Türk savunma sanayii, uluslararası alandaki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Bangladeş, kapsamlı askeri modernizasyon hedefleri doğrultusunda Türkiye ile 600 milyon dolar değerinde bir savunma anlaşması imzalayarak, altı adet T-129 ATAK taarruz helikopteri tedarikine resmen onay verdi.
Anlaşma, Bangladeş’in “Forces Goal 2030” adı verilen uzun vadeli modernizasyon programı çerçevesinde gerçekleştirildi. Bangladeş Silahlı Kuvvetleri Dairesi Başsubayı Korgeneral S.M. Kamrul Hassan, bu alımın ülkenin taarruz kabiliyetlerini ileriye taşıyacağını belirterek, söz konusu platformların stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen ve üretimi yapılan T-129 ATAK helikopterleri, zorlu arazi koşullarında ve her türlü hava şartında etkin görev yapabilme yetenekleriyle öne çıkıyor. Bangladeş Hava Kuvvetleri yetkilileri, platformun gelişmiş ateş gücü, hareket kabiliyeti ve çok yönlü operasyonel kapasitesinin ülkenin kara ve deniz sınırlarında karşılaştığı tehditlere karşı caydırıcılığı önemli ölçüde artıracağını ifade etti.
Bölgedeki jeopolitik gelişmelerin ve artan güvenlik tehditlerinin gölgesinde atılan bu adım, Bangladeş’in hava gücünü destekleyici bir unsur olarak değil, doğrudan caydırıcı ve müdahale edici bir kapasite olarak yeniden konumlandırma hedefini de yansıtıyor. Özellikle Myanmar sınır hattı, Bengal Körfezi’ndeki askeri hareketlilik ve enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip deniz sahaları, T-129 ATAK’ların görev alanları arasında yer alacak.
Bangladeş’in, bu alımı Batılı ve Rus yapımı alternatifler yerine Türk savunma sanayii üzerinden gerçekleştirmesi, Türkiye’nin uluslararası savunma pazarındaki artan güvenilirliğini de ortaya koyuyor. Türkiye, NATO standartlarında sistemleri, uygun maliyet ve siyasi esneklikle sunarak, küresel ölçekte tercih edilen bir savunma ortağı olma konumunu pekiştiriyor.
T-129 ATAK helikopterlerinin özellikle asimetrik harp, sınır güvenliği ve iç güvenlik operasyonlarında etkinliği kanıtlanmış durumda. Bu da platformu, Bangladeş gibi çeşitli güvenlik meydan okumalarıyla karşı karşıya olan ülkeler için ideal bir seçenek haline getiriyor. Özellikle Chittagong Tepeleri ve nehir sınır bölgelerinde görev yapacak bu helikopterlerin, keşif, hızlı müdahale ve yakın hava desteği görevlerinde kritik rol üstlenmesi bekleniyor.
Anlaşmanın hükümetler arası formatta yapılmış olması, sürecin şeffaf ve doğrudan ilerlemesini sağlarken; teknoloji transferi, yerli bakım-onarım altyapısı oluşturulması ve uzun vadeli lojistik destek gibi alanlarda da iş birliğini mümkün kılıyor. Bu yönüyle anlaşma, sadece bir askeri alımı değil, aynı zamanda savunma sanayi iş birliğini derinleştiren stratejik bir ortaklığı temsil ediyor.





