Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Nikkei Asia gazetesine verdiği özel röportajda, Türkiye’nin dış politika vizyonu, Japonya ile savunma ve ekonomik ilişkiler, bölgesel krizler ile önümüzdeki döneme ait stratejik hedeflere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin önemli bir drone üreticisi olarak öne çıktığını vurgulayan Fidan, Ankara’nın Tokyo ile savunma sanayii alanındaki ilişkilerini derinleştirmeyi hedeflediğini söyledi. Türk insansız hava aracı teknolojilerinin farklı operasyonel ortamlarda kendini kanıtladığını belirten Fidan, bu teknolojilerin özellikle kıyı ve sınır güvenliği gibi alanlarda Japonya ile ortak geliştirme ve ortak üretim için önemli fırsatlar sunabileceğini ifade etti.
Fidan, “Başta insansız hava sistemleri ve anti-drone teknolojileri olmak üzere havacılık alanında Türkiye, ileri seviyede ve sahada test edilmiş kabiliyetler geliştirdi. Bunlar iş birliği için güçlü bir temel oluşturabilir.” dedi. Türkiye’nin Baykar tarafından geliştirilen ve Ukrayna’nın Rusya’ya karşı etkin şekilde kullandığı Bayraktar TB2 gibi sistemlerle tanınan güçlü bir drone sanayiine sahip olduğuna işaret edilirken, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin (TUSAŞ) de Malezya ve Endonezya gibi ülkelere ihraç edilen ANKA gibi platformlar ürettiği belirtildi. Sektör kaynaklarına göre Türk şirketleri Japon pazarında ABD ve İsrailli savunma firmalarıyla rekabet ediyor.
Çin’in hızla büyüyen askeri kapasitesine ve küresel güvenlik gerilimlerine karşı savunma yeteneklerini genişletmeye çalışan Japonya’da, yerel şirketlerin Türk firmalarıyla iş birliğine ilgi gösterdiği ve mayıs ayı başında İstanbul’da düzenlenen eşleştirme etkinliğine 10’dan fazla Japon şirketinin katıldığı bildirildi.
“Orta Güçler Daha Yakın İş Birliği Yapmalı”
Ankara’da 25 Mayıs’ta gerçekleştirilen röportajda Fidan, jeopolitik belirsizlikler ve ABD’nin “Önce Amerika” yaklaşımına yönelmesi karşısında orta ölçekli güçlerin daha yakın iş birliği yapması gerektiğini vurguladı. Fidan, “Türkiye, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Kanada, Suudi Arabistan, Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık gibi orta güçlerin çok daha yakın iş birliği içinde olması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Japonya’nın, Çin ve Güney Kore’den sonra Türkiye’nin Asya’daki üçüncü büyük ticaret ortağı konumunda olduğunu aktaran Fidan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 5,7 milyar dolara ulaştığını, bunun 5 milyar dolarından fazlasını Japonya’nın Türkiye’ye ihracatının oluşturduğunu belirtti.
Ekonomik ortaklık anlaşması ve sosyal güvenlik anlaşması konusunda on yılı aşkın süredir müzakerelerin sürdüğünü, sosyal güvenlik anlaşmasının olmaması nedeniyle Japon çalışanların her iki ülkede de prim ödemek zorunda kaldığını hatırlatan Fidan, “Sosyal güvenlik anlaşmasında ilerleme sağlıyoruz ve son tur görüşmeler anlamlı sonuçlar üretti. Önümüzdeki dönemde anlaşmaya varmayı umuyoruz.” diye konuştu.
Savunma alanının ötesinde de iş birliği fırsatlarının bulunduğunu vurgulayan Fidan, “Enerji, dijital dönüşüm, havacılık ve uzay teknolojileri, robotik ve dayanıklı tedarik zincirleri gibi alanlarda ülkelerimiz arasında hâlâ değerlendirilmemiş çok büyük bir potansiyel bulunuyor.” dedi.
Kritik Minerallerde “Kazan-Kazan” Ortaklığı Hedefi
Türkiye’nin kritik mineraller alanında önemli bir oyuncu olmayı hedeflediğini ve Eskişehir’in Beylikova ilçesinde önemli miktarda nadir toprak elementi rezervi keşfettiğini anımsatan Fidan, Türkiye’nin uzun vadeli hedefini şu sözlerle açıkladı:
“Stratejik hedefimiz yalnızca çıkarım yapmak değil, yüksek katma değerli ara ürünler ve nihai ürünler üretmektir. Bu noktada Japon teknolojisi ve yatırımlarıyla kurulacak iş birliği gerçek anlamda kazan-kazan ortaklığı yaratabilir. Bu alanda da Japonya ile yakın çalışmaya hazırız.”
2023 yılında Dışişleri Bakanı olmadan önce on yılı aşkın süre Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) başında bulunan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en yakın çalışma arkadaşlarından ve Türk dış politikasının başlıca mimarlarından biri olarak görülen Fidan; Ukrayna, Gazze ve İran başta olmak üzere birçok bölgesel krizde diplomatik temasların merkezinde yer alıyor.
“İran ile ABD Arasında Bir Anlaşma Her Zamankinden Daha Yakın”
Türkiye’nin, Katar gibi bölge ülkeleriyle birlikte Pakistan’ın ABD ile İran arasındaki arabuluculuk çabalarını desteklediğini belirten Fidan, İran-ABD görüşmelerine ilişkin olarak, “Her iki taraf da olumlu bir sonuca ulaşmak istiyor. Birlaşma her zamankinden daha yakın.” dedi.
İran, ABD ve İsrail arasında ateşkes bulunduğunu aktaran Fidan, görüşmelerin şu anda şubat ayı sonundan bu yana kesintilere uğrayan küresel petrol ticaretinin kritik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı üzerinde yoğunlaştığını söyledi. Tarafların, boğazın yeniden açılmasına yönelik nihai bir anlaşmaya varılması halinde “nükleer müzakerelere geçilmesini” öngören bir plan üzerinde çalıştıklarını bildirdi. Fidan’a göre, Hürmüz Boğazı’ndaki fiili abluka hem ABD hem de İran üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Bakan Fidan, “Enerji güvenliği, gıda güvenliği ve yükselen fiyatlar dahil olmak üzere uluslararası etkileri son derece büyük. Bu durum, nükleer dosyaların önüne geçmiş durumda.” ifadelerini kullandı. Fidan, ABD ile İran’ın çatışmaları sona erdirmesi halinde Gazze için bir barış planı üzerindeki görüşmelerin de hızlanabileceğini kaydetti.
İsrail ile İlişkiler ve “Bölgesel Platform” Vizyonu
ABD Başkanı Donald Trump’ın, mayıs ayının sonlarında Ortadoğu liderleriyle yaptığı bir görüşmede Türkiye’yi, İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasındaki ilişkileri normalleştiren İbrahim Anlaşmaları’na katılmaya davet etmesiyle ilgili soru üzerine Fidan, Türkiye’nin İsrail ile uzun yıllara dayanan ilişkilerine dikkati çekti.
“Türkiye ve İsrail’in diplomatik ilişkileri 1949’dan beri devam ediyor.” diyen Fidan, Gazze savaşı öncesinde iki ülke arasındaki ticaret hacminin 10 milyar dolara ulaştığını hatırlattı. Türkiye’nin ticareti durdururken tutumunu açık şekilde ortaya koyduğunu belirten Fidan, İsrail’in Filistinlileri öldürmeyi ve Gazze halkının gıda, barınma, ilaç ve su gibi temel ihtiyaçlara erişimini engellemeyi bırakması gerektiğini vurguladı. Fidan, “Bu şartlar yerine getirilirse normal hayata dönebiliriz. Biz iki devletli çözüm istiyoruz.” şeklinde konuştu.
İsrailli siyasetçilerin Türkiye’yi gelecekteki stratejik bir tehdit olarak göstermesini de değerlendiren Fidan, şu ifadeleri kullandı:
“İsrail iç siyasetinde maalesef sürekli olarak bir düşmana ihtiyaç duyuluyor. Ancak herkes biliyor ki İsrail’in peşinde olduğu şey yalnızca güvenlik değil, daha fazla toprak. Gazze, Batı Şeria, Suriye ve Lübnan’daki mevcut işgaller bunu gösteriyor.”
Uluslararası toplumun İsrail’in sadece bölgesel düzeni değil küresel düzeni de daha fazla istikrarsızlaştırmasını engellemesi gerektiğini savunan Fidan, bölgesel istikrar için iş birliğine dayalı bir “bölgesel platform” vizyonu ortaya koydu. “Bölgedeki tüm ülkeler birbirlerinin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve güvenliğine saygı göstermeli.” diyen Fidan, son dönemde yaşananlardan ders çıkarılması halinde gerçek anlamda iş birliğinin mümkün olabileceğini belirtti. Bu çerçevede Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Körfez ülkelerinin yer alabileceğini, şartlar normalleştiğinde İran’ın da bu yapıya katılabileceğini söyledi. İsrail’in de 1967 sınırları temelinde bir Filistin devletini tanıması halinde ileride bu yapının parçası olabileceğini ifade eden Fidan, “Bu sorun çözülürse İsrail’in güvenliği de bölge ülkeleri tarafından önemli ölçüde desteklenecektir.” dedi.
Ankara’daki NATO Zirvesi Hazırlıkları
Türkiye’nin temmuz ayında Ankara’da kritik bir NATO zirvesine ev sahipliği yapacağını açıklayan Fidan, tüm müttefiklerin onay vermesi halinde Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi NATO’nun Hint-Pasifik ortaklarının liderlerini ve savunma bakanlarını da ağırlamak istediklerini söyledi. Türk hükümetinin NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile program üzerinde çalıştığını belirten Fidan, davetlerin yapılmasının muhtemel olduğunu ima etti.
NATO’ya eleştirel yaklaşımıyla bilinen ABD Başkanı Donald Trump’ın zirveye katılım ihtimali sorulduğunda ise iyimser konuşan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Trump’ın son bir ay içinde birçok kez görüştüğünü ve bu görüşmelerin hiçbirinde Trump’ın zirveye katılmayacağını söylemediğini aktardı. Fidan, “Şu ana kadar tüm hazırlıklarımızı Başkan Trump’ı ağırlayacak şekilde yürütüyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: Nikkei Asia





