2003 yılında gizlilik derecesi kaldırılan CIA belgeleri, ABD’nin hava durumunu değiştirmeye yönelik yürüttüğü gizli programları ayrıntılarıyla ortaya koydu. İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre 1965 tarihli belgeler, söz konusu projelerin Vietnam Savaşı‘nda silah olarak kullanıldığını gösteriyor.
Haberine göre yeniden gündeme gelen 18 sayfalık rapor, hava modifikasyonu konusunu ele alıyor. Atmosfere roketle veya uçakla kimyasal madde bırakarak iklimi ve yerel fırtına sistemlerini değiştirmeyi amaçlayan bu yöntem, belgeler çerçevesinde tartışılmaya başlandı. 1965 tarihli belgelerde deneylerde kullanılan spesifik kimyasallar belirtilmemiş olsa da yakında savaş silahına dönüştürülecek hava modifikasyonu projelerine daha fazla kaynak aktarılması gerektiği vurgulandı.
Belgelere göre söz konusu gizli programa ayrılan federal ödenek 1967’de dört kat artırılacaktı; bu, ABD’nin Vietnam’da sel ve toprak kaymasına yol açmak amacıyla toksik madde sıkmaya başladığı yılın ta kendisiydi.

Daily Mail’in aktardığına göre 18 sayfalık raporun CIA’nın kamuya açık arşivlerine sessiz sedasız eklenmesinin ardından gün yüzüne çıkan belgeler arasında dönemin ABD Başkanı Lyndon B. Johnson‘ın gizli operasyonu övdüğü bir mektup da yer alıyor. Johnson’ın CIA’nın hava modifikasyonu projesini onaylaması, fırtınaları güçlendirebilecek “hava uyduları” yaratma çalışmalarını savunduğu konuşmasından yalnızca üç yıl sonraya denk geliyor. Johnson, Mayıs 1962’de Güneybatı Teksas Eyalet Üniversitesi’ndeki mezuniyet töreninde henüz başkan yardımcısıyken “Havayı kim kontrol ederse dünyayı o kontrol eder.” demişti.
Bu konuşmanın üzerinden yalnızca 18 ay geçmişken Johnson, 36. Cumhurbaşkanı oldu ve ardından hava kontrolüne yönelik iki tartışmalı proje olan Proje Stormfury ile Proje Popeye‘yi denetledi. Kayıtlar, gerçek devlet programlarının 1965 itibarıyla hayata geçirildiğini ortaya koyuyor. Proje Stormfury kapsamında kasırgaların içine girilerek fırtınaların iç yapısını bozup etkisini zayıflatmak amacıyla gümüş iyodür adlı dondurucu bir madde saçıldı. Johnson’ın Eylül 1965 tarihli mektubunda ise Florida yakınlarında seyreden ve Kategori 4 kuvvetinde Louisiana’ya vuran Kasırga Betsy olduğu düşünülen bir kasırganın manipüle edilmesine yönelik çalışmalar özellikle zikredildi.
Gazetenin haberine göre 1967’de bu çalışmalar Proje Popeye‘ye dönüştü. Vietnam Savaşı’nda düşman ikmal hatlarına karşı kullanılan bu proje kapsamında ülkenin muson mevsimini yapay olarak uzatmak hedeflendi. İstihbarat yetkilileri, Soğuk Savaş geriliminin tırmanmasıyla birlikte Sovyetler Birliği’ni geçme kararlılığındaki Johnson’ın tam desteğini aldıklarını kayıt altına aldı.
Daily Mail’e göre Vietnam Savaşı’nın ardından kamuoyuyla paylaşılan belgeler, ABD’nin Ho Chi Minh Yolu yakınlarında yağışı artırmak, toprak kaymalarına yol açmak ve rotayı geçilemez hale getirmek amacıyla kurşun iyodür adlı toksik bir maddeyle bulutları tohumladığını gözler önüne serdi. Sağlık otoritelerine göre güvenli bir maruziyet düzeyi bulunmayan kurşun iyodür; baş ağrısı, yorgunluk, karın ağrısı, nörolojik hasar, böbrek sorunları ve çocuklarda gelişimsel bozukluklara yol açabiliyor.

ABD hükümeti bugüne kadar hava modifikasyonunun yalnızca tehlikeli fırtınaları zayıflatmak ve kurak bölgelerde yağış sağlamak amacıyla kullanıldığı tutumunu koruyor. Bununla birlikte Daily Mail’in aktardığına göre belgeleri sosyal medyada paylaşan komplo teorisyenleri, CIA’nın bu projeleri fırtınaları silahlandırarak, güneş ışığını engelleyerek ve gıda kaynaklarını zehirleyerek dünyayı kasıtlı olarak hasta etmek ve hükümetlere bağımlı kılmak amacıyla kullandığını ileri sürüyor. Bu iddialar, yüksek irtifada uçan jetlerin arkasında oluşan ve “chemtrail (kimyasal izler)” olarak adlandırılan beyaz izler etrafında yoğunlaşıyor.
Gazeteye göre ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ve çevre araştırmacısı Dane Wigington, chemtraillerin alüminyum, baryum, stronsiyum ve cıva gibi toksik maddeler içerdiğini öne sürüyor. Kennedy, Nisan 2025’te “Bu maddeler jet yakıtına katılıyor. Bunu durdurmak için elimden geleni yapacağım. Kim yapıyor, bulacağım ve hesap soracağım.” dedi.
Öte yandan bilim insanlarının büyük çoğunluğu bu teoriyi asılsız buluyor. Bilim insanları, uçak egzozundan çıkan su buharının yüksek irtifada buz kristallerine dönüşmesiyle meydana gelen “contrail’lerin (uçak izleri)” doğal bir atmosferik olgu olduğunu savunuyor.
Daily Mail’in haberine göre 30 yıllık çevre araştırmacısı Wigington ise chemtrail iddiasının doğru olduğunu ve bu programın Dünya’nın insan kaynaklı kirliliği kendi kendine giderme kapasitesini fiilen köreltiyor olduğunu öne sürdü. Wigington, yağmur örnekleri üzerindeki laboratuvar testleri, özel uçakların fotoğrafları, hükümet belgeleri ve muhbir ifadelerinin tamamının gizli bir programın varlığına işaret ettiğini ileri sürdü. Toprak testlerine dayanarak ise kanatlarında gizli nozullar ve tanklar bulunduğu iddia edilen uçakların her yıl 40 ila 60 milyon ton nanoparçacık sıktığını savundu.






