İspanyol savunma platformu Defensa y Seguridad, KAAN programında önümüzdeki iki yılın belirleyici olacağını belirterek, uçuş testleri, sistem entegrasyonu ve seri üretime hazırlık süreçlerinin programın geleceği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti.
Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN, İspanyol savunma basınında kapsamlı bir analize konu oldu. Defensa y Seguridad tarafından yayımlanan değerlendirmede, programın artık yalnızca bir teknoloji gösterimi olmaktan çıktığı ve operasyonel kabiliyete ulaşma yolunda belirleyici bir aşamaya geçtiği vurgulandı.
Analizde, bu tür projelerde tek bir gösterim uçağından çok sayıda prototipin kullanıldığı test sürecine geçişin yalnızca daha fazla uçak üretmek anlamına gelmediği belirtildi. Her bir prototipin farklı görevler üstlendiği ifade edilirken; yapısal testler, aerodinamik doğrulama, sensör entegrasyonu, aviyonik denemeleri, silah uyumluluğu, motor performansı, radar izi ve görev yazılımı gibi çok sayıda kritik unsurun bu süreçte test edildiği kaydedildi.
TUSAŞ’ın 2026 yılında KAAN’ın yeniden yoğun uçuş faaliyetlerine başlamasını planladığı belirtilen haberde, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu’nun da bu dönemde yeni uçuşların gerçekleştirileceğini ifade ettiği aktarıldı. Analizde, programın önce yeni prototiplerle uçuşların pekiştirilmesini, ardından uçuş zarfının genişletilmesini ve son aşamada Türk Hava Kuvvetleri için hazırlanacak ilk konfigürasyonun olgunlaştırılmasını hedeflediği değerlendirildi.
KAAN’ın Şubat 2024’te gerçekleştirdiği ilk uçuşun Türk savunma sanayii açısından önemli bir dönüm noktası olduğu belirtilirken, gerçek değerlendirmenin artık nihai tasarıma daha yakın özellikler taşıyan yeni prototiplerle yapılacağı ifade edildi.
Haberde ayrıca, Savunma Sanayii Başkanlığı ile TUSAŞ arasında ilk 20 adet KAAN Block-10 savaş uçağının tedarikine yönelik sözleşmenin Mayıs ayında imzalandığı hatırlatıldı. Uçakların 2028-2030 döneminde Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edilmesinin planlandığı belirtilirken, Block-10 konfigürasyonunun ilk üretim standardını temsil ettiği ve General Electric üretimi F110-GE-129 motorlarını kullanacağı kaydedildi. Bu tercihin, geliştirme aşamasındaki milli motora bağımlılığı azaltarak program takvimindeki riskleri düşürmeyi amaçladığı ifade edildi.
Defensa y Seguridad, Türkiye’nin KAAN programında aşamalı bir geliştirme modeli izlediğini belirterek, ilk etapta operasyonel bir sürümün hizmete alınmasının hedeflendiğini aktardı. Analizde, milli TF35000 motorunun ise daha ileri aşamalarda ve Block-30 seviyesine yakın bir konfigürasyonda sisteme entegre edilmesinin öngörüldüğü bilgisine yer verildi.
Öte yandan, açıklanan takvimin oldukça iddialı olduğu değerlendirilirken, 2026 ve 2027 yıllarındaki yoğun test faaliyetlerinin ardından ilk teslimatların 2028 sonu ve 2029 başında gerçekleştirilmesinin teknik, endüstriyel ve bütçesel açıdan yüksek bir tempo gerektirdiği vurgulandı. Yeni prototiplerin ilk geliştirme uçağına göre çeşitli yapısal ve geometrik değişiklikler içerebileceğine dikkat çekilen haberde, bu tür değişimlerin ileri seviye savaş uçağı projelerinde olağan bir süreç olduğu ifade edildi.
Analizde ayrıca KAAN’ın yalnızca bir sanayi projesi olmadığı, aynı zamanda Türk Hava Kuvvetleri’nin gelecekteki ihtiyaçlarına yönelik stratejik bir çözüm olarak görüldüğü belirtildi. Uçağın modernize edilmiş F-16’lar, gelecekte tedarik edilmesi planlanan Eurofighter savaş uçakları, insansız savaş sistemleri, hava savunma unsurları ve yerli mühimmatlarla birlikte görev yapmasının beklendiği kaydedildi.
Defensa y Seguridad, KAAN programının artık en ciddi aşamasına girdiğini belirterek, bundan sonraki süreçte uçağın yalnızca sergilenmesinin değil; uçuş, doğrulama, düzeltme, entegrasyon ve üretim kabiliyetlerinin ortaya konmasının belirleyici olacağını değerlendirdi.






