Reuters’ın araştırmasına göre İran, ABD’nin deniz ablukasını ve Batılı ülkelerin yaptırımlarını aşmak amacıyla dünya genelinde faaliyet gösteren 5 binden fazla kuruluş üzerinden kapsamlı bir askeri tedarik ağı oluşturdu. Tahran yönetiminin Ocak 2025’ten bu yana söz konusu ağ aracılığıyla en az 2 milyar dolarlık askeri teçhizat, patlayıcı ve ağır vasıta ithal ettiği ortaya çıktı.
İran’ın uluslararası yaptırımlara rağmen füze ve insansız hava aracı (İHA) üretimini sürdürmesini sağlayan tedarik mekanizmasına ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Reuters’ın binlerce banka kaydı, devlet belgesi, şirket sicili ve ithalat verisine dayandırdığı araştırma, Tahran yönetiminin askeri ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla küresel ölçekte faaliyet gösteren gizli bir ticaret ağı kullandığını ortaya koydu.
İsrail-Amerikan risk danışmanlığı şirketi 240 Analytics ile birlikte yürütülen araştırmada, İran Savunma ve Silahlı Kuvvetler Lojistik Bakanlığı (MODAFL) ile bağlantılı 5 binden fazla kuruluş tespit edildi. İsimleri “MOD” harfleriyle başlayan bu kuruluşların, İran’ın askeri tedarik faaliyetlerinde ve yaptırımları aşma girişimlerinde önemli rol oynadığı belirtildi.
Askeri tedarik ağının merkezinde 5 binden fazla kuruluş bulunuyor
Reuters’ın incelediği kayıtlara göre söz konusu kuruluşların tamamı, Tahran’daki Savunma ve Silahlı Kuvvetler Lojistik Bakanlığı ile aynı adresi kullanıyor.
Kuruluş belgelerinde faaliyet başlangıç tarihi olarak İran’da monarşinin devrildiği 11 Şubat 1979 gösterilmesine rağmen, kayıtlar bu yapıların büyük bölümünün 2013 yılında oluşturulduğuna işaret ediyor.
Ağın, İran’ın petrol ihracatının ve ulusal para biriminin ağır yaptırımlar nedeniyle değer kaybettiği dönemde genişletildiği belirtiliyor.
Araştırmada bazı kuruluşların İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve ülkenin siyasi seçkinlerinin kontrolündeki “bonyad” olarak bilinen ekonomik yapılarla bağlantılı olduğu tespit edildi.
Tek bir kuruluş üzerinden kapsamlı askeri malzeme ithalatı
Araştırmada özellikle MOD 346428 numaralı kuruluşun gerçekleştirdiği ithalat işlemleri öne çıktı.
Ocak 2025 ile Haziran 2026 arasındaki 18 aylık dönemde bu kuruluşun roket yakıtı bileşenleri, patlayıcılar, silah parçaları ve füze fırlatma aracı olarak kullanılabilecek ağır vasıtalar ithal ettiği belirlendi.
İthal edilen ürünlerin önemli bir bölümünün kayıtlarda Çin, Rusya ve Almanya menşeli olarak gösterildiği aktarıldı.
Reuters’ın ulaştığı verilere göre yalnızca 2026’nın ilk altı ayında gerçekleştirilen sevkiyatlar arasında 1,9 milyon dolar değerinde ateşleyici düzenek, tonlarca patlayıcı, uçak motoru parçaları ve roket yakıtı bileşenleri bulunuyor.
Silah ve yaptırım uzmanları, söz konusu malzemelerin Şahid serisi İHA’lar da dahil olmak üzere balistik füze ve insansız hava araçlarının üretiminde kullanılabileceğini değerlendirdi.
Petrol gelirleriyle yaptırımları aşan paralel ticaret sistemi
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de İran’ın uluslararası finans sistemini kullanmadan ithalat işlemlerini gerçekleştirmesi oldu.
ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisinin (OFAC) eski yöneticilerinden Miad Maleki, söz konusu ağın İran’ın yaptırımlara tabi petrol satışlarından elde ettiği gelirleri askeri malzeme alımında kullanmasını sağlayan paralel bir dış ticaret sistemi oluşturduğunu belirtti.
Reuters’ın incelediği sevkiyatların yüzde 97’sinde işlemlerin “döviz transferi olmadan” gerçekleştirildiği tespit edildi.
Bu yöntemde yurt dışında faaliyet gösteren güvenilir aracılar ve paravan şirketlerin, yabancı bankalardaki kaynakları kullanarak malzeme satın aldığı ve ürünleri İran’a gönderdiği ifade edildi.
Maleki, sistemi İran ordusunun savaş sırasında ve önceki yıllarda faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan kritik bir mekanizma olarak nitelendirdi.
Devrim Muhafızları ve füze programıyla bağlantılar tespit edildi
Araştırmada tedarik ağının İran’ın balistik füze programını yöneten askeri birimler tarafından da kullanıldığı belirtildi.
Ayrıca 91 kuruluşun kayıtlı telefon numaralarının, Devrim Muhafızları mensuplarının devlet kontrolündeki Bank Sepah hesap kayıtlarında da yer aldığı tespit edildi.
Bu kişiler arasında ABD tarafından sivil göstericilere yönelik hak ihlalleriyle suçlanan en az iki komutanın bulunduğu aktarıldı.
Ağın kullanıcıları arasında, Rusya’ya İHA üretimi ve tedariki nedeniyle ABD tarafından 2024 yılında yaptırım listesine alınan Sahara Thunder şirketinin de bulunduğu belirlendi.
Reuters, İran ordusunun uzun yıllardır çeşitli ABD yaptırımlarına tabi olmasına rağmen araştırmada tespit edilen numaralandırılmış kuruluşlardan herhangi birinin Batılı hükümetler tarafından doğrudan yaptırım listesine alındığına ilişkin kanıta ulaşamadığını bildirdi.
Çin, Rusya ve Orta Asya üzerinden sevkiyatlar
İncelenen belgeler, İran’ın askeri üretimde kullanılabilecek malzemeleri farklı güzergâhlar üzerinden ülkeye ulaştırdığını gösterdi.
Sevkiyatların Rusya’dan Hazar Denizi üzerinden yük gemileriyle, Orta Asya’dan kara yoluyla ve Çin’den kargo uçaklarıyla gerçekleştirildiği belirtildi.
Reuters’ın yaklaşık 19 bin ithalat kaydının bir bölümünü sevkiyat belgeleri, sosyal medya görüntüleri ve devlet medyasındaki haberlerle karşılaştırarak doğruladığı aktarıldı.
İthal edilen ürünlerin neredeyse tamamının gümrük vergisinden muaf tutulduğu ve kayıtlarda özellikle askeri teçhizat olarak sınıflandırıldığı tespit edildi.
Bununla birlikte uzmanlar, patlayıcılar dahil bazı ürünlerin hem sivil hem askeri amaçlarla kullanılabilen çift kullanımlı malzemeler olduğuna dikkat çekti.
Füze ve İHA üretimi için gelişmiş makineler de satın alındı
İran’ın yalnızca hazır bileşenleri değil, kendi askeri teçhizatını üretebilmek için gelişmiş endüstriyel makineleri de ithal ettiği belirlendi.
Haziran ayına kadar uzanan ithalat kayıtlarında bilgisayar kontrollü hassas torna tezgâhları, elektron ışınlı fırınlar ve parçacık hızlandırıcıları gibi ekipmanların bulunduğu görüldü.
Söz konusu makinelerin sivil sanayide kullanılabildiği gibi füze ve İHA gövdelerinin üretiminde de değerlendirilebileceği belirtildi.
Columbia Üniversitesinden Peter Salisbury, verilerin İran’ın mevcut füze ve İHA kapasitesini yeniden oluşturmak veya genişletmek amacıyla endüstriyel ölçekte faaliyet yürüttüğüne işaret ettiğini söyledi.
Salisbury, araştırmanın İran’ın tedarik sisteminin yeni güzergâhlar bulma ve değişen koşullara uyum sağlama kapasitesini ortaya koyduğunu ifade etti.
ABD ve İsrail’in saldırılarına rağmen tedarik sürüyor
Reuters’ın araştırmasına göre ABD ve İsrail, 28 Şubat 2026’da başlayan savaşın ilk günlerinden itibaren İran’ın balistik füze ve İHA altyapısını hedef aldı.
Pentagon’un mühimmat üretildiğini belirttiği tesislerin de saldırılara maruz kaldığı aktarıldı.
Reuters, saldırıların İran’ın üretim kapasitesinde yol açtığı hasarın boyutunu belirleyemediğini ancak Tahran yönetiminin komşu ülkelere ve Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan gemilere yönelik saldırılarını sürdürdüğünü bildirdi.
Araştırmaya göre gizli tedarik ağı, İran’ın savaş sırasında füze ve İHA stoklarını yenilemesine yardımcı olan önemli mekanizmalardan biri olarak öne çıkıyor.
Çin ve ABD’den açıklamalar
Reuters’ın araştırmaya ilişkin sorularını yanıtlayan Çin Dışişleri Bakanlığı, aktarılan durumdan haberdar olmadığını bildirdi.
Bakanlık, bölgesel çatışmaların Çin ile ilişkilendirilmesine ve ülkenin itibarının zedelenmesine yönelik girişimlere karşı çıktığını açıkladı.
ABD Hazine Bakanlığından bir sözcü ise Washington yönetiminin İran’ın ekonomik kaynaklarını hedef alan önlemler aldığını belirterek, Tahran’ın yaptırımları aşma ve askeri programlarını finanse etme girişimlerine karşı mücadeleyi sürdürdüklerini ifade etti.
Rusya Savunma Bakanlığı, Beyaz Saray ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise Reuters’ın açıklama taleplerine yanıt vermedi.
ABD Başkanı Donald Trump da 12 Ekim’de yaptığı açıklamada Çin ve Rusya’nın İran’a destek sağladığına inanmadığını belirtmiş, böyle bir desteğin bulunması hâlinde bunun çok düşük düzeyde olacağını savunmuştu.





