Habere göre Hamaney’in ölümüyle sonuçlanan ortak ABD-İsrail operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın yaklaşık iki ay boyunca hem diplomasi hem de askeri seçeneği aynı anda sürdürdüğü sürecin zirve noktası oldu. Cuma günü Trump’ın “savaşı seçtiği” ve ertesi gün Tahran’daki hedeflere yönelik kapsamlı hava saldırısının devreye girdiği aktarıldı.
Kriz süreci, Aralık ayı sonunda İran’da patlak veren halk ayaklanmalarıyla başladı. Bu dönem, ani yön değişiklikleri, son dakika geri adımları ve kasıtlı dezenformasyonlar nedeniyle haberde “tam bir Trump klasiği” olarak nitelendirildi. Söz konusu belirsizlik ortamının, zamanla stratejik bir araç hâline geldiği ve İran liderliğini İsrail ordusunun tarihteki en büyük hava saldırısı olarak tanımlanan operasyona karşı savunmasız bıraktığı belirtildi.
Operasyonun Arka Planı
Cumartesi günü icra edilen operasyonun temelinin, Aralık ayı sonunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Mar-a-Lago’da Trump’ı ziyaretiyle atıldığı ifade edildi. Bu sırada İran’daki rejim karşıtı protestolar yeni yeni başlamış, gösterilerin nasıl bir boyuta ulaşacağı henüz netlik kazanmamıştı. Netanyahu’nun, geçen yıl İran’ın balistik füze kabiliyetlerini hedef alan ortak saldırıların devamı niteliğindeki, ilk etapta Mayıs ayına yönelik geçici bir operasyon planını Trump’la görüştüğü kaydedildi.
Gelişmelerin birkaç gün içinde “hesapları değiştirdiği” vurgulandı. İran rejimi, protestolara tam güçle müdahale etti ve binlerce kişinin ölümüne yol açan sert bir bastırma süreci yürüttü. Trump, bu süreçte Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda protestoculara “hükümet kurumlarını ele geçirme” çağrısında bulunarak “YARDIM YOLDA” mesajı verdi. 14 Ocak’ta Trump’ın saldırı emri vermeye çok yaklaştığı, ancak bu kararından son anda vazgeçtiği; bunun yerine Orta Doğu’da büyük çaplı bir askeri yığınak yapılmasını emrettiği ve İsrail ile gizli bir ortak operasyon planlamaya başladığı ifade edildi.
Diplomasi ve eş zamanlı askeri hazırlık
Takip eden haftalarda İsrail istihbarat ve ordu kanadından üst düzey isimler Washington’a birbiri ardına ziyaretler gerçekleştirdi. Mossad direktörünün iki kez Washington’a gittiği, ardından İsrail askeri istihbarat başkanı ve Genelkurmay Başkanı’nın da ABD başkentinde temaslarda bulunduğu belirtildi. Bu görüşmelerde daha sonra “Destansı Öfke” (Epic Fury) ve “Kükreyen Aslan” (Roaring Lion) adı verilen operasyonların koordinasyonunun yapıldığı aktarıldı.
Diğer yandan Trump yönetimi, askeri baskı artarken İran’la “kendi şartlarında” bir anlaşma yapılıp yapılamayacağını araştırmak üzere diplomasi kanalını da açık tuttu. ABD ile İran, geçen Haziran ayında yaşanan ve “Gece Yarısı Çekici” (Midnight Hammer) Operasyonu’yla sonuçlanan 12 günlük savaştan bu yana ilk kez Şubat başında Umman’da yüz yüze görüşme yaptı. Bu temasların ardından Netanyahu, müzakerelerde ABD’nin “kırmızı çizgilerini” ve görüşmelerin başarısız olması durumunda ABD ile İsrail’in ortak bir askeri operasyon başlatıp başlatmayacağını ele almak üzere acil bir ziyaretle Washington’a gitti.
Trump’ın temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff, sürecin başından bu yana bir anlaşma şansı konusunda temkinli ve şüpheciydi. Buna karşın üç ABD’li ve İsrailli yetkili, Cenevre’de yürütülen nükleer görüşmelerin başlangıçta tamamen “aldatmaca” olarak değerlendirilmediğini vurguladı. Bir ABD’li yetkili, Trump’ın bir anlaşmaya varmayı gerçekten denemek istediğini ve İran tarafına “gerçek bir anlaşmada hızlı ilerleme görülmediği takdirde askeri saldırıların devreye gireceğinin” açıkça iletildiğini söyledi.
Cenevre süreci ve tıkanan başlıklar
Cenevre toplantısından bir hafta önce ABD ve İsrail’in, olası saldırı için zamanlama konusunda ilke mutabakatına vardığı aktarıldı. Buna göre operasyonun, Hamaney’in hükümet yerleşkesinde üst düzey yardımcılarıyla rutin toplantı yaptığı cumartesi günü başlatılması planlandı.
Planlamada karşılaşılan özel zorluklardan birinin, Hamaney’in herhangi bir şeyden şüphelenerek yer altı sığınağına çekilmesini engellemek olduğu belirtildi. Bir İsrail istihbarat yetkilisi, Axios’ta çıkan ve Hamaney’e suikast ihtimalinden bahseden bir haberin askeri planlamacılar arasında endişe yarattığını, buna rağmen İranlı liderin programını değiştirmediğini aktardı.
Cenevre’de son temaslar
Kushner ve Witkoff’un Perşembe günü Cenevre’ye giderken zaten anlaşma ihtimalinin zayıf olduğuna inandıkları, ancak buna rağmen toplantıyı gerçekleştirdikleri ifade edildi. Bu adımın, İran tarafının diplomasinin hâlâ “canlı” olduğuna inanmasını sağlama amacı taşıdığı belirtildi.
Bir ABD’li yetkili, “Anlaşma yapmanın kurallarından biri, üzerinde anlaşmaya varılabilecek bir zemin olup olmadığını çok hızlı şekilde anlamaktır.” değerlendirmesinde bulundu. Aynı yetkili, ilk oturumda İranlıların, ABD’nin en esnek pozisyonuna bile yaklaşmadığını aktardı. İlk turun ardından Kushner ve Witkoff’un, güvenli hat üzerinden ABD Başkan Yardımcısı Vance ile görüşerek “uçurumun hâlâ geniş” olduğu bilgisini paylaştığı, akşamki ikinci turun da tabloyu değiştirmediği kaydedildi.
Üst düzey bir ABD’li yetkili, İran tarafının sunduğu teklifin “saçmalık” olduğunu, sadece zaman kazanmaya dönük olarak görüldüğünü ve üzerinde çalışılabilecek somut hiçbir unsur taşımadığını söyledi. Bir başka yetkili de İran’ın stratejisini “oyunlar, hileler ve oyalama taktikleri” olarak niteledi. Aynı yetkili, bu değerlendirmelerin Trump’a rapor edildiğini ve Başkan’ın doğal olarak farklı seçenekleri değerlendirmeye başladığını belirtti.
Tıkanan başlıklar: Nükleer program, füze kabiliyeti ve vekil güçler
ABD’li yetkililer, İran’ın üzerinde anlaşmaya yanaşmadığı üç alan bulunduğunu bildirdi:
-
Nükleer program ve zenginleştirme faaliyetleri: ABD’nin, İran’ın zenginleştirmeden vazgeçmesi karşılığında sivil nükleer programı için süresiz ve ücretsiz nükleer yakıt teklif ettiği, ancak İranlıların bu teklifi reddettiği aktarıldı. Bir yetkili, bunun “büyük bir işaret” olduğunu söyledi.
-
Balistik füze programı: İran tarafının, balistik füze yeteneklerini “her koşulda” müzakere etmeyi reddettiği, bir yetkilinin “Bu insanların sadece füzelere değil, her türlü savunmayı alt edecek kapasitede ayda 100 tane üretme imkânına sahip olduğu bir dünyada yaşamaya devam edemeyiz.” dediği kaydedildi.
-
Bölgesel vekillerin finansmanı: İran’ın, ABD ve İsrail’in uzun süredir Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırdığını savunduğu bölgedeki militan gruplara sağladığı finansman konusunu masaya getirmeyi de reddettiği belirtildi.
Görüşmeler öncesinde ve sırasında ABD’li yetkililer, istihbaratın İran’ın, Trump’ın geçen Haziran’daki “Gece Yarısı Çekici” Operasyonu’yla “yok edildiğini” açıkladığı nükleer tesisleri yeniden inşa ettiğini net şekilde ortaya koyduğunu ifade etti.
Kushner ve Witkoff somut bir teklif talep ettiğinde İranlılar, sivil amaçlı olduğunu öne sürdükleri zenginleştirme ihtiyaçlarını özetleyen yedi sayfalık bir belge sundu. Trump’ın ekibi bu rakamları BM’nin nükleer gözlemcisiyle karşılaştırdı. Bir ABD’li yetkili, söz konusu talebin, 2015 nükleer anlaşmasında belirlenen düzeyin yaklaşık beş katı zenginleştirme kapasitesine yol açacağını söyledi.
Yetkililer ayrıca İran’ın, tıbbi araştırma gerekçesiyle Tahran Araştırma Reaktörü’nde gizlice zenginleştirilmiş malzeme stokladığını iddia etti. Bir yetkili, “Oradaki bölünebilir malzemeyi tek bir ilaç üretimi için bile bir kez kullandıklarına dair kayıt yok. Hepsi aldatmak için tasarlanmıştı.” ifadesini kullandı.
Son saatler ve Tahran’daki eş zamanlı saldırı
Cenevre temaslarının ardından Umman Dışişleri Bakanı’nın, Trump’ın kararını erteletmek amacıyla acilen Washington’a giderek Cuma günü Başkan Yardımcısı Vance ile görüştüğü, ancak Trump’ın kararını çoktan verdiğinin anlaşıldığı ifade edildi.
Bir Arap yetkili, Cuma günü Witkoff’a yaklaşan bir saldırının söz konusu olup olmadığını sorduğunda, Beyaz Saray temsilcisinin bu soruyu geçiştirdiği belirtildi. Cumartesi sabahı Hamaney’in, ABD’li ve İsrailli planlamacıların hesapladığı şekilde, yardımcılarını devlet yerleşkesinde topladığı aktarıldı. Aynı anda Tahran’da İran güvenlik ve istihbarat yetkililerinin katıldığı iki ayrı toplantının daha yapıldığı, dakikalar sonra Hamaney’in toplantısı dâhil üç noktanın eş zamanlı olarak vurulduğu kaydedildi.
Bir İsrail istihbarat yetkilisi, “İranlılar Cenevre’ye gelip Trump’a istediklerini verselerdi, askeri kanatta frene basardı. Ama kibirliydiler ve onun harekete geçmeyeceğini düşündüler. Yanıldılar.” değerlendirmesinde bulundu.
Axios’un notu: Haberde aktarılan olaylar, büyük ölçüde ABD’li ve müttefik yetkililerin açıklamalarına dayanıyor ve bu anlatımın bağımsız kaynaklarca henüz doğrulanamadığı vurgulanıyor.
Kaynak: Axios





