ABD’li yetkililere göre İran’la süren savaşta kullanılan yoğun mühimmat, Washington’un Tayvan’ı savunma senaryolarını kısa vadede tam kapasiteyle uygulamasını zorlaştırabilir.
ABD’nin İran’la yürüttüğü askeri operasyonlar, küresel ölçekte stratejik dengeleri etkileyebilecek yeni bir tartışmayı gündeme taşıdı. The Wall Street Journal’ın haberine göre Washington’da bazı yetkililer, savaşta harcanan yüksek miktardaki mühimmatın, Tayvan’a yönelik olası bir Çin saldırısına karşı hazırlanan planları kısa vadede zayıflatabileceğini değerlendiriyor.
Yetkililerin verdiği bilgilere göre ABD, 28 Şubat’ta başlayan İran savaşı süresince 1.000’den fazla uzun menzilli Tomahawk füzesi ile 1.500 ila 2.000 arasında hava savunma mühimmatı kullandı. Bu kapsamda Thaad, Patriot ve Standard Missile önleyicilerinin de yoğun şekilde devreye alındığı belirtiliyor. Mevcut stokların tamamen yenilenmesinin ise altı yıla kadar sürebileceği ifade ediliyor.
Bu tablo, ABD yönetimi içinde Tayvan senaryolarına yönelik operasyonel planların gözden geçirilmesine neden oldu. Pentagon’un farklı ihtimallere göre hazırladığı planların sürdüğü belirtilirken, kısa vadede yaşanabilecek bir mühimmat açığının ABD kuvvetlerini daha yüksek riskle karşı karşıya bırakabileceği değerlendiriliyor. Bununla birlikte bazı yetkililer, savunma sanayisine yapılacak yatırımlar ve üretim kapasitesinin artırılmasıyla bu sürenin kısaltılabileceğini savunuyor.
ABD istihbarat topluluğu ise Mart ayında yaptığı değerlendirmede Çin’in 2027 yılına kadar Tayvan’a yönelik bir savaş başlatmasının düşük ihtimal olduğunu, Pekin’in ada üzerinde tam egemenliği ise 2049’a kadar sağlamayı hedeflediğini belirtti. Buna rağmen olası bir çatışmanın son derece maliyetli ve riskli olacağı vurgulanıyor.
Konuya ilişkin ABD yönetimi içinde farklı görüşler bulunuyor. Pasifik’teki ABD kuvvetlerinin komutanı Oramiral Samuel Paparo, İran’daki operasyonların Amerikan ordusuna önemli savaş tecrübesi kazandırdığını ve mevcut durumda Çin’e karşı caydırıcılığı zayıflatmadığını ifade etti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise mühimmat eksikliği iddialarını reddederek ABD’nin yeterli askeri kapasiteye sahip olduğunu belirtti.
Buna karşın stratejik analiz kuruluşları mühimmat stoklarındaki düşüşe dikkat çekiyor. Yapılan bir değerlendirmede, İran’da kullanılan mühimmatın bazı sistemlerde toplam stokların önemli bir bölümünü oluşturduğu, özellikle hava savunma önleyicilerinde bu oranın daha da yüksek olduğu ifade edildi.
Çin’in artan askeri kapasitesi de bu tartışmayı daha kritik hale getiriyor. 600’den fazla nükleer başlığa sahip olduğu belirtilen Çin’in, genişleyen balistik füze programı, güçlü donanması ve büyüyen insansız hava aracı filosu, Tayvan senaryosunu ABD için en riskli askeri planlardan biri haline getiriyor. Uzmanlar, böyle bir çatışmada on binlerce askerin hayatını kaybedebileceği ve büyük çaplı askeri kayıpların yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD’nin bu süreçte mühimmat üretimini artırmak için savunma sanayii şirketleriyle iş birliklerini genişlettiği ve üretim kapasitesini hızla yükseltmeye çalıştığı belirtiliyor. Ayrıca Avrupa’ya gönderilmesi planlanan bazı önleyici sistemlerin ABD stoklarına yönlendirildiği de ifade ediliyor.






