
ABD Donanması, NATO ve Asya’daki müttefiklerinin gemileriyle uçak gemisi taarruz gruplarında düzenli olarak faaliyet gösterse de Clark’a göre bu entegrasyon tam anlamıyla kesintisiz değil. Örneğin NATO gemilerinin bir kısmında, ABD Donanmasının füze savunmasına ilişkin hedefleme verilerini paylaşmak için kullandığı Cooperative Engagement Capability sistemi bulunmuyor.
Bununla birlikte yabancı yapımı gemilere uyumlu haberleşme ağları ve veri bağlantılarının eklenmesinin mümkün olduğu belirtiliyor.
Daha önemli sorun ise savaş yönetim sistemlerinde ortaya çıkıyor. Clark, İspanyol, Güney Koreli ve Japon gemilerinde Aegis sistemi kullanılsa bile bunların ABD gemilerindeki sürüm ve konfigürasyonlardan farklı olduğunu kaydetti. Denizaltı harbi gibi diğer alanlardaki sistemlerin ise tamamen farklı olabileceğine işaret etti.
Ayrıca yabancı gemilerin gövde, mekanik ve elektrik sistemlerine ait parça ve lojistik desteğinin ABD tedarik sistemine dahil edilmesi gerekecek.
Test, sertifikasyon ve bakım sorunu
ABD Donanması gemileri teslimat sonrasında, muharebe ortamındaki dayanıklılıkları da dahil olmak üzere kapsamlı test ve sertifikasyon süreçlerinden geçiyor. Yabancı standartlarda üretilen bir geminin filoya katılması durumunda hangi ABD teknik standartlarının korunacağı, hangilerinin değiştirileceği konusunda yeni bir yöntem belirlenmesi gerekecek.
Clark, benzer uyarlama sürecinin İtalyan Fincantieri tasarımını temel alan Constellation sınıfı fırkateyn programında sorunlara neden olduğunu hatırlattı. Wisconsin merkezli Fincantieri Marinette Marine, 2020’de programın ilk sözleşmesini almıştı. Ancak Donanma, maliyet artışları, gecikmeler ve tasarım değişikliklerinin ardından Aralık 2025’te programı küçülterek yalnızca yapımı devam eden iki fırkateyni kabul edeceğini açıklamıştı.
Kongre Bütçe Ofisi deniz kuvvetleri ve silah sistemleri kıdemli analisti Eric Labs ise yabancı gemilerin de ABD yapımı gemilere uygulanan standartları karşılamasının beklenebileceğini belirtti. Bununla birlikte uygulanacak test seviyesinin nihayetinde Donanma, yönetim ve Kongre tarafından belirleneceğini ifade etti.
Bakım konusu da ayrı bir risk oluşturuyor. Labs’a göre yalnızca iki veya üç yabancı geminin satın alınması, Zumwalt sınıfındaki üç muhribe benzer şekilde küçük ve kendine özgü bir filo sınıfı ortaya çıkarabilir. Bu durumda eğitim, bakım ve yedek parça altyapısının gemi sınıfına özel kurulması gerekecek.
Labs, Donanmanın kritik ve önemli yedek parçaları en baştan büyük miktarda tedarik etmesi gerektiğini belirtirken bazı yabancı gemi tasarımlarının bakım kolaylığı açısından avantajlı olabileceğini de söyledi.
Clark ise yabancı gemilerin ABD Donanmasının yüksek operasyon temposunda daha fazla aşınma yaşayabileceği görüşünde. ABD Donanmasının 36 aylık Optimize Edilmiş Filo Müdahale Planı kapsamında bakım, eğitim ve genellikle yedi aylık konuşlandırmalar gerçekleştirdiğini belirten Clark, gemilerin üç yıllık döngünün yaklaşık yarısını denizde geçirebildiğini ifade etti.
Kongre ile Beyaz Saray arasında görüş ayrılığı
Teknik sorunların yanında girişimin önündeki en önemli engellerden biri de Kongre’deki siyasi muhalefet.
Temsilciler Meclisinin temmuz ayında kabul ettiği 2027 mali yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası tasarısı, savaş gemilerinin ve muharip lojistik filosuna ait gemilerin yabancı tersanelerde inşa edilmesini yasaklayan bir hüküm içeriyor.
Beyaz Saray Yönetim ve Bütçe Ofisi ise bu yaklaşımın yönetimin planıyla uyumlu olmadığını savundu. Yönetim, iki suüstü savaş gemisi ile iki muharip olmayan yardımcı geminin yurt dışında inşa edilmesine izin verilmesini ve bunun ABD tersanelerine doğrudan yabancı yatırım çekmek için kullanılmasını istiyor.
Senato Silahlı Hizmetler Komitesinin haziran ayında kabul ettiği tasarı da savaş gemilerinin yabancı ülkelerde üretilmesini sınırlandırıyor. Buna karşılık ABD denizcilik sanayi altyapısına yatırım yapmaları şartıyla yabancı tersanelerden en fazla iki yardımcı gemi tedarik edilmesine izin veriyor.
Donanmanın bütçe talebinde ayrıca yabancı tersanelerin ABD savaş gemilerinin üretiminde kullanılmasının incelenmesi ve Japonya veya Güney Kore’de üretilecek ilk geminin potansiyel olarak finanse edilmesi için 1,85 milyar dolarlık kaynak bulunuyor.
ABD’deki tersaneleri temsil eden Shipbuilders Council of America ise yeni memorandumun ardından yönetime kararından dönme çağrısı yaptı. Kuruluşun Başkanı Matthew Paxton, yabancı yatırımın ABD tersane sanayisinin canlandırılması açısından olumlu olduğunu belirtirken gemilerin doğrudan yurt dışında inşa edilmesinin ABD tersanelerinden talep, istihdam ve sanayi kapasitesi kaybına yol açacağını savundu.
Trump yönetiminin yeni yaklaşımı böylece yalnızca gemi üretiminin nerede yapılacağına ilişkin bir tercih olmaktan çıkıyor. Yabancı yapımı gemilerin ABD standartlarına uyarlanması, savaş sistemlerinin entegrasyonu, bakım ve lojistik altyapısının kurulması ile Kongre’den gerekli siyasi desteğin sağlanması, planın uygulanabilirliğini belirleyecek temel başlıklar olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Breaking Defense






