Türkiye, havacılığın her alanında olduğu gibi motor ve güç sistemlerinde de konumunu güçlendirmeye devam ediyor. İHA’lardan helikopterlere, eğitim uçaklarından 5’inci nesil muharebe uçaklarına uzanan geniş bir yelpazede yürütülen çalışmalar, motor teknolojilerinde de Türkiye’yi dünyada görünür kılıyor. Küresel ölçekte verimlilik ve emisyon azaltımı odaklı yeni nesil motor mimarileri öne çıkarken, dijital ikiz, ileri malzeme kaplama teknolojileri ve üretim süreçlerindeki dönüşüm motor ekosistemini yeniden şekillendiriyor.
TRMOTOR, tam da bu noktada, hava araçlarına yönelik ana motor ve yardımcı güç sistemleri alanında sürdürülebilir, yerli ve millî, yüksek teknoloji ürün ve hizmetler sunma misyonuyla çalışmalarını yürütüyor. Şirket, savunma sanayi platformlarının itki ve güç sistemleri ihtiyaçlarında dışa bağımsızlığın güvencesini sağlayacak teknoloji ve altyapıyı geliştirmeyi, global ölçekte rekabetçi bir oyun kurucu olma vizyonuyla ele alıyor.
TRMOTOR’un Yolculuğu
TRMOTOR, Türkiye’nin havacılık motorlarında yerli ve millî çözümler geliştirme hedefiyle 20 Nisan 2017’de faaliyetlerine başladı. 6 Aralık 2021 tarihi itibarıyla hisselerinin şirketimiz tarafından devralınmasıyla birlikte yeni bir dönemin kapıları aralandı. TRMOTOR bugün, gaz türbinli motor teknolojileri ve güç sistemleri alanında tasarım, geliştirme, üretim ve doğrulama kabiliyetlerini ülkemize kazandırmaya odaklanan bir teknoloji merkezi olarak öne çıkıyor.
2017–2021 döneminde Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu millî ve özgün güç sistemleri alanında Ar-Ge ve teknoloji yapılanmasına yönelik roller üstlenen TRMOTOR, 2021’de 5’inci nesil Millî Muharip Uçak KAAN için kritik öneme sahip Auxiliary Power Unit (APU) ve Air Turbine Starter (ATS) sistemlerinin tasarım ve geliştirme iş paketi¬ni bünyesine kattı. 2022’de KAAN’ın ana motorunun kavramsal tasarım kontratını imzalayan şirket, 2024’te KAAN’ın kalbi olan TF35000 motorunun geliştirilmesi amacıyla TEI ile konsorsiyum anlaşmasına imza attı. Bu süreçte TRMOTOR, APU ve ATS çalışmalarını da farklı platformlarla uyumlu şekilde genişletmek üzere yeni projeleri devreye aldı. 2025 yılında bir yerli platform için yürütülen sistem geliştirme çalışmalarında da kritik aşamaları tamamladı.

APU ve ATS Nedir, Nasıl Çalışır?
Yardımcı güç ünitesi olarak da bilinen APU, hava platformları için kritik bileşenler arasında yer alır. Ana motora kıyasla daha küçük bir gaz türbinli motor olan APU, ana motorlar çalışmadan önce devreye girerek platformun aviyonik ve elektronik sistemlerinin enerji ihtiyacını karşılar.
APU’nun ürettiği basınçlı hava, bir diğer kritik bileşen olan ATS sistemine aktarılır ve ana motorun çalıştırma süreci başlatılır. ATS, aldığı basınçlı havayla içindeki türbini döndürür. Ardından, ana motorun milini çevirerek ilk dönme hareketini sağlar ve motorun çalışması için gerekli başlangıç koşullarını oluşturur.
Harici yer ekipmanına ihtiyaç azaltan bu sistem bütünü ile operasyonel esneklik artar, yerde bekleme ve hazırlık süreçleri kısalır. Böylece daha bağımsız ve hızlı operasyon gerçekleşmiş olur.
Türkiye’nin İlk Yerli Yardımcı Güç Sistemi APU-60
Türkiye’de ilk kez yerli ve millî imkânlarla geliştirilen APU-60 için ilk entegrasyonun 2026 yılı içerisinde yapılması planlanıyor. APU-60, uçak ana motorlarını çalıştırmadan önce ihtiyaç duyulan gücü sağlayarak iklimlendirme ve aviyonik sistemlerin devreye alınması gibi kritik görevler üstleniyor. Sistemin test aşamaları devam ederken, KAAN’a entegrasyonuyla birlikte Türkiye’nin bu alandaki kabiliyet havuzu da genişlemiş olacak.
TRMOTOR, Ticari Bir APU Modeli Daha Geliştiriyor
TRMOTOR, APU-60’ın yanında yeni bir yardımcı güç ünitesi üzerinde de çalışıyor. APU-40 adı verilen bu modelin uçak ve döner kanat platformlarına entegrasyonunun yapılması hedefleniyor. Böylelikle, platformlar için kritik bir ekipmanın daha yerlileştirilmiş olacak. APU-40 projesinde çekirdek motor entegrasyon çalışmaları sürerken, 2026 yılının ilk çeyreğinde test faaliyetlerine başlanması planlanıyor.
KAAN’ın Millî Motoru TF35000’de Tasarımdan Teste Uzanan Bütüncül Yaklaşım
Ana motoru çevreleyen alt sistemlerin geliştirilme süreçlerini sistem bütünlüğü odağında ele alan şirket, bu kapsamda elektrik–kontrol, yağlama, yakıt, ateşleme, aktivasyon, pnömatik ve dişli kutusu gibi yüksek hassasiyet gerektiren alanlarda uzmanlığını sürekli geliştirmeye devam ediyor.
“Güç Bizimle Başlar” diyerek faaliyetlerini sürdüren TRMOTOR, gücün yalnızca “çıktı” ile değil; doğru mimari, veri ve testi her adımda kaliteyle güvenceye almak olarak tanımlıyor. Bu nedenle çalışmalarının tüm aşamalarında test ve kalifikasyon süreçlerini titizlikle yürüten şirket, söz konusu çalışmalarını kavramsal tasarımdan detay tasarıma, prototip imalattan ürün test altyapılarına kadar uzanan bir bütün içinde yürütüyor.
Motor Teknolojilerinde Millî Test Altyapısına Katkı
TRMOTOR, Ankara, Eskişehir ve Kocaeli’de kurduğu test ve doğrulama ekosistemi ile Türkiye’nin motor teknolojileri alanındaki millî test altyapısı kabiliyetini güçlendirmeye katkı sağlıyor. Özgün motor projelerinin test edilebilmesi için yeni test rigleri kazandırma çalışmalarında üniversite-sanayi iş birliklerini odağına alan TRMOTOR; Gebze Teknik Üniversitesindeki Alt Sistemler Mükemmeliyet Merkezi ile Orta Doğu Teknik Üniversitesinde (ODTÜ) yapımı tamamlanan yanma ve akış laboratuvarında test faaliyetlerini sürdürecek. Yanma ve akış çalışmaları ile kompresör ve yanma odası testlerinden APU montaj enstrümantasyon süreçlerine ve ana motor için dişli kutusu / yağlama / yakıt / aktivasyon gibi sistem seviyesi test düzeneklerine kadar uzanan bu geniş kapsam, hem ürün güvenilirliğini artırmayı hem de geliştirme döngüsünü hızlandırmayı amaçlıyor.
Kalite ve Süreç Disiplini: Sürdürülebilir Güven
TRMOTOR’un kalite politikası; hava araçlarının itki ve güç sistemlerinin tasarımı, geliştirilmesi ve entegrasyonunda ilgili standartlara uyumu, uygulanabilir mevzuat ve şartlara bağlılığı ve sürekli iyileştirmeyi odağa alarak paydaş memnuniyetini esas alıyor.
Bu yaklaşım; EN 9100:2018, AS 9100D, JISQ 9100:2016 ve ISO 9001:2015 standartları doğrultusunda yürütülen kalite yönetim sistemiyle destekleniyor. Böylece, süreçler şeffaf, ölçülebilir, izlenebilir ve geliştirilebilir bir şekilde yönetiliyor.
“Yerli motor bir beka meselesidir”
TRMOTOR Genel Müdürü Prof. Dr. Osman Saim Dinç, motor teknolojilerinin stratejik niteliğine dikkat çekerek şunları ifade ediyor:
“Motor teknolojilerinin bugün, yalnızca performans hesabı yapılan bir mühendislik başlığı olarak değil; bağımsızlık, sürdürülebilirlik ve tedarik güvenliğinin de kesişim noktası konumuyla önemi artmaya devam ediyor. Yerli motor çalışmalarını beka meselesi odağında değerlendiriyoruz. Bu durum, itki ve güç sistemlerinde kendi kabiliyetini oluşturmanın stratejik önemini daha da görünür kılıyor. Projelerle birlikte Türkiye’nin yerli havacılık motorları teknolojilerinde katalizör etki oluşturacak bir kabiliyet kazanımı da gerçekleşmiş olacak. Bu bilinçle Türkiye’nin bağımsız savunma sanayisine katkı sunan bir sorumluluk bilinciyle disiplinler arası teknoloji odağında mühendislikte özgün güç olarak- çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”




